24.12.2007
 18 Aralık 2007 Salı günü Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesinde yapılan basın toplantısında derneğimizin takip ettiği 19 Aralık operasyon dosyalarında ortaya çıkan bazı gerçekler ortaya konuldu.
Bu gerçeklerin yer aldığı belgeler bir dosya halinde basının ve ilgili kamuoyunun bilgisine sunulurken operasyonu yaşayan ve 6 kadının kimyasal gazlarla diri diri yakılarak yaşamını yitirdiği koğuşta bulunan kendisi de ağır yaralı bir şekilde kurtulan Gülizar Kesici de bu belgeleri doğruladı ve eksik kalan yönlerini tamamladı. Basın açıklaması tam metnine, yazının devamında ulaşabilirsiniz.
BASINA ve KAMUOYUNA
19-22 ARALIK 2000 CEZAEVLERİ OPERASYONLARININ 7. YILINDA ORTAYA ÇIKAN PEK ÇOK BİLGİ ve BELGE OPERASYONLARIN NASIL İCRA EDİLDİĞİNE ve GERÇEKTE NELER YAŞANDIĞINA İŞARET ETMEKTEDİR
19-22 Aralık 2000 tarihleri arasında ülke çapındaki 20 ayrı cezaevine yapılan operasyonla 30 tutuklu ve hükümlü ile 2 asker hayatını kaybetmiş, onlarca tutuklu ve hükümlü ağır yaralanmıştı. Gerçekleştirilen operasyonlar sonrasında siyasi mahpuslar F Tipi Cezaevlerine sevk edilmişlerdi. Böylece 19 Aralık 2000 tarihi, F Tipi Cezaevlerinin de fiilen uygulamaya geçtiği tarih olmuştu.
Operasyonlar sonrasında yürütülen Savcılık soruşturmaları sonucunda operasyonların gerçekleştiği bazı cezaevlerine ilişkin olarak yargılama süreçleri başlatılmıştı.
İstanbul Bayrampaşa Cezaevindeki Operasyona İlişkin;
- Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesinde tutukluların devlet malına zarar vermek iddiası ile yargılandıkları 2001/189 Esas sayılı,
- Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesinde operasyon sonrasında F Tipi Cezaevlerine sevk esnasında tutuklu ve hükümlülere kötü muamelede bulundukları gerekçesiyle, sevklerde görevli jandarma görevlilerinin yargılandıkları 2001/934 Esas sayılı,
- Operasyonda meydana gelen ölüm ve yaralanma olayları ile ilgili olarak operasyonda görevli jandarma birlikleri hakkında yürütülen Eyüp Cumhuriyet Savcılının 2000/21030 soruşturma nolu dosyalarındaki yargılama ve soruşturmalar halen devam etmektedir.
İstanbul Ümraniye E Tipi Cezaevindeki Operasyona İlişkin;
- Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde cezaevinde meydana gelen ölüm ve yaralanma olayları ile ilgili olarak operasyonda görevli jandarma birliklerinin yargılandıkları 2004/175 Esas Sayılı,
- Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinde cezaevinde meydana gelen ölüm ve yaralanma olayları ile ilgili olarak tutuklu ve hükümlülerin yargılandıkları 2001/245 Esas Sayılı dosyalarındaki yargılamalar halen devam etmektedir.
Çanakkale E Tipi Cezaevindeki Operasyona İlişkin;
- Operasyona katılmış olan jandarma birlikleri ile tutukluların; cezaevinde meydana gelen ölüm ve yaralanma olayları ile ilgili olarak birlikte yargılandıkları Esas sayılı dosyadaki yargılama halen devam etmektedir.
Bursa Cezaevindeki Operasyona İlişkin;
- Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu ve hükümlülerin isyan ve kendi arkadaşlarını intihara teşvik ettikleri iddiası ile yargılandıkları davada yargılama sonunda tüm tutuklu ve hükümlüler beraat etmişlerdir.
