|
Genel Merkez Basın Açıklaması 22.1.09 |
|
|
B A S I NA VE KAMUOYUNA
Ergenekon Davasında sanık vekilliği yapan bazı avukatlar aynı davada müdahil vekilliği yapan avukatlara ve müvekkillerine karşı meslek etiği, savunma dokunulmazlığı ve bağımsızlığı, savunma hakkının yerine getirilmesi göreviyle bağdaşmayan tutum ve davranış içine girmişlerdir.
Bu tutum ve davranış tarzı ilk değildir:
- Hrant Dink davasında sanık Yasin HAYAL'in avukatı Fuat TURGUT "müvekkilim Hocalı katliamını yapan kuduz Ermenilere benzemez…hepimiz ermeniyiz diyen güruh nerede? Onlarda dışarı damı? Allah hepsini Hrant'larına kavuştursun! İnşallah Hrant'la birlikte haşrolurlar" şeklinde hakaret içeren saldırıda bulundu. Aynı davada bazı sanık vekilleri tarafından daha birçok benzeri davranış sergilendi.
- İşkence, yargısız infaz, kötü muamele gibi davalardan yargılanan polislerin avukatlığıyla tanınan avukat İlhami YELEKÇİ, bir TV kanalında yayınlanan "Bıçak Sırtı" isimli tartışma programında ifade ettiği düşünceleri nedeniyle Derneğimiz üyesi Avukat Erdal DOĞAN' a telefon ederek hakaretlerde bulundu, "bunu senin yanına bırakmayacağız" diyerek tehdit etti.
- Ergenekon davasında sanık Doğu PERİNÇEK' in savunmasını üstlenen avukat Hasan Basri ÖZBEY 19.01.2009 günü yaptığı basın açıklamasında, aynı davada müdahil olan Pof. Dr. Şebnem Korur FİNCANCI hakkında "Türkiye düşmanı faaliyetlerle tanındığı, AB fonlarıyla beslendiği" şeklinde sözlü saldırı ve hakarette bulundu.
- Aynı gün Doğu PERİNÇEK' in avukatlarından Ceyhan MUMCU yaptığı basın açıklamasında profesör doktor Şebnem Korur FİNCANCI ve avukatları hakkında "bir kamu görevlisi 5 tane avukatı nasıl finanse ediyor?" şeklinde meslektaşlarını ve hakkını arayan kişileri "çamur at izi kalsın" anlayışıyla kamuoyu nezdinde lekelemeye çalışan açıklamada bulundu.
İşkenceden, provokasyon cinayetlerinden, katliamlardan, gladyo-kontrgerilla-Ergenekon davalarından yargılananların savunmalarını üstlenen avukatların karşı taraf avukatlarına karşı tutum ve davranışlarındaki benzerlik bir tesadüf değildir.
Toplumsal, ilerici, devrimci muhalefeti devlete ve gericilere hedef göstermeyi ve ihbarcılığı gelenek haline getirenlerle mücadelede Derneğimiz 70'li yıllardan başlayan bir deneyime ve bilgiye sahiptir.
Avukat Ceyhan MUMCU' nun "bir kamu görevlisi 5 tane avukatı nasıl finanse ediyor?" sorusu bir soru değil, davanın müdahili Prof. Dr. Şebnem Korur FİNCANCI ile birlikte 5 avukatı hakkında karalama niyetiyle mesnetsiz ihbarıdır.
Doğu PERİNÇEK vekili avukat Ceyhan MUMCU toplumu doğrudan ilgilendiren sol siyasal nitelikli davalarda, işkence, provokasyon, katliam davalarında sosyalistlerin, devrimcilerin, demokratların, insan hakları savunucularının ve ezilen kesimlerin gönüllü avukatı olma geleneğini iyi bilir. İşte bu nedenle "bir kamu görevlisi 5 tane avukatı nasıl finanse ediyor?" sorusu bu geleneğe saldıran bir sorudur. Yanıtını da buradan hak ediyor:
- Maraş, Sivas, Çorum, 1 Mayıs 1977, 1996 Gazi Mahallesi katliamlarında;
- Sayısız işkence, cinayet, yargısız infaz olaylarında
- Şemdinli bombalaması, Hrant Dink cinayeti gibi devlet destekli provokasyon cinayetlerinde
Binlerce mağdurun vekili avukatlar nasıl "finanse" edildilerse Şebnem Korur FİNCANCI' nın avukatları da öyle "finanse" edildiler"! Bedelleri sınıfsız, sömürüsüz ve barış içinde bir insanlığın geleceğine bağışlandı.
Avukatlar da herkes gibi düşünce ve düşüncelerini açıklama özgürlüğüne sahiptirler. Bu düşünceleri davalarını ve savunmalarını üstlendikleri insanlarla ve kurumlarla zaman zaman paralellikler de taşıyabilir. Her avukatın dava seçme, tercih etme ya da etmeme hak ve yetkisi vardır. Ancak avukat görevini yaparken asil ile özdeşleş(e)mez. Avukatın görevi savunma hakkının meşruiyet ve hukuksal sınırlar içinde kullanılmasının sağlanmasıdır.
Savunma dokunulmazlığı adil yargılanma hakkının önde gelen güvencelerinden biridir. Bu güvenceye sadece avukatların değil, özellikle yaşadığımız tarihsel ve toplumsal koşullarda tüm insanların ihtiyacı vardır.
Tüm meslektaşlarımızı ve halkımızı; avukatlara ve temel hak ve özgürlüklerin savunulması mücadelesine katılan kişi ve kurumlara yönelen saldırgan tutumlara, kolayca linç kampanyasına dönüştürülen karalamalara karşı, bunlar nereden gelirse gelsin duyarlı olmaya ve bu gibi saldırganlıklara maruz kalanları sessizliğimizle yalnız bırakmamak için faillerini teşhir etmeye, takip etmeye çağırıyoruz. 22.09.2009 |