ÜyeFormu

Hoşgeldin Ziyaretçi.






Parolamı unuttum
Üye değil misiniz? Üye Olun
Aktivasyon mailiniz gelmedimi? tekrar isteyin?

Site İçi Arama

Advertisement
Ana Sayfa
Genel Merkez Basın Açıklaması (08.06.2007) Yazdır E-posta
DEVLETİN POLİSİ
POLİS DEVLETİ



İktidar güçleri her zaman olduğu gibi yine “terör”-güvenlik gerekçesine sığınarak polisi sınırsız yetkilendirmek üzere yeni bir PVSK tasarısı yasalaştırdılar.

Yasanın özü tüm halkın potansiyel suçlu ilan edilmesinden ibarettir. Yasanın deyimiyle;

• “Silah ruhsatı, sürücü belgesi, pasaport veya pasaport yerine geçen belge almak için başvuruda bulunan,
• Genel ve özel kolluk görevlisi ya da özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilen
• Türk vatandaşlığına başvuran
• Sığınma talebinde bulunan veya gerekli görülmesi halinde ülkeye giriş yapan sair yabancı
• Gözaltına alınan”
herkesin ve giderek tüm toplumun parmak izi ve fotoğrafları kayda alınacak;

Kişilerin üstleri, araçları özel kağıtları ve eşyası yargı izni olmadan istenildiği zaman aranabilecek;

Ve polisin dur ihtarına uymayan herkes vurulabilecek .

Gerisini saymaya gerek yok, özeti büyük gözaltı .

Kitlesel yoksullaşma ile parasal zenginliğin uçlarda biriktiği tarihsel süreçlerle merkezi iktidar ve güç yoğunlaşmasının kaçınılmaz olduğuna bir kez daha tanık oluyoruz.

Yoksullaşan orta sınıflara enjekte edilen milliyetçilik yükseltilirken baskı yasalarına hız verilmesi bilinen bir faşizm klasiğidir.

Geçtiğimiz 1 Mayısta işçi sınıfının Taksim’e çıkmasını engellemek için Vali tarafından kilitlenen İstanbul’da;

- Sokaktan geçen lokantada yemek yiyen insanlara dahi saldırıp Taksim’i savaş alanına çevirmekle övünen, yere düşen her göstericiye güruh halinde saldırıp öldüresiye coplayan, tekmeleyen; yerde bulduğu pankartın dövizin üzerinde tepinen,

- Özellikle işkence ve yargısız infaz suçlarından dolayı yargı organları nezdinde fiili dokunulmazlığa sahip olan

- Düzenlediği raporlar iddianameye dönüşüp, sonradan yargı kararı haline gelebilecek kadar yargıyı etkileyebilen polisin yetkileri az bulunuyorsa yanıtlanması gereken soru ülkenin demokratikleşme yolunda değil faşizm yolunda ne kadar mesafe katettiğidir.

Bu yasa tasarısı aynı zamanda, darbe tehditleri karşısında mağdur-mazlumu oynayıp demokrat görünmeye çalışan bir iktidar kanadının gerçek yüzünün de dışavurumudur.

Demokratikleşme görüntüsü uğruna çıkarılan AB uyum yasalarının vitrinlik işlevinin dahi tahammül edilebilirlik sınırlarını aştığı zaten bilinen bir gerçektir. Ancak asıl bilinmesi gereken yeni baskı-izleme-denetleme yasalarının da AB’nin önde gelen ülkelerinden- TÜSİAD desteğinde- kopyalanmakta olduğudur.

Son süreç hücre tipi cezaevleriyle başladı. Tüm birey ve kurumları izleme - denetleme- fişleme yasaları internet sansürleri ve MOBESE projesiyle devam etti. En son PVSK geçti. Devamı gelecektir.

Buna izin vermeyelim!

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