Çankırı Cezaevindeki Operasyona İlşkin;
- Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinde tutukluların devlet malına zarar vermek iddiası ile yargılandıkları 2002/353 Esas sayılı dosya kapsamındaki yargılama da halen devam etmektedir.
19-22 Aralık 2000 Operasyonu tek bir merkezden yönetilmiş, aylar öncesinden hazırlanılarak gerçekleştirilmiş bir operasyondur. Operasyon baştan sona Silahlı Kuvvetler tarafından icra edilmiştir. Emniyet birimleri, 19 Aralık Operasyonlarında cezaevlerinin uzağında ikincil görevler almıştır. Operasyonlarda; ülkenin farklı şehir ve bölgelerinde bulunan jandarma birliklerinin görev alması, aynı anda cezaevlerine girilmesi, sayısız bomba ve mühimmat kullanılması, Bayrampaşa, Ümraniye ve Çanakkala Cezaevlerinde hava desteği ( 3 adet Skorsky helikopter ) alınması, cezaevlerinin duvarlarının kırılarak girilmesi operasyonların askeri niteliğini göstermektedir. Bu anlamıyla gerçekleştirilen operasyonlara “Askeri Harekat” demek daha doğru olacaktır.
19-22 Aralık 2000 Cezaevleri operasyonları Silahlı Kuvvetlerin en tepesinden planlanıp, organize edilmiştir. Operasyonun talimatı GENELKURMAY BAŞKANLIĞININ ilgili Harekat Emri ile verilmiştir. ( Ek-1 ) Operasyonun en üst düzey komutanı, dönemin Jandarma Harekat Başkanı Tümgeneral Osman ÖZBEK’tir. Operasyonların merkezi olan İstanbul ayağında; İstanbul Jandarma Bölge Komutanı Tüğgeneral E. Engin HOŞ, J. Kd. Albay H. İbrahim TÜYSÜZ, J. Kd. Albay Mehmet AY üst düzey komutada görev almışlardır. Operasyon hakkında tüm bilgilere sahip bu kişilere her hangi bir soruşturma açılması bir yana, yargı organları bu üst düzey askeri görevlilerin ifadelerine dahi başvurmayı uygun görmemişdir.
19 Aralık Operasyonları özellikle Bayrampaşa, Ümraniye ve Çanakkale Cezaevlerinde çok daha kapsamlı icra edilmiştir. Bu üç cezaevindeki operasyonların şiddeti ve içeriği, operasyonların genel perspektifine damgasını vurmuştur. Ölüm ve yaralanmaların bu üç cezaevinde yoğunlaşması da operasyonlar sonrasındaki tüm dikkkatleri bu cezaevlerine yöneltmiştir. Bu üç cezaevinde operasyonların ne şekilde icra edilmiş olduğunun ortaya çıkması, 19-22 Aralık 2000 Cezaevleri Operasyonlarının bir bütün olarak deşifre edilmiş olduğu anlamına gelecektir.
Operasyonlarda hangi jandarma birliğinin hangi görevi ifa edeceği harekat emrinde açıkça belirtilmiştir. Operasyondan önce harekat emrine bağlı olarak ilgili askeri birimlere gönderilen yazılarda, jandarma birliklerinin temelde üç ayrı göreve göre ayrıldığı anlaşılmaktadır. ( Ek-2 ) Buna göre operasyonlarda fiili müdahalede , ihtiyatta ve sevk işlemlerinde görev alacak birlikler birbirinden farklıdır. Operasyonların merkezini oluşturan Bayrampaşa ve Ümraniye Cezaevlerindeki fiili müdahale birlikleri, Ankara Jandarna Özel Asayiş Komando Birliği ve Elazığ Jandarma Komando Taburudur.
