|
|
Ana Sayfa
|
Genel Merkez Basın Açıklaması 21.09.2007 |
|
|
İLGİ : Mustafa ROLLAS
SAYI : 2007.09.18.gyk
21.09.2007Ankara
BASINA VE KAMUOYUNA
09/09/2007 Tarihinde Av. Mustafa Rollas’ın görevini yaptığı sırada gözaltına alınması, işkence ve onur kırıcı davranışlara maruz kalması ve görevini yapmasının engellenmesine ilişkin değerlendirmelerimizdir.
OLAY
Mustafa Rollas 1999 yılından bu yana İzmir Barosuna kayıtlı avukat olarak çalışmaktadır. Bu süre içersinde iki dönem İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi Başkanlığı görevini yapmış ve milletvekili aday adayı olarak “Bin Umut” adayları listesinde yer almış olan Av. Mustafa Rollas İzmir kamuoyu ve Emniyetince de tanınan bir kişidir.
09.09.2007 Pazar günü saat 19:30 sularında Avukat Mustafa Rollas gözaltında bulunan iki müvekkiline hukuki yardımda bulunmak için Fuar Asayiş Ekipler Amirliği’ne gitmiştir. Girişteki görevliye kimliği konusunda bilgi vermesine ve geliş nedenini açıklamasına rağmen karakola sokulmamıştır. Binanın önüne gelen Emniyet Müdürü Ayhan Gökdeniz, müvekkillerinin gözaltında olduğu bilgisini doğrulamış, ancak Mustafa Rollas’a müvekkilleriyle görüşemeyeceğini, yalnızca ifade alma işlemine katılabileceğini söylemiştir. Mustafa Rollas uygulamanın yasaya aykırı olduğunu belirterek itiraz etmiştir.
“Ben istersem görüştürürüm, istersem görüştürülmem” diyen polis amiri, binanın önündeki merdivenlerde duran Mustafa Rollas’ı itekleyerek ve tekme atarak darp etmiş ve çevrede bulunan polislere gözaltına alma talimatı vermiştir. Bundan sonra on kadar polis memuru tarafından kol, sırt ve baş bölgesinden darp edilmeye başlayan Mustafa Rollas, elleri arkadan kelepçelenerek ve başı öne eğdirilerek bina içerisine sokulmuştur. Orada bulunan İHD temsilcisi ve müvekkillerinin yakınları da şiddet kullanılarak uzaklaştırılmıştır.
Emniyet binasına sokulan avukata yönelik şiddet bina içerisinde de devam etmiştir. Tuvalet önündeki koridorda elleri arkadan kelepçeli bir halde ayakta 1,5 saat kadar bekletilmiş, bu bekleme sırasında da polis memurlarının küfür, hakaret ve sataşmaları devam etmiştir.
Olayın öğrenilmesinden sonra telefonla ve bizzat karakola giden avukatlarına, Mustafa Rollas’ın orada olmadığı, gözaltına alınmadığı söylenmiştir. Avukatları binadan çıkarken tesadüfen kendisini koridorda görmüş ve yanına gitmek istediklerinde polis engeli ile karşılaşmışlardır. Görüşmeyi engellemek için avukatları bina dışına çıkarılmış, hakaret ve fiziki müdahaleye maruz kalmışlardır. Bir süre tartıştıktan sonra içeri girmeyi başaran avukatların Av. Mustafa ROLLAS’la yalnız görüşme yapmaları engellenmiş koridorda ve polislerin yanında görüşme yapmaları istenmiştir. CMK’ya aykırı bu görüşme biçimine itiraz eden edilmişse de sonuç değişmemiştir.
Bir süre sonra Avukat Mustafa Rollas Basmane Polis Karakoluna gönderilmiştir. Saat: 00:30’a kadar kendisi ile ilgili evrakları inceleme hakkı engellenmiş, isnat edilen suçla ilgili yeterli açıklama yapılmamıştır. Gözaltı sırasında tutanaklar değiştirilmiş, Fuar Asayiş Ekipler Amirliğinde düzenlenen yakalama tutanağı imha edilerek başka bir tutanak düzenlenmiştir.
