|
|
Ana Sayfa Haberler Basın Bültenleri Genel Merkezden Basın Açıklaması 11.12.2007
|
Genel Merkezden Basın Açıklaması 11.12.2007 |
|
|
SAYI : 2007/12/01
11.12.2007 - ANKARA
BASINA VE KAMUOYUNA
Ankara Polisi 10 Aralık 2007 günü Ankara’da bir eve silahlı baskın düzenledi. “İstihbarat çalışmaları neticesinde eylemlerde bulunacaklarından” şüphe edildiği iddia edilen iki kişiden Kevser MIRZAK öldürüldü ve Sezgin ÇELİK gözaltına alındı. İki kolluk görevlisinin yaralı olduğu bildirildi.
Basında isimlerine yer verilmesi üzerine Sezgin ÇELİK’in annesi ve avukatının derneğimize yaptığı başvuru ve verdikleri yetki ile soruşturma cumhuriyet savcısı, soruşturmayı yürüten kolluk ve ölen Kevser MIRZAK’ın ailesi nezdinde girişimlerde bulunmak üzere iki genel yönetim kurulu üyemiz görevlendirildi.
Savcılık tarafından hazırlık soruşturmasının gizliliği için yapılan başvurunun bu saatlerde kabul edilmiş olması ihtimalini dikkate alarak; bu aşamada sadece genel görüş ve değerlendirmelerimizi kamuoyuna sunuyoruz.
1. Aynı evden çıktığı öne sürülen ve kollukça ismi Sezgin ÇELİK olarak açıklanan kişinin, hiçbir zorluk ve mukavemetle karşılaşmadan kolayca gözaltına alınmış olması, usulüne uygun bir yakalama işlemi yürütülseydi yaşamını yitiren Kevser MIRZAK hakkında da sağ kalmasını gözeten bir yakalama işlemi yapılabileceğini düşündürmektedir.
2. Evde savcı nezaretinde arama ve inceleme yapılmış ancak evin acilen kolluk tarafından basılması gerekliliğini haklı çıkaracak bir neden açıklanmamıştır. Bu husus, ölen kişinin sağ yakalanması için gerekli gayret ve özenin gösterilmesi yerine, ne için silahlı baskının tercih edildiği sorusunu sormamızı gerektirmektedir.
3. Soruşturma kapsamında 24 saat boyunca avukat görüş kısıtlaması getirilmesini anlamak ve kabul etmek mümkün değildir. Yürürlüğe girdiğinden bu yana eleştirdiğimiz gibi Terörle Mücadele Kanunu’nun “hiçbir adli işlem yapılmamasına rağmen” 24 saat avukat görüşünü kısıtlama yetkisi veren hükmü açıkça işkence ve kötü muameleye davetiye çıkarmaktadır. Bu uygulamayı kabul edilemez buluyoruz.
4. Alınması talep edilen “gizlilik kararı”nın, sadece gözaltında bulunan kişi ya da kişilerin soruşturmalarını değil, kolluğun silah kullanmada, gerekli sınırı ve yetkiyi aşıp aşmadığına ilişkin soruşturmayı etkilediği dikkate alınmalıdır. Bu aşamada “gizlilik kararı” kaldırılmalı, silahlı ev baskınını yürüten kolluğun, soruşturmayla ilişkisi kesilmeli ve silah kullanımı nedeniyle kendilerinin de şüpheli olduğu bir soruşturma yönünden, delil karartma tehlikeleri bulunduğu gözetilmelidir.
Dünya İnsan Hakları gününde meydana gelmiş olan bu son derece üzücü ve düşündürücü kolluk eyleminin dikkatli ve kamuoyuna açık bir biçimde soruşturulmasını talep ediyoruz. Kolluk tarafından hakkında adli işlem yürütülmesi düşünülen kimselerin silahlı baskınla öldürülmesi yerine “sağ yakalama” ihtimalinin gözetilmemesini endişe verici buluyoruz.
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde meydana gelen bu olayın, bir süredir yaygın ve ağır sonuçlar yaratan polisin silah kullanma yetkisinin kötüye kullanılması ve sınırlarının aşılması sorununa tekrar dikkat çekmeyi gerektirdiği söylenmelidir.
Kolluğun görevi suç işlediğine inandığı kişileri yargı önüne çıkarmaktır. Bunun imkanlarını ve yöntemini bulmak insan haklarına dayanan bir hukuk devletinde zorunluluktur.
Saygılarımızla.
Selçuk KOZAĞAÇLI
Avukat
Genel Sekreter
|
|