Bayrampaşa ve Ümraniye Cezaevlerindeki operasyonlarda müdahale grubu ( Ankara Jandarma Özel Asayiş Komando Birliği ve Elazığ Jandarma Komando Taburu ) dışındaki diğer jandarma birlikleri ihtiyat ve sevk işlemlerinde görev almışlardır. Bu birlikler harekat planı gereği, müdahalede görevli birlikler gelene kadar ceazevinin içinde ihtiyat görevini ifa etmişlerdir. Operasyon günü Ümraniye Cezaevi Koruma Bölük Komutanı olan Yüzbaşı Uğur PAMUKÇU, Jandarma Genel Komutanlığınca yapılan ön soruşturma dosyasına verdiği ifadede bu duruma işaret ediyordu. “........ 20 Aralık günü E Blokun diğer bloklardan tecrit görevim bitti ve yerimi ELAZIĞ Jandarma Komando Taburuna devrettim. O andan itibaren cezaevi dışına çıkarak dış emniyeti aldım. .... .... bizden sonra yerimize ANKARA’dan gelen kuvvetler girdi.” ( Ümraniye Jandarma Koruma Bölüğünde Görevli Yzb. Uğur PAMUKÇU. Operasyonla İlgili Jandarma Genel Komutanlığınca Yapılan Ön Soruşturma Kapsamında Verdiği İfadeden )
Fiili müdahalede görevli her iki birlik de bu operasyonlar için eğitimlidir. Özellikle Ankara Jandarma Özel Asayiş Komando Birliği, Jandarma Genel Komutanlığı’nın gözbebeğidir. Bu birlik cezaevi ve arama-kurtarma operasyonlarında uzmandır. Diğer jandarma birliklerinden ayrılan en önemli niteliği, birliğin tüm askerlerinin muvazzaf asker olmalarıdır. Birliğin kadrosunda er ve erbaş bulunmamaktadır. En rütbesiz asker uzman çavuştur. Bu birlik, profesyonel askerlerden oluşmaktadır.
Ankara Jandarma Özel Asayiş Komando Birliği fiili müdahale grubu olmasına karşın bugüne kadar 19 Aralık Operasyonu ile ilgili hiçbir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmemiştir. Denilebilir ki bu birlik, ilgili kurumlar ve yargılama makamları tarafından özellikle korunmaktadır. Bu birlik niteliği ve konumu gereği Devletin ilgili kurumları tarafından deşifre edilmemek istenmektedir.
Ankara Jandarma Özel Asayiş Komando Birliğinin deşifre edilmek istenmemesi, operasyon sırasında Bayrampaşa Cezaevi Koruma Bölüğünde görevli, Yüzbaşı Zeki BİNGÖL tarafından yazılmış kitapta da açıkça belirtimişti. “ ... hazırlanan dosyalarla askeri kartal araba ile jandarma genel komutanlığına gidildi. Görüşmede Ankara Özel Harekat Komutanı Albay B.E. de vardı. Ben operasyona katılanların isim listelerini vermem diyordu. Başta sizin adınız geçmeyecek kayıtlarda demişlerdi diye söyleniyordu. ... dosyalar bu şekilde savcılıklara gönderildi. Ama operasyonun sıcak çatışma bölümünde olan birliklerin isimleri bildirilmemişti. Çok garipti operasyona katılan birliklerin isimleri savcılardan gizleniyordu. ... yani hiç kimse adının operasyon evraklarında geçmesini istemiyordu.” ( Bayranpaşa Cezaevi Gerçeği. Zeki BİNGÖL. Togan Yayıncılık. Syf. 172-173)
Ankara Güvercinlik’te konuçlanmış olan Ankara Jandarma Özel Asayiş Komando Birliği, kullandığı teçizat ile de özel bir birliktir. Bu birliğe çeşitli kereler, görevli Cumhuriyet Savcılıklarınca operasyonlara katıldıkları konusunda elde bulunan deliller çerçevesinde yazılar gönderilmiştir. Ancak gelen cevabi yazılarda, 19-22 Aralık 2000 Cezaevi operasyonlarına bu birlikten iştirak edildiğine dair bilgi buluınmadığı belirtilerek her defasında olumsuz yanıt verilmiştir.
