ÜyeFormu

Hoşgeldin Ziyaretçi.






Parolamı unuttum
Üye değil misiniz? Üye Olun
Aktivasyon mailiniz gelmedimi? tekrar isteyin?

Site İçi Arama

Ana Sayfa arrow Haberler arrow Basın Bültenleri arrow Genel Merkez Basın Açıklaması
Genel Merkez Basın Açıklaması Yazdır E-posta

KANLI OPERASYONUN 8.YILINDA CEZAEVLERİNDE TECRİT, İŞKENCE VE ÖLÜM SÜRÜRÜYOR!


 
            8 yıl önce tarihte bugün!

            19 Aralık 2000'de Türkiye'nin 20 cezaevinde aynı anda ve taammüden 30 tutuklu ve hükümlü devletin "güvenlik" güçleri tarafından katledildi, yüzlercesi yaralandı, sakat bırakıldı.

           Zalimdiler ve korkaktılar. İşte bu nedenle ikiyüzlüydüler.

            Hapsedilmiş savunmasız insanları katlettiler, adına "hayata dönüş" dediler.

            İzli mermiler, lazer güdümlü silahlar, ilk defa denenen kimyasal silahlar kullandılar, inkar ettiler. Gerçek Adli Tıp raporlarıyla yıllar sonra kanıtlandı.
            6 kadın tutukluyu, demiri ve betonu dahi yakabilen kimyasal silahlarla yakarak öldürdüler ve "kendilerini yaktılar" dediler.

            Küçücük alanlarda uzun namlulu silahlarla onbinlerce mermi harcadılar, bu nedenle birbirlerini vurdular; "teröristler askerimizi şehit etti" diye açıkladılar. Gerçekler Adli Tıp raporlarıyla anlaşıldığında sustular.

            Sahtekardılar, sahte tutanaklar düzenlediler. Cezaevlerinde uzun namlulu silahlar dahil çok sayıda silah ele geçirdiklerini iddia ettiler. Dezenformasyona hazır basını çok kolay kullandılar. Ancak hiçbir "güvenlik" görevlisinin içerden atılan kurşunla yaralanmamış olmasını izah edemediler; hiçbir cezaevi yöneticisi bu silahlar nedeniyle yargılanmadı, cezalandırılmadı.

            En az 100 ölü beklediklerini söylediler─ ki bu önceden planlanmış asgari bir limittir─ 30 ölüyü başarı olarak kaydettiler.

            Vahşeti anlatan tutuklu ve hükümlü mektuplarını yok ettiler, karaladılar, sansürlediler. Savunmasız insanlara karşı vahşi oldukları kadar gerçekler karşısında korkaktılar.

            Siyasal tutuklu ve hükümlülere "terörist" dediler, "zorla ölüm orucu ve açlık grevi yaptırıyorlar" dediler, "koğuş sistemi sağlıksız, oda sistemi insan haklarına uygun" dediler; tüm tutuklu ve hükümlüleri F tipi tecrit hücrelerine döve döve, işkence yapa yapa kapattılar.   

            "Susurluk"tular, "Ergenekon"dular, "Gladyo"ydular, "Özel Harp Dairesi, JİTEM" diler. İnsanları öldürerek "dur" duran polistiler. Yasa tanımazdılar, dokunulmazdılar. Devletin ve faşizmin ta kendisiydiler.

            Amaçları gelişen toplumsal muhalefeti cezaevlerinden başlayarak susturmak ve baskı altına almaktı. Kriz yaklaşıyor toplumsal patlamalar bekleniyordu.

            Ve dönemin başbakanı Ecevit asıl gerçeği "itiraf" etti:

            "F tipi cezaevleri olmadan İMF kararları uygulanamaz"

            Tıpkı 12 Eylül' ün sonradan itiraf edilen gerekçesi gibi:

            "12 Eylül olmadan 24 Ocak (1980 – İMF) kararları uygulanamazdı"

            İçeri tıkılmış siyasal toplumsal bilinç F tipi hücrelerde yok edilmeden dışarı hücreleştirilemezdi.

            İşte bizim doğrumuz bu tarih bilincinde saklıdır. Oradan referans alır.

            İçerde, dışarıda hücreleri parçala!