ÜyeFormu

Hoşgeldin Ziyaretçi.






Parolamı unuttum
Üye değil misiniz? Üye Olun
Aktivasyon mailiniz gelmedimi? tekrar isteyin?

Site İçi Arama

Advertisement
Ana Sayfa
Avukatlar Günü Basın Açıklaması 2008 Yazdır E-posta

Değerli Meslektaşlarımız,      

Bugün 5 Nisan, 

Egemen güçlerin devleti, yargıyı, yasaları

ve hukuku kendi çıkarları

doğrultusunda saydamlaştırdıkları

bir ortamda…

                                                                                 

 "Hukuk"un toplumsal yaşamın içinde giderek daha fazla alanı kapladığı çağımızda, hakların ve özgürlüklerin kullanılmasında, savunulmasında ve geliştirilmesinde önemli bir yeri olan avukatlık mesleğinin "toplumsal" niteliğinin giderek göz ardı edildiği bir süreci de birlikte yaşıyoruz.


Mesleklerin kamu yararı gözeterek ürettiği hizmetlerin sunumunda "kamu yararı"ndan önce bireysel ihtiyaçları ve "piyasa gerekleri"ni esas alan neo-liberal politikalar, mühendislik, tıp ve diğer alanlarda olduğu gibi avukatlık mesleğinde de bir dönüşümü hayata geçiriyor.

 

2007 yılında Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan Avukatlık Kanunu Taslak Önerisi ile avukatlık mesleğinde bu dönüşümün ne şekilde gerçekleşmesinin planlandığını gördük. Ücretli avukatların baro levhasına yazılmaması, baro genel kurullarında oy kullanamaması gibi öneriler, avukatlık mesleğini "yargının bağımsız ayağı", "savunma hakkının bağımsız temsilcisi" ve kamusal niteliği de olan bağımsız bir meslek olarak görenlerimiz için inanılması güç tekliflerdi. Diğer yandan, sermaye temelli büyük hukuk bürolarının "personel" ihtiyacını karşılamayı amaçlayan bu önerilerin kendi meslek örgütümüzden gelmiş olması yüreğimizi yaktı. 

 

En gelişkin Avrupa demokrasilerinde ve ABD'de avukatlık şirketleşip tekelleşerek sermaye çevrim alanı haline gelmeye, savunma hakkı pahalı bir hak olmaya başladığından günümüze yaklaşık 50 yıl geçti. Hiyerarşik yapılanmayı, ücretli emek kullanmayı, pazar rekabeti ile bağımsız avukatların tasfiyesini de beraberinde getiren bu süreç hakime de, iktidara da, müvekkile de bağımlılığın geliştiği, ilan edilen biçimin gerçekle yüzleştiği ve yenilgiye uğradığı bir süreçtir. Bu süreç savunma mesleğini de çok yönlü bir bağımlılık içine sıkıştırmaktadır. Tıpkı yargı gibi.

 

Bağımsızlıkta diretenler yıkıcı rekabet ve kriz koşullarında ayakta durmaya çalışırlarken, polisin ve iktidarın hem kendilerine hem de müvekkillerine saldırıları ile boğuşmaktadırlar. Bu yıl da önceki yıllarda olduğu gibi, yaptıkları savunmalar, yazdıkları dilekçeler sebebiyle onlarca avukat adli takibata uğradı. Sayıları azalsa bile, varlıkları sömürülen-ezilen insanlığın, yok edilen doğal güzelliklerin mücadelesi ile özdeşleştikçe güçlenecek, savunma hakkının ve bağımsızlığının, adil yargılamanın son sözünü onlar söyleyecekler.

 

Avukatlar olarak bizler, toplumdaki itibarının koruması ve geliştirmesi için mesleğimizin daha fazla "sermaye" merkezli bir bakışla dönüştürülmesi önerilerine şiddetle karşı durmalıyız. Avukatlık mesleğinin ve meslek örgütlerimizin toplumdaki saygın yerini ve bağımsızlığını ancak "toplumsal" sorumluluklarını sahiplenerek koruyabileceğini unutmamalıyız.

 

Bunun için öncelikle;

- mesleğe kabulde ve disiplin işlemlerinde Adalet Bakanlığı'nın katılımı sona erdirilmeli;

- Adalet Bakanlığı'nın Türkiye Barolar Birliği ve barolar üzerindeki idari ve mali denetimine son verilmeli;

- Yürürlüğe girdiği tarihten itibaren avukatların görevlerini yerine getirmesinin engellenmesi için bahane olarak öne sürülen ve onlarca meslektaşımızın karakollarda, emniyet müdürlüklerinde şiddete uğramasına zemin hazırlayan Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun kolluğun keyfi ve hukuksuz güç kullanımına imkan veren hükümleri kaldırılmalı;

- savunmanın herkes için bir hak olduğu vurgulanarak, "zorunlu müdafilik" imkanını ve Baroların "zorunlu müdafilik" uygulamasındaki rolünü daraltan CMK ve ilgili yönetmelik değişiklikleri geri alınmalı;

- ücretli çalışan avukatların çalışma koşulları iyileştirilmeli; mesleki bağımsızlık, ücret, çalışma saatleri, çalışma koşulları ve tatil (dinlenme) hakkı konularında güvence sağlanmalı;

- stajyer avukatların sosyal güvenlikleri sağlanmalı, yüklü staj kaydiyesi uygulamalarından vazgeçilmeli, kaynağı vekaletname pulları olan ödeme stajyerlere "kredi" olarak değil, karşılıksız "burs" olarak verilmeli ve tutarı geçime yeterli miktara yükseltilmeli, staj eğitiminin niteliği geliştirilmeli ve mesleğin "toplumsal" yönünü genç avukatlara aktaracak bir anlayışla sürdürülmeli.

 

Sonuç olarak; ya avukatlık mesleğinin, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin ihtiyaçlarına ve bunun gerektirdiği etik kurallara göre biçimlendirilmesinde ısrarcı; metalaşma, sermayeleşme, tekelleşme sürecinin doğal sonucu olan ücretli avukatların haklarının savunulmasından yana taraf olacağız ve bu mücadelenin yeni ve gelişkin araçlarını yaratacağız ya da Molierac'ın tanımımın aksine, efendiler ve köleler olarak ayrışıp savunma hakkı ve bağımsızlığının, adil yargılanma hakkının, savunma mesleğinin etik kuralları ile birlikte çöküşüne tanık olacağız.

 

Bugün 5 Nisan. Hepimize kutlu olsun.