Oysa Silahlı Kuvvetler tarafından çıkarılan Savunma ve Havacılık isimli derginin 2003 yılı içindeki 100. sayısında, Ankara Jandarma Özel Asayiş Komando Birliği hakkında geniş bilgi veriliyor ve hatta bu tanıtım yazısında birliğin “ Hayata Dönüş” operasyonlarına katıldığı kendi komutanları tarafından belirtiliyordu. ( Ek-3 ) Anılan birliğin 19 Aralık 2000 günü komutanı olan kişi, Jand. Albay Burhan ERGİN’dir. Burhan ERGİN’in operasyonların ne şekilde icra edildiğine ve neler yaşandığına dair kapsamlı bilgiye sahip olduğu aşikardır. Kendisi halen Edirne İl Jandarma Komutanlığında, Komutan olarak görevlidir. Ancak ne gariptir ki soruşturma makamları, Burhan ERGİN’e halen ulaşamadılar ve tanık sıfatı ile dahi ifadesi alınamadı.
Albay Burhan ERGİN ile ilgili olarak Operasyonuın Bayrampaşa Cezaevi ayağını araştıran Eyüp Cumhuriyet Savcılığına Eylül 2003’te gelen bir dilekçe son derece önemlidir. Ali ER isimli kişinin gönderdiği bu ihbar niteliğindeki dilekçede çok ilginç iddialara yer veriliyordu. “ ... Hayata Dönüş Operasyonunu bizzat kendisi yönetti. Bütün ceaevinde ölüm olaylarının baş faili ve emirleri ( ölüm ) veren kendisidir. Ölüm emrini Albay Burhan ERGİN vermiştir. ... bu sadist katil Albay, Binbaşı Cumhur BURCU’nun da intiharına sebep olmuştur. Kendisi halen bu olayla ilgili olarak Askeri Mahkemede yargılanmaktadır.”( Ek-4 ) İhbar dilekçesinde belirtilen intihar olayının da dönemin gazetelerinde yer aldığını görüyoruz. ( Ek-5 )
Bayrampaşa ve Ümraniye Cezaevlerindeki operasyonlarda fiili müdahale gruplarından diğeri olan Elazığ Jandarma Komando Taburu tüm askeri personeli ile birlikte operasyondan birkaç gün önce gizlilik içersinde Elazığ’dan kargo uçakları ile İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanına getirilmişti. Komando Taburu, Havaalanından doğruca sivil araçlarla Kağıthane’deki Hasdal Kışlasına (Sakarya Kışlası) götürülerek burada konuçlandırıldı. Hasdal Kışlasında birkaç gün boyunca son rötuş ve çalışmaların ardından operasyon sabahı Elazığı Komando Taburu ikiye bölündü. Bir birlik Bayrampaşa Cezaevine giderken, diğer birlik Ümraniye Cezaevine gitti. Bayrampaşa Cezaevindeki operasyon 14 saatte bitince, Bayrampaşa Cezaevindeki müdahale birlikleri buradan Ümraniye Cezaevine geçtiler. Böylece tüm operasyon birlikleri Ümraniye Cezaevinde birleşmiş oldular.
Bu husus Elazığ Jandarma Komando Taburu askerleri tarafından, operasyonla ilgili olarak Jandarma Genel Komutanlığınca yürütülen ön soruşturmaya verdikleri ifadelere yansımıştır. “... uçakla İstanbul Hasdal Kışlasına gittik. Oradan 1 ve 3. Bölükler Bayrampaşa Kapalı Cezaevine, benim görev yaptığım 2. Bölük, Ümraniye Cezaevine gitti. ... Bayrampaşa Cezaevine Jandarma Arama Kurtarma ( JAK ) ekipleri geldiler.”, “... Elazığ Jandarma Komando Tabur Komutanlığı emrinde bizi İstanbul iline götürdüler. ... Sakarya Kışlasına götürdüler.”, “bizi İstanbul’a hava yolu ile götürdüler. Sabiha Gökçen hava alanından alınıp Sakarya Kışlasına götürüldük.”, “... İstanbul ilinde taburu ikiye ayırdılar. Benim bulunduğum grup Ümraniye Cezaevine gitti.” ( Ek-6 )
Elazığ Jandarma Taburu askerleri için de hali hazırda bugüne kadar açılmış bir yargılama bulunmamaktadır. Bu tabur da, Ankara Jandarma Özel Asayiş Komando Birliği gibi Devletin ilgili kurumları tarafından deşifre edilmek istenmemektedir.
