|
|
Ana Sayfa Haberler Basın Bültenleri İzmir Şube Basın Açıklaması 1 Eylül 09
|
İzmir Şube Basın Açıklaması 1 Eylül 09 |
|
|
|
BASINA VE KAMUOYUNA
Ülkemizde çeyrek asırdır devam eden savaşa ilişkin; aklıselimin, korkuların bir nebze de olsa üzerine çıktığı, kardeşlik duygularının bireysel güvenlik kaygılarından görece önde geldiği, barışın adının anıldığı bir sürece nihayet girdik.
25 yıldır süregelen savaş ortamının bir barış sürecine doğru dönüşmesine ilişkin yaratılan bu atmosfer elbette ki önemli ve tarihsel bir gelişmedir. Bununla birlikte hükümetin “Kürt açılımı” ya da “demokratik açılım” adı altından başlattığı girişimlerinin neleri kapