|
BASINA VE KAMUOYUNA
Savcılık tarafından "Ergenekon" adı verilen örgütle ilgili yapılan son operasyonlarda aralarında Emekli Orgeneraller Şener ERUYGUR ve Hurşit TOLON, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan AYGÜN ve Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa BALBAY'ın (serbest) da bulunduğu onlarca kişi gözaltına alınıp tutuklandı. Daha önce aynı örgüt ile ilgili yapılan soruşturma kapsamında halka karşı işledikleri suçlar nedeniyle kamuoyunca yakından tanınan Veli KÜÇÜK, Kemal KERİNÇSİZ ve Doğu PERİNÇEK'in de aralarında bulunduğu kimseler de gözaltına alınıp, tutuklanmıştı.
Tüm bu soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin kurduğu "Ergenekon" adı verilen örgütün; Hrant Dink'in katledilmesinden Cumhuriyet Gazetesi ve Danıştay saldırılarına, 1 Mayıs Katliamı'ndan Gazi Katliamı'na, gayrimüslim din adamlarına saldırılardan bayrak ve linç provokasyonlarına kadar uzanan onlarca saldırının sorumlusu olduğu açıklandı. Yine bu operasyon kapsamında bir kısım darbe planının da ele geçirildiği duyuruldu.
Operasyon; hükümetin demokrasi ve insan haklarına saygı pozlarına bürünmesine, hükümet yanlısı medyanın temiz eller operasyonu manşetleri atmasına, diğer kesimin ABD emperyalizminin ulusalcıları tasfiye operasyonu ve ABD Darbesi söylemine kaynaklık ediyor. Diğer yandan her iki kesim kendisini ilerici ilan edip gayri safi milli hâsıladan kendisine düşen günlük 2 dolarla yaşamak zorunda olan sıradan insanı, 17 aileden arta kalanı paylaşmak zorunda kalan 70 milyonu kendi tarafında saf tutmaya çağırıyor; İlerici ve darbe karşıtı AKP! İle Amerikan emperyalizmine ve gericiliği karşı ulusalcılar!
AKP'NİN DEMOKRATLIĞI VE DARBE KARŞITLIĞI SAHTEDİR!
AKP'nin bu operasyon dolayısıyla "demokratik devrim" yaptığı, bundan sonra askeri ve sivil bürokraside hangi makamda bulunursa bulunsun, suç işleyenlerin yargı önüne çıkarılacağına ilişkin söylemi, doğruyu yansıtmamaktadır. İddianamelerde şüpheli olarak gösterilmesine karşın, halen askeri bürokrasinin başında bulunanlarla Dolmabahçe'de mutabakat imzalayanlar, hazırladıkları anayasa taslağında darbecilerin yargılanmasını tasavvur dahi etmeyenler, darbecilerin dokunulmazlığını kaldıracak sayısal çoğunluğa sahipken bundan imtina edenler, görevi başındaki tek askere dokunmadan askeri bürokrasiyi denetim altına aldığını söyleyenler yalan söylüyor.
Emperyalizmle bağımlılık ilişkilerini sağlamlaştıranların, uyguladığı politikalarla halkımızı yoksullaştıranların, darbecilerin, siyasi, sosyal ve ekonomik politikaları eksiksiz sürdürenlerin, emri ve denetimi altında bulunan kollukla; sokak ortasında infaz, nezarethanelerde işkence, hapishanelerde tecrit uygulayanların hem demokratlığı hem darbe karşıtlığı sahtedir. Halka yaşatılan tüm acılarda ortaktırlar.
BİZ BU POLİSİ DE TANIYORUZ YARGIYI DA!
Parti binalarına, derneklere uzun namlulu silahlar ile giren aynı polistir. Basın açıklamalarına örgüt üyeliğinden dava açan ve mahkûm eden aynı yargı. 1 Mayıs'ı emekçiler için kâbusa çeviren, DİSK binasına, hastanelere dünyada eşi görülmemiş bir aymazlıkla ellerinde gaz bombalarıyla giren de aynı polistir, bu ihlallerin sorumluları hakkında takipsizlik kararı veren de aynı yargı. Dünyanın en büyük hapishane katliamını yapan aynı asker, ölümden kurtulan mağdurlara davalar açan ve mahkûm eden aynı yargı, gerçek sorumluları dahi olmadıkları halde operasyona katılanları kötü muameleden dahi mahkûm etmeyerek zamanaşımı kararı veren aynı yargı. 16 Mart dosyasının akıbeti tabloyu resmeden bir başka örnektir.
Halkın bombacı faillerini yakaladığı Şemdinli olayı, savcı Ferhat Sarıkaya'nın görevden alınması ve sonrasında gelişen süreç yargının rüştünü yeteri kadar göstermiştir. 19 Aralık operasyonu döneminde CTE Genel Müdürü olan bürokratı yüksek yargı hâkimliğine sonra da HSYK üyeliğine terfii demokratik hukuk düzeni içinde izahı mümkün olmayan bir olaydır.
ERGENEKONCULARIN ABD KARŞITLIĞI SAHTEDİR.
Yıllarca Terörle Mücadele demagojisiyle halkımıza karşı sayısız suç işleyenler; yoksul Kürt köylerini yakıp, yıkıp katledenler, mahkeme önlerinde, sokaklarda linç saldırıları peyda edenler, devrimcilere ve sosyalistlere karşı sayısız saldırıyı örgütleyenler; bizzat katılan ve alkışlayanlar, bugün hukukun üstünlüğüne sığınıyorlar. Devrimcileri 120 gün gözaltında tutanlar, yıllarca tutuklu bırakanlar kendileri 4 gün gözaltında kalınca ve davaları açılmayınca sanık haklarını hatırlıyorlar.
Siyasi ve sosyal kariyerlerinin tamamı halka karşı savaş, emperyalizme biat içinde geçenlerin ulusalcılığı sahtedir. Milyon dolarlık ihalelerde onlar, vatanın bağımsızlığını değil alacakları komisyonu düşünürler. Askeri bürokrasideki yükselişlerini NATO üstlerinde geçirdikleri vakte borçlu, emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi verenlere karşı işlenen her suçta ismi olanların, anti-emperyalistliği de ulusalcılığı da sahtedir. Halka yaşatılan tüm acılarda ortaktırlar
AKP VE GENELKURMAY ARASINDA YAŞANDIĞI İDDİA EDİLEN BU ÇATIŞMADA BİR TARAFTA YER ALMAK ZORUNLULUĞU YOKTUR.
Gerek soruşturma usulü gerekse ortaya çıkan gerçekler! açısından bizler için yeni bir şey yoktur. Son tahlilde Onlar için bu çelişkilerin uzlaşmaz çelişkiler olmadığı da bir kez daha görülmüştür.
Soruşturmanın halen devam ettiğine ilişkin açıklamalar yapılsa da bu tarz soruşturmaların geçmiş örneklere bakıldığında, halkın iktidara olan inancının zayıfladığı dönemlere denk geldiği ve davalardan elde edilen asıl ve tek sonucun iktidara güvenin tekrar sağlanması olduğu akılda tutulmak zorundadır.
Susurlukta "sonuna kadar gideceğiz" denilip sadece Korkut Eken'den "efsane albay" yaratıldığı, Şemdinli'de "gittiği yere kadar gideceğiz" denilip sadece Mutkili Ali'nin serbest bırakılmasına kadar gidildiği unutulmamalıdır.
Soruşturmada açığa çıkan ilişkilerin, şüphelilerin yaşlarından dahi daha evvelki tarihlerde, bu topraklarda -başka isim ve makamlarla- yaşandığı gerçeği, siyasal-toplumsal-ekonomik düzen şayet aynı şekilde devam ederse yarın da sadece küçük değişikliklerle tekrar karşılaşacağımızı göstermektedir. Resmi olarak tahribata uğratılmamış tarih bunu yazmaktadır. Sözün özü "Derin" deyip hayalete taş atanlar yine yanılacaklar. Halka karşı işlenen tüm suçları, provokasyonları, linç saldırılarını, katliamları, bin operasyonu"Ergenekon" isimli bir örgüte tahvil edip, halka karşı ödenecek hesaptan kurtulma çabaları nafiledir.
Bu çelişkiler halkın çelişkilerini yansıtmamaktadır ve bu çatışmanın hiçbir tarafının gayesi demokrasiyi, hak ve özgürlükleri geliştirmek değildir. Ortaya çıkan tabloda bir kez daha çıkarsanmalıdır ki devrimci , demokrat, ilerici ve yurtsever güçlere düşen bunlardan birinin arkasında saf tutmak değil haklar ve özgürlükler mücadelesini kararlılıkla yükseltmektir. |