|
|
Ana Sayfa Haberler Basın Bültenleri Genel Merkez Basın Açıklaması 15 Mayıs 08
|
Genel Merkez Basın Açıklaması 15 Mayıs 08 |
|
|
|
15 Mayıs 08
BASINA VE KAMUOYUNA
Antalya'da 11 mayısta Başbakanlık Korumaları tarafından kaçırılan ve işkence edilen Ertuğrul Sağlam'la ilgili olarak basında çıkan haberlerden sonra, Başbakanlık tarafından 14 Mayısta yapılan açıklama , hukukun bu ülkede düşürüldüğü zavallılığı göstermesi bir tarafa "işkenceye sıfır tolerans" diye işe başlayanların bu suça nasıl ortak olduğunun da ibret verici bir vesikası olarak tarihe geçecektir.
11 Mayısta Antalya'da yaşananlar bellidir. Başbakan'ı protesto bir yurttaş başbakanın korumaları tarafından kaçırılmış, işkence görmüş ve ıssız bir yerde terk edilmiştir.
Buna ilişkin fotoğraf görüntüleri basına yansımış, bu görüntülerde Ertuğrul Sağlam'ın YAKA PAÇA korumalar tarafından götürüldüğü ve vücudundaki işkence izleri açıkça ortaya çıkmıştır.
Buna rağmen 14.5.2008 tarihinde yapılan başbakanlık açıklamasında, Eruğrul Sağlam'ın "Başbakan'a yönelik olarak yüksek sesle yönelik ağır hakaret ve tahrik içeren ifadeler kullandığı, bunun üzerine kendisine karşı arzu edilmeyen tepkilerin oluşmasını engellemek maksadıyla Başbakanlık koruma görevlilerinin şahsı topluluktan uzaklaştırmak için müdahale ettiği " belirtilmiştir.
Bu belge, suçluluğun telaşı ile hazırlanan bir suçüstü belgesidir.
Yine bu belgenin biz hukukçuların hiçte yabancısı olmadığımız " bir suçlunun ruh halini" nasıl olabileceğini kamuoyuna göstermesi açısından da bir ibret tablosu olması daha önemlidir..
Tekrar ediyoruz.
Hukuku bu ülkede "zavallı" duruma düşürenler, Antalya'da çırılçıplak yakalanmıştır.
Asıl üzücü olan ise , devletin en önemli makamlarının başında bulunanların, kendilerini savunmaya çalışırken bu kadar aciz duruma düşmeleridir.
Artık adres bellidir.
Bu olaydan sonra, ne söylenirse söylensin ,hangi sözler verilirse verilsin ,işkence ve fena muamelenin bu yönetim anlayışı iktidarda olduğu sürece ülke toprakların asla terk etmeyeceğini artık biliyoruz.
Ancak yinede bu açıklamayı kaleme alanlara soruyoruz.
1- Başbakana bu kadar ağır hakaret edildiyse ve bu ülkede bu eylem bir suçsa, Ceza
Muhakemesi Kanunda ve Polis Vazife Selahiyetleri Kanununun 90/5 maddesinin emredildiği gibi BAŞBAKANLIK KORUMALARI SUÇLUYU YAKALADIKTAN SONRA ANTALYA POLİSİNE TESLİM ETMEMİŞLER VE CUMHURİYET SAVCISINA HABER VERMEMİŞLERDİR.
2- " Arzu edilmeyen tepkilerin oluşmasını engellemek maksadıyla, şahsa topluluktan
uzaklaştırmak için müdahale " ne anlama gelmektedir, ne kast edilmektedir.?
3- Bildirideki anlamıyla müdaheleden amaç protestocu vatandaşı "çevrenin tepkilerinden korumak" ise yasa ve yönetmelikler Başbakanlık Korumalarını , Başbakanı korumak dışında "BAŞBAKANI SÖVENLERİ DE KORUMAK" gibi görev ve sorumluluk da mı yüklemektedir ?
Bu soruların cevaplarını bu bildiriyi hazırlayan mutlaka vermeli, yada bu ülkede yaşayanlara bizlerin vaat edeceği tek şey dayak ve işkence, bunun dışında hiçbir şeyi tahayyül etmeyin demelidir.
Selçuk Kozağaçlı
Avukat
Genel Sekreter
Çağdaş Hukukçular Derneği |
|