ÜyeFormu

Hoşgeldin Ziyaretçi.






Parolamı unuttum
Üye değil misiniz? Üye Olun
Aktivasyon mailiniz gelmedimi? tekrar isteyin?

Site İçi Arama

Advertisement
Ana Sayfa
Genel Merkez Basın Açıklaması 30.04.08 Yazdır E-posta
"Açık Mektup"
 
                                                                                                                                       29 Nisan 2008
 
Sayın Beşir ATALAY
İçişleri Bakanı
Ankara
 
 
         "Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı"  Anayasanın 34. maddesinde ve Türkiye'nin imzaladığı uluslararası sözleşmelerde temel hak ve özgürlükler içinde yer almaktadır. Ne var ki Anayasa'da ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınmış olan bu hakkın kullanılması Türkiye'de hakkı ortadan kaldıran şekil koşulları ileri sürülerek ve çoğu zaman halkın karşısına kolluk gücü çıkarılarak engellenmektedir.
 
         İstanbul Valiliği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi 1 Mayıs 2007 günü İstanbul'a ve Taksim Meydanına kitleleri sokmamak için insanlık dışı uygulamaları hayata geçirmeyi göze alabilmişlerdi. Göstericilerin Taksim Meydanına girememeleri için İstanbul'un tüm ulaşımının durdurulduğunu, şehir dışından gelenlerin TEM gişelerinde bekletildiğini, İstanbul içinde yürüyüşe başlayan ve gişelerde bekletilen insanların üzerine gaz bombaları, biber gazı atıldığını, bazı yerlerde silah da kullanmış olan kolluğun ağır şiddet uygulayarak çok sayıda kişinin yaralanmasına sebep olduğunu, neticede 1 Mayıs 2007 günü İstanbul'da bir insanlık ayıbının yaşandığını hatırlıyoruz.
 
         Hükümet adına yapılan açıklamalarda bu yıl yapılacak olan 1 Mayıs kutlamalarına katılacak kişilerin uyarılması ve Taksim Meydanında toplanılmasına müsaade edilmeyeceğinin açıklanması, "toplanma" hak ve özgürlüğünün kullanılmasının pazarlık konusu yapılması başlı başına temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması niteliğindedir. 1 Mayıs 2007 günü yaşananlardan anladığımız gibi, bu yıl da yapılmak istenen emekçilerin ve ezilenlerin seslerini duyurmalarının, birlikte hareket etmelerinin engellenmesidir. 1 Mayıs 2007 günü gösteri ve kutlamaları engellemek için İstanbul Valiliğinin ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin İstanbul'u büyük bir hapishaneye ve adeta savaş alanına çevirmiş olması karşısında gösteri ve kutlamaların engellenmesi için gerçekte meşru ve hukuki bir neden bulunmadığı tüm halkımız tarafından görülmüştür.
 
         Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin "yerin kanunla belirlenmemiş olması" gibi gerekçelerle engellenmesi kabul edilemez. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu gibi gösterilere müdahale edilmiş olması sebebiyle yapılmış olan değişik başvurularda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ihlal edildiğini tespit ederek Türkiye'yi mahkum etmiştir. (Nurettin Aldemir ve Diğerleri/Türkiye; Satılmış ve Diğerleri/Türkiye) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarında kolluğun göstericilere müdahale etmesinin "gerginlik çıkmasına sebep olduğu"na da işaret edilmektedir.
 
         Göstericilerin üzerine gaz bombası, sis bombası, gibi kimyasallar atılması, kolluk kuvvetlerinin göstericilere karşı kuvvet kullanması, silah kullanılması, silahla havaya ateş açılması, şehrin girişlerinin ve yollarının kapatılması, ulaşımın engellenmesi, ulaşım araçlarının seferlerinin durdurulması kabul edilemez.
 
         Özellikle toplumsal olaylarda kimyasal silah (gaz bombası, sis bombası v.b.) kullanılması, Anayasa'da kabul edilmediği gibi Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Birleşmiş Milletler Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne de aykırıdır.
 
         Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak anayasal bir temel hak ve özgürlüktür. Ne yazık ki Hükümetiniz, bu hakkın kullanılmasının engellenmesi için "zorla dağıtma" tehdidinin yeterli olmadığı yerde, "provakatörler olacak", "yasadışı örgütlerin rövanş alma isteği var" gibi gerçek dışı, kendisi "kışkırtıcı" söylemlerle halkı tedirgin ederek dünyanın dört bir yanında en geniş meydanlarda kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramında emekçilerin Türkiye'de bir araya gelmesini engellemeye çalışmaktadır.
       
         Bugüne kadar yılbaşı eğlencelerinde, maç kutlamalarında, polis bayramı kutlamalarında ve daha pek çok başka yürüyüş, gösteri ve toplantıda kullanılmış olan Taksim Meydanı sadece işçi ve emekçilere kapatılmaktadır. Bu politika, bu ülkenin haklarını arayan ve savunan işçi ve emekçilerinin ve ezilen kesimlerinin sesleri duyulamasın diye sürdürülmektedir.
 
Temel hak ve özgürlüklerin sadece hukuki metinlerde kalmaması, fiilen de uygulanabilir olması gerekir.
 
Bunun için ;
Temel hak ve özgürlüklerini kullanan halka karşı silah, kimyasal silah, şiddet kullanılmamalı,
Halkın seyahat, ulaşım, toplanma ve gösteri yapma özgürlükleri, hakkın kullanılmasının engellenmesi amacıyla şekli gerekçelerle sınırlandırılmamalı,
Toplantı ve gösteri yapma hakkını kullanmak isteyen emekçilere Taksim Meydanı kapatılmamalıdır.
 
         Derneğimiz bu yıl 1 Mayıs günü yapılacak olan toplantı ve gösterilerde yetkili makamların ve kolluğun işlem ve eylemlerinin takipçisi olacaktır. 
 
         1 Mayıs 2007 günü İstanbul'da yaşanan polis şiddeti ve hukuksuzlukların bu yıl tekrarlanmamasını diliyoruz.
 
         Saygılarımızla.
 
 
         Çağdaş Hukukçular Derneği