Av. Mustafa Rollas’ın gözaltında bulunan müvekkilleri saat : 21:55’de Basmane Karakoluna getirilmişlerdir. Av. Mustafa Rollas yaralı ve gözaltında olduğundan savunma görevini yapamamış, müvekkillerinin müdafiliği de Mustafa Rollas’ın müdafisi olan avukatlarca üstlenilmiştir.
Mustafa Rollas’ın ifadesinin alınmasına kadar gözaltı işlemi devam etmiş ve kendisi daha sonra salıverilmiştir.
MUSTAFA ROLLAS’A YÖNELİK FİİL VE DAVRANIŞLARIN HUKUKİ NİTELEMESİ
Av. Mustafa Rollas, gerek yakalama anında gerekse gözaltına alınması sonrasında elleri kelepçeli olarak bekletilirken darp ve cebire maruz kalmıştır. Görevini yapması engellenmiştir. Yakalama anında ve daha sonra hakaret ve tehditlere maruz kalmıştır. Gözaltına alınmış olması sebebi ile müvekkillerine hukuki yardımda bulunamamıştır. Yakalanması ve gözaltına alınması fiili TCK m. 265/2 de düzenlenmiş bulunan “görevi yaptırmamak için direnme” suçunu oluşturmaktadır (1). Bu fiilin failleri kolluk görevlileri ile gözaltına alınması talimatını veren Cumhuriyet Savcısıdır.
Mustafa Rollas’ın yaklaşık 1.5 saat elleri arkadan kelepçeli olarak bekletilmesi bu esnasında aşağılanması, dayak ve hakaretlere maruz kalması, TCK. M.94/1-2b’de düzenlenen işkence suçunun ağırlaştırılmış halini oluşturmaktadır (2).
Av. Mustafa Rollas hukuka aykırı yakalama ve gözaltı nedeni ile yaklaşık 6 saat özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. Bu durum TCK m. 109/1-2-3c-d hükümleri gereğince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli halidir(3) .
MUSTAFA ROLLAS’A YÖNELİK İDDİA VE SUÇLAMALAR YÖNÜNDEN SORUŞTURMA İHLALLERİ
Av. Mustafa Rollas, gözaltında bulunan iki müvekkili ile görüşme yapmak ve onlara hukuki yardımda bulunmak amacıyla gözaltı birimine gitmiştir. Müvekkillerine yönelik isnat karşılıklı darp ve Kabahatler Kanununa muhalefettir. Gözaltında bulunan kişilerin müdafileri ile görüşmeleri CMK m.154’de düzenlenmiştir(4) . Av. Mustafa Rollas’ın görüşme isteminin engellenmesi yasaya aykırıdır.
Avukatların suç soruşturması ve kovuşturmalarının nasıl yapılacağına ilişkin düzenlemeler Avukatlık Kanununda düzenlenmiştir. Avukatların avukatlık görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, A.K. m. 58’e göre Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır(5) . Avukatların soruşturmalarına ilişkin bu durumun tek istisnası ağır cezayı gerektiren suçüstü halidir. Bu durumda da tüm soruşturma işlemlerinin bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılması gerekmektedir(6) . Av. Mustafa Rollas’a yönelik isnat “Görevli memurun görevini engellemek, tehdit ve hakaret“’dir. Tüm suçlamalar Asliye Ceza Mahkemelerinin görev alanına ilişkin suçlamalardır. Bu sebeple soruşturma A.K. m. 58 de düzenlenmiş hükümlere göre yapılmalıdır. Kaldı ki A.K. m. 61 düzenlemesindeki ağır cezayı gerektiren suçüstü halinde bile soruşturmanın kolluk tarafından yapılmasına cevaz verilmemiştir.
Belirtilen isnat doğruluk değeri taşısa bile Mustafa Rollas’ın bir avukat olarak hakkında kollukça veya Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma yapılması, gözaltına alınması hukuka aykırıdır. Yasalarda her iki durum da suç olarak düzenlenmiştir.
