|
Ankara Ulucanlar Basın Açıklaması |
|
|
26 Eylül 2007
Ankara Merkez Kapalı Hapishanesi önündeyiz.
Bu duvarların arkası bugün boş. Ama onlarca yıl siyasi tutuklu ve hükümlülerin siyasal iktidarlar tarafından “ıslah” edilmeye çalışıldığı 4. ve 5. koğuş, fareleri ve kırık camları ile müşahade koğuşu, kanlı hamam, kapı altı avlusu ve darağaçlarının yaslandığı kavak, milletvekilleri koğuşu, sendikacılar koğuşu hala orada duruyor.
Ulucanlar hapishanesi; siyasal iktidarların kimliklerinden soyundurmaya çalıştığı siyasal tutuklu ve hükümlülerin eziyet ve onur dolu tarihsel çizgisini, sıkıyönetim askeri hapishanelerinden, Diyarbakır zindanlarından, F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevlerine taşıyan zincirin en güçlü halkasıdır.
Zulme ve kişiliksizleştirilmeye karşı direnişin sembolleri olmuş “Onların”, siyasal ve külürel bütünlüklerinden vazgeçmemek uğruna, yaşamlarını ve bedensel bütünlüklerini gözden çıkaran bu onurlu insanların evleri önünde misafiriz burada.
1999 senesinin 26 Eylülünde; silahlı yüzlerce kolluk, asker, polis, özel tim, gardiyan ve itfaye erine; binlerce mermi, onlarca bomba ve tonlarca köpüğe rağmen, insan ve devrimci kalabilmenin mümkün olduğunu bizlere öğreten İsmet, Habip, Abuzer, Halil, Önder, Aziz, Ahmet, Ümit, Mahir ve Zafer’i hiç unutmayacağız.
Ankara mahkemelerinde zamanaşımına terkedilmiş dosyalarda bir türlü “yargılanamayan” katillerin, parçası oldukları sistem ile birlikte tarihin hassas terazisinde tartılmasını sağlamak üzere hafızalarımızı hep canlı tutacağız.
Katilleri bizlerle yüzleştirmeden, ne anayasaların sivil, ne yönetimlerin demokratik, ne de hukukun üstün sayılamayacağını hep birlikte haykıracağız. Ulucanlar katliamı nasıl tecrite dayalı bir infaz rejimine geçişin simgesi olarak kullanıldıysa, ulucanlar direnişi de siyasal ve toplumsal muhalefetin yıldırılarak yahut korkutularak sindirilemeyeceğinin açık dışavurumudur.
Siyasal ve toplumsal muhalefetin cezaevi yaptırımları ile tehdit edilmesine son verilmelidir.
Cezaevi katliamının kimlikleri açıkça bilinen adli ve siyasi sorumluları cezalandırılmalıdır.
Tecrit insanlık suçudur ve tamamen kaldırılmalıdır.
22 Ocak Genelgesi’nin haftalık toplu görüşmelere ilişkin düzenlemesi derhal hayata geçirilmelidir.
Çağdaş Hukukçular Derneği; avukatlıklarını yapma onurunu taşıdığı bu kararlı ve fedakar muhalefetin acımasızca katledilmesinin sorumlularını, varolduğu sürece kovuşturacak ve izleyecektir. Bizler yorulmayacağız. Katledilen dostlarımızın anısı ve bugün sahip çıkıldığından emin olduğumuz mücadeleleri bize bu gücü vermektedir.
Saygılarımızla.
|