|
İstanbul Şube Basın Açıklaması 25.08.2007 |
|
|
|
BASINA VE KAMUOYUNA
Yıllardır Türk Tarih Kurumunun başkanlığını yapan Halaçoğlu, gerçekten “Türk” tarih kurumu başkanı olduğunu bir kez daha ispatladı. Halaçoğlu, yıllardır resmi ideolojiye kaynaklık eden ve okullarda okutulan tarih kitaplarının referansı olan tezlerin sahipliğini yapıyordu. Türk Tarih Kurumunun Başkanlığına da şüphesiz alalede bir atamayla gelmemişti. O koltukta, görev süresi uzatılarak, tam 14 yıl oturması, hiç de yeni olmayan görüşlerini yayması ve yayınlatması da ilk değildi, tesadüf hiç değil. 14 yıldan bu yana devlet, resmi tarih görüşleri oluşturması için Halaçoğlu ve ekibini Türk Tarih Kurumunun başında tuttu.
Türk Tarih Kurumu Başkanı, yaptığı açıklamaların gazetelere boy boy düşüvermesi! üzerine bir açıklama yapıyor; “yanlış anlaşıldım” diyor ve ekliyor “bilimsel çalışma verilerini aktarıyordum”. Sonra da “tehdit gibi anlaşılmasın ama elimde Ermeni dönmelerinin listesi var, ancak açıklamayacağım”
Türk Tarih Kurumu Başkanı Halaçoğlu, Dadaloğlu gibi Anadolu’ya mal olmuş bir kişiliğin nezdinde halkların kardeşliğini önplana çıkarmak dururken birden Anadolu’da yaşayan halkların gerçekte göründükleri ve hissettikleri gibi olmadıklarını açıklamaya kalkıyor. Elbette ki bize de Türk Tarih Kurumunun Başkanına kişilerin veya toplulukların Kürt ya da Türkmen olduklarını kafataslarından anlayamayacağımızı bu belirlenimin ancak toplulukların iktisadi bütünlükleri, dilleri, kültürleri, yaşadıkları coğrafik ortaklık ölçü alınarak yapılabileceğini hatırlatmak düşüyor. Halaçoğlu’nun elindeki listeler 14 yılda oluşturulacak listeler değil şüphesiz. O, asırlık tarih anlayışının bugünkü sözcüsüdür yalnızca. Görülüyor ki Türk Tarih Kurumu bilimsel bir bağnazlık ile birarada yaşama kültürünü geliştirecek çalışmalar yapmak yerine, ırkçı-kafatasçı bir anlayışla vatandaşları fişlemek için çalışmış, kurumun bütçe ve emeğini bunun için harcamıştır. Bu anlayış tıpkı Halaçoğlu gibi listeleri gerektiğinde elinde sallayacak gerektiğinde kullanacaktır Çünkü kişilerin etnik kökenleri ve inançları bugün hala katliam sebebidir bu yüzden o söylemese de biz liste sallamanın ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz.
AKP dâhil her ağız Halaçoğlu’ndan hesap sormak gerektiğini söyledi. Ama hesap yalnızca Halaoğlu’nun hesabı değildir. Bu zihniyeti 14 yıllık icraatlarına (!) rağmen Türk Tarih Kurumu başkanı görevinde tutarak temsil ettiği ırkçı-kafatasçı zihniyetin, Türkiye’nin tarih politikasını, dolayısı ile de siyasi perspektifini şekillendirmesine göz yuman, hatta teşvik eden siyası iktidar bunun hesabını vermeli; resmi tarih, “ırkçı-kafatasçı” anlayıştan arındırılmalıdır.
Aksi halde, Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta Alevilere yönelen şiddetin; Varlık Vergisi ve 6-7 Eylül olayları gibi gayrimüslimlere yönelik ayrımcı şiddet uygulamalarının, Hrant Dink cinayeti gibi cinayetlerin benzerlerinin bir daha yaşanmayacağını kimse garanti edemez.
En küçük bir düşünce açıklamasında TCK’nın 216. maddesini, 301.maddesini işletmekte zorlanmayan Savcılarımız, Hrant’ın kaldırıma uzanmış bedeni gözümüzün önünde capacanlı dururken, bakalım bu maddeleri Türk Tarih Kurumu Başkanlarına da uygulayabilecekler mi? |