|
İstanbul Şube Basın Açıklaması ve HSYK başvurusu 06.08.2007 |
|
|
BASINA VE KAMUOYUNA
Geçtiğimiz günlerde yargı mensuplarının adı yine kirli işlere karıştı. Bu kez adı geçenlerden biri yakınımızdan bir isimdi. Emniyet adına ironik olarak “son nokta” dediği operasyon ile özel yetkili 14. Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi A K’nın da aralarında bulunduğu hâkim ve savcıların çete bağlantıları olduğunun saptandığını basına açıkladı.
Yalnız Hâkim A K. değildi adı anılan yargı mensubu. Yargıtay’da görev yapmış olan hâkim E. Y ile üç savcının uyuşturucu çeteleriyle bağlantısının olduğu söyleniyordu. İşin garibi operasyon için teknik takip emrini de yine hâkim A. K vermişti. Yargıtay evini işleten kişinin de bu çetenin lideri olduğu açıklandı. Aynı hâkim A. K devrimcilerin, muhaliflerin yargılandığı davalarda ağır cezalar vermekten çekinmiyordu. Adil Yargılama hakkının ihlali olduğunu bile bile yine onyıllara varan tutuklulukların altına imzasını atmıştı. Muhalif yayın organlarını kapatma kararları vermiş, ifade özgürlüğü kullanımına cezalar yağdırmıştı. Yine işkence ile alındığı çok açık olan ifadelerle onlarca insanı tutuklamış ne yazdığını bile okumadan nice yakalama, arama, dinleme iznine imza atmıştı. Yine okumadan imzaladığı bir teknik takip izni ile kendi yaptığı telefon görüşmeleri ortaya çıktı.
Eski Adalet Bakanı Cemil Çiçek ise açıklamalar yaparak “ Neşter davası olsun, bankalar olsun, neler var neler. Ama her şey konuşulmuyor. Çünkü yargıyı korumak gerekiyor” diyordu. Biz böyle yargıyı neden koruma ihtiyacı hissedelim ki? Aksine eğer gerçekten bu tür şeylerin olmasını istemiyorsak bunları sıradan bir olay olarak görmemeli, sahiplenmemeli korumamalıyız. Hayır, biz böyle bir yargıyı korumuyoruz. Eğer yargı gerçekten bağımsız ise, tarafsız ise süratle bu isimlerin görevden uzaklaştırılmaları gerekir. 2802 sayılı Hâkimler ve savcılar kanununa göre Hâkim A.K’nin yargılanabilmesi için Adalet Bakanlığı’ nın izin vermesi gerekecek. Yalnızca izin vermek de değil Adalet Bakanlığının rolü, aynı zamanda HSYK’nın da başkanı olan Adalet Bakanı hâkimlerin görevden uzaklaştırılması kararında da etkili.
Mesleğin onur ve itibarına zarar verecek davranışlarda bulunan hakim ve savcılar HSYK kararıyla meslekten uzaklaştırılabiliyorlar. Yargılamasına katıldığı bir uyuşturucu çetesi ile bağlantılı olmak kadar mesleğin itibarını düşürecek bir başka şey var mıdır acaba? O halde neden görevden uzaklaştırılacağı yerde önce İstanbul Adliyesinde bir başka mahkemede, daha sonra Erzurum’da görevlendiriliyor? Yargılamasına katıldığı çete ile bağlantısı olduğu, seks partilerine katıldığı iddia edilen birinin yargı organları önünde aklanıncaya kadar görevden uzaklaştırılması gereklidir. Kişilerin hayatı ile ilgili kararlar verme yetkisini, hakkında bu kadar ağır iddialar olan birinin eline vermek ya bu kişilerin hayatını önemsememektir ya da ilgili yargı mensubuna çok güvenmektir. O halde bir açıklamaya ihtiyaç var. Ya açıklamaların, haberlerin hepsinin uydurma olduğu açıklanmalıdır? Ya da hâkim A. K görevden uzaklaştırılmalıdır. 06.08.2007
HSYK başvuru dilekçesini indirmek için tıklayınız. |