ARKA PLAN
Hükümet gerek ülke içinde yaptığı açıklamalarda gerekse uluslararası platform ve görüşmelerde sık sık işkenceye sıfır tolerans göstereceklerini/gösterdiklerini beyan etmektedir. Özellikle “uyum yasaları” ve demokratikleşme adı altında yapılan düzenlemeler ile ülkede insan haklarına dayalı bir durumun oluştuğu yönünde izlenim yaratılmaya çalışılmıştır. İnsan hakları ihlalleri ve ihlallere zemin hazırlayan düzenleme ve uygulamalar çok ve geniş kapsamlıdır. Kolluğun Av. Mustafa Rollas’a yönelik hukuk dışı ve pervasız, saldırgan fiillerinin arka planını ortaya koyabilmek bakımından bunların bir kısmına dikkat çekilecektir.
Adalet Bakanlığı’nın TBB ve çoğu Baroların yönetimlerinin yaklaşımlarından güç alarak zorunlu müdafilik sisteminin uygulanmasını fiilen imkânsız hale getirmesi ile başlayan süreç, 5560 sayılı yasa ile eza Muhakemesi Kanununda yapılan değişiklikle doruğa ulaşmış ve ceza hukuku uygulamasına yönelik mevzuat toptan revize edilmiştir. 5532(7) ve 5560 sayılı yasa ile getirilen düzenlemelerin polis ve jandarma uygulamacılarının taleplerinin ilk görüntüsü olarak kabulü mümkündür.
5681 sayılı yasa ile Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda yapılan değişiklik(8) polise durdurma-kimlik sorma- arama, parmak izi alma ve silah kullanımı konularında geniş, denetlenmesi imkansız ve demokratik bir toplumda kabul edilmesi mümkün olmayan yetkiler vermiş bulunmaktadır.
Özellikle polisin yargı denetimi ve adli kolluk yükümlülüklerine tabi olmayan durdurma ve kimlik sorma yetkisi denetimsiz büyük bir boşluk açığa çıkardığı gibi silah kullanma ve diğer genişlemiş polis yetkileri kolluk tarafından “elinin serbest kalması” olarak algılanmıştır. Bu algı aslında Hükümet ve kanunun koyucunun vermek istediği mesajın doğru tercümesidir. Bu anlamıyla son 3 aydır yaşanan olayların Hükümet, adli merciler ve polisin ortak bir uygulaması bağlamında değerlendirilmesi tablonun tam olarak ortaya konmasını sağlayacaktır.
PVSK değişikliğinin beklenen sonuçları tahmin edilenden daha hızlı ve acı olaylarla ortaya çıkmaya başlamıştır. 04-06-15 Haziran 2007 tarihlerinde(9) meydana gelen üç gözaltında ölüm olayını(10) 20 Ağustos 2007 tarihinde Festus Okey’in gözaltına alınması sonrasında götürüldüğü Emniyet biriminde silahla vurularak öldürülmesi izlemiştir. Festus Okey’in ölümüne ilişkin İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün açıklaması, olayın sorumlusu ve aynı zamanda olayı soruşturmakla görevli olanların “memurunu koruma” gayreti olarak akıllarda kalmıştır (11).
Polis uygulamalarının öldürme aşamasına gelmeyen örnekleri ise her alanda karşımıza çıkmaktadır. 22 Temmuz genel seçimleri öncesinde DTP yönetimlerine yönelik baskıdan 18 Temmuz tarihinde gözaltına alınan 154 kişinin 87sinin tutuklanmasına kadar gerek politik gerekse toplumsal suçların önlenmesi adı altında yapılan polis baskısı Mahkemeler tarafından tutuklama kararları ile desteklenmiştir.
Polisin kaldırımlarda, yollarda, herhangi bir köşe başında sebepsiz, bir gerekçe göstermeye gerek duymayan, hukuk dışı kimlik sorma ve genel bilgi tarama uygulaması tüm eleştirilere rağmen sürdürülmektedir. Bu tür hukuk dışı uygulamalara karşı çıkanlar hakkında Av. Mustafa ROLLAS’ın başına geldiği gibi “görevli memurun görevini engellemek tehdit, hakaret” suçlamaları içeren tutanaklar düzenlendiğinin çeşitli örneklerini kamuoyu basın takip etmektedir. Hukuk dışı, keyfi uygulamalara sonradan gerekçe uydurmak için düzenlenen “polis tutanakları”, temel hak ve özgürlüklerin karşısında gittikçe büyüyen bir mesele haline gelmiştir.
