ÜyeFormu

Hoşgeldin Ziyaretçi.






Parolamı unuttum
Üye değil misiniz? Üye Olun
Aktivasyon mailiniz gelmedimi? tekrar isteyin?

Site İçi Arama

Advertisement
Ana Sayfa
Genel Merkez Basın Açıklaması Mart 08 Yazdır E-posta
İLGİ : “Ergenekon” soruşturması kapsamında yapılan gözaltılar
SAYI : 2008.03.02
21.03.2008 Ankara

BASINA VE KAMUOYUNA

            Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan SELÇUK, İstanbul Üniversitesi  önceki rektörlerinden Kemal ALEMDAROĞLU ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu PERİNÇEK ile birlikte 12 kişi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. madde ile yetkili) Cumhuriyet savcılığının talimatıyla gözaltına alındı.

             AKP'ye karşı kapatma davası ve bu kez "kızıl elma" ittifakını da kapsayarak gelen yeni dalga "Ergenekon " operasyonu, din eksenli gericilik ile ırkçı-milliyetçi eksenli gericilik arasındaki kapışmanın birbirlerine karşı faşizan ve hukuk tanımaz politika ve saldırılarla yeni bir boyut kazandığını göstermektedir.



            Siyasal iktidar ülkemizde işlenen veya işlenmesi planlanan adli/siyasi suçlar yönünden, hiçbir türden gerçek yahut sözde muhalifini "gözaltına alarak" kriminalize etmeyi başaramayacak kadar şaibeli ve suçludur. Daha dün parlamentoda Dink Komisyonu'nun çay/kahve sohbetine dönüşmesini bizzat sağlamış, linç girişimlerinden şemdinli bombalamasına, kaymaz cinayetinden, dinsel azınlıklara yöneltilmiş kırım ve nefret suçlarına, ev baskınlarından yargısız infazlara kadar; halka karşı organize suçlara hiçbir etkili müdahalede bulunmamış bir siyasal iktidarın, kendisini "hukuk" ve "demokrasi" havarisi ilan etmesi katlanılacak gibi değildir.

            Uzun ve neo-liberal yıkıma dayalı tek parti iktidarları döneminde, halka yönelmiş hiçbir organize saldırıyla mücadele etme isteği göstermemiş olanların, bugün kısa vadeli siyasal çıkarlar elde etmek amacıyla yargı ve kolluğu harekete geçirmeye çalışmalarını ciddiye almak abesle iştigaldir.

            Ergenekon yahut geçmişte yapılmış başka adlandırmalar ile "Susurluk, Gladio, Özel/Harp vb." diye vasıflandırdığımız devlet pratiği, beslediği tüm resmi ve para-militer silahlı gücü, medyası, sermayesi ve her türden uzantıları ile birlikte halka karşı suçludur. Bu işi sözle ve yazıyla destekleyenlerin suçu ayrıca konuşulabilir. Kök ağırlığı öncelikle üniformalılarda ve yukarılarda olan, adına "çete" denilen güç odaklarına karşı zaten kör/topal yürüyen bir "çete" soruşturmasının, bugün yapılan gözaltılar ile sulandırılıp, *Ilımlı İslamcı/Laik Milliyetçi* atışmasına indirgenmesi engellenmelidir. .

              Yargıyı emekçi sınıflara, işçilere, öğrencilere, memurlara, Kürt halkına karşı kullanırken hiçbir hakkaniyet, adalet, bağımsızlık hassasiyeti taşımayanların birbirlerine karşı kullanırken gösterdikleri fütursuzluğun kökleri tarihsel gerekçeleri trajikomiktir. Ancak yargı da artık çıplaktır.

               Çatışan güç odakları sosyalliğinden soyundurulmuş devleti resmediyorlar. Hangi hukukun "hukuk devleti" olduğunu da. O hukukun asıl sahipleri ise hakem heyeti pozlarında tarafları sükunete ve hukuka uymaya davet ediyorlar. Çünkü sermayeleri bıçak sırtında, borsaları çöküyor, kriz ağırlaşarak yol alıyor, emekçilerden ve yoksullaştırdıkları kitlelerden gelecek toplumsal patlama kabusları görüyorlar.

              Devleti konuşmak istemeyenlerin "derin devleti" anlamasındaki zorluk, halktan söz etmek istemeyenlerin "demokrasiyi" kavramasını imkânsız hale getirmektedir.

               Devletin "kutsallığının" silah zoruyla yeniden hatırlatılacağı yeni ve ağır bir sürecin içindeyiz. Bu sürecin, dinin de ırkçı-milliyetçiliğin de sömürülen insanlığa, ezilen halklara karşı son kullanılma tarihlerinin ilan edileceği bir süreç olması özgürlük ve demokrasi mücadelesinin gerçek sahiplerinin başarısına bağlıdır.

     Saygılarımızla.