19 Aralık operasyonları ile ilgili olarak en çok gündeme gelen konulardan biri de Ümraniye Cezaevinde, operasyon sırasında bir Uzman Çavuşun da hayatını kaybetmiş olmasıydı. Jandarma Uzman Çavuş Nurettin KURT’un ölümü hakkında resmi açıklamalar, tutukluların kendisini öldürdüğü yönündeydi. Dönemin İç İşleri Bakanı Sadettin TANTAN Nurettin KURT’un cenazesinde Uzman Çavuşun eşine, kocasının terörist tutuklular tarafından öldürüldüğünü söyleyerek, kanının yerde kalmayacağını belirtiyordu.
Oysa tutuklular operasyondan sonra ısrarla, ölüm olayının diğer askerlerin açtığı ateş sonucunda olduğunu söylemişlerdi. Bu gerçek, ancak 16 Ekim 2002 tarihli Adli Tıp Raporu sonucunda ortaya çıkabilmişti. ( Ek-7 ) İlerleyen süreçte; Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde operasyon sırasındaki ölüm ve yaralanmalarla ilgili olarak yargılanan askerler verdikleri ifadelerde Uzman Çavuş Nurettin KURT’un askerlerin açtığı eteşle öldüğünü ifade ediyorlardı. Operasyon sırasında Ümraniye Koruma Bölük Komutanı olan Yüzbaşı Uğur PAMUKÇU Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesine vermiş olduğu sorgusunda Uzman Çavuş Nurettin KURT’un askerlerin açtığı ateş sonucunda öldüğünü açık ve net bir şekilde ifade etti. ( Ek-8 )
Sonuç olarak adına “Hayata Dönüş” denilen 19-22 Aralık 2000 Cezaevleri Operasyonları, ‘hayata döndüren’ değil ‘hayata son veren’ operasyonlar olmuştur. Operasyonların görünürdeki gerekçesi, Ölüm Oruçlarının kritik noktaya gelmesine bağlanmıştır. Resmi açıklamalar da bu kapsamda olmuştur. Ancak operasyonlardan hemen sonra anlaşılmıştır ki; asıl amaç siyasi tutuklu ve hükümlülerin, yapımı biten F Tipi Cezaevlerine sevk edilmesidir. 19 Aralık Operasyonları, Devletin siyasi tutuklulara yönelik hiç değişmeyen ceazevleri politikasının bir sonucudur.
19 Aralık operasyonları 7. yılına girmiş olmasına karşın, operasyonlarda öldürülen ve sakat kalan insanlar adına adalet tecelli etmemiştir. Operasyonlar sonrasında açılan yargılamaların hemen hepsi tutuklu ve hükümlüleri sanık sandalyesine oturtmuştur. Askerlere açılan davalar da ise, operasyonlarda ihtiyat görevinde yer almış askerler yargılanmaktadır.
Operasyonlarda üst düzey komutada bulunan generallerin kimler olduğu bilinmektedir. Keza müdahale grubunda yer alan jandarma birliklerinin de hangileri olduğu bilinmektedir. Halen bu kişilere soruşturma dahi açılmaması, 19 Aralık Operasyonlarının gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Operasyonlardaki ölüm ve yaralama olaylarının gerçek failleri yargılanıp, fiillerine uyan ceza maddeleri ile cezalandırılmadıkları sürece adalet tecelli etmeyecektir. 18.12.2007 |