Yukarıda belirlemeye çalıştığımız süreç açısından avukatlara yönelik tutum ve davranışlar ise gerek kolluk gerekse adli birimler açısından karanlıktır. Birkaç örnek verme bağlamında şunlar söylenebilir:
AVUKATLARA YÖNELİK BENZER MUAMELELER
Av. Aysun Solakoğlu 24/06/2007 tarihinde İzmir’de gözaltına alınmıştır. Polis avukatın göstermiş olduğu kimliğin sahte olduğu isnadını ileri sürmüştür. İbraz edilen kimlik TBB Avukatlık kimliğidir.
Av. Muammer Öz 29/07/2007 tarihinde İstanbul’da bir kimlik sorma olayına müdahale etmesi sırasında polis memurlarınca “burnunda kırık, sağ ve sol omzunda, boynunda, sağ göz altında ve karnında morluklar” oluşacak şekilde dövülmüştür. Avukat Muammer Öz gözaltına alınmış ve hakkında görevli memura direnmekten işlem yapılmıştır (12).
Av. Semih Atik 06/08/2007 tarihinde Trabzon'un Vakfıkebir ilçesinde gözaltına alınan müvekkillerine hukuki yardımda bulunurken hakaret tehdit ve darba maruz kalmıştır (13).
Av. İlyas Baran 26/08/2007 tarihinde Urfa Suruç Merkez Polis karakolu önünde görevini yaptığı sırada psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmıştır (14).
Örnekler çoğaltılabilir ve tahmin edileceğinden çokturlar.
SONUÇ
Kolluğun, TMY ve 5560 sayılı yasa değişiklikleri ile başlayan ve özellikle PVSK’da yapılan değişiklikle ayyuka çıkan “elinin serbest bırakılması”nın sonucu, Av. Mustafa ROLLAS gibi başka avukatların ve pek çok kişinin maruz kaldığı polis şiddeti, keyfi ve hukuk dışı uygulamalardır. Kolluğun denetlenemeyen yetkilerle donatılmasının bir sonucu olarak “gözaltında işkence ve ölümler” artmaya devam edecektir. TMY, CMK ve PVSK’da yapılan ve polisin yetkilerini artırırken toplumu “olağan şüpheli” olarak sıkıştırmaya devam eden düzenlemeler geri alınmalıdır.
ÇHD Genel Merkez
DİPNOTLAR
1) TCK Madde 6 - (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
d) Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler ve adlî, idarî ve askerî mahkemeler üye ve hâkimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar,
TCK m. 265 - (1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi hâlinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
2) TCK m. 94 - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Suçun;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,
İşlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
3) TCK m. 109 - (1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun;
a) Silâhla,
b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
4) CMK m.154 (1) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.
5) A.K. m. 58 - (Değişik fıkra: 02/05/2001 - 4667/37. md.) Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri dışında avukatın üzeri aranamaz.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri sakıdır. Şu kadar ki, bu hükümlere göre avukatlar tutuklanamayacağı gibi, haklarında hafif hapis veya hafif para cezası da verilemez.
6) CMK m.61 - (Değişik madde: 02/05/2001 - 4667/39. md.)
Ağır cezayı gerektiren suçüstü halinde hazırlık soruşturması, bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yapılır.
7) 5532 sayılı yasa ile Terörle Mücadele kapsamındaki olaylarda müdafi ile görüşme 24 saat süre ile engellenebileceği gibi hukuki yardımda bulunacak müdafi sayısı bire indirilmiştir.
8) Ayrıntılı bir değerlendirme için http://www.cagdashukukculardernegi.org/files/PVSKRaporu.pdf
9) PVSK da yapılan değişiklik 02/06/2007 tarihinde TBMM kabul edilmiş ve 14/06/2007 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlülüğe girmiştir.
10) Ayrıntılı bilgi için http://www.tihv.org.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=1307&Itemid=31
11) Olaydan 18 gün sonra yapılan açıklama için http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=232406
12) Konu hakkındaki haber için http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7008678.asp?gid=48&a=734782
emniyetin açıklaması için http://www.polis.web.tr/article_view.php?aid=12329
13) Konu hakkındaki haber için http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=230091
14) Konu hakkındaki haber için http://www.avukatgazetesi.com/habergoster.asp?Haber_id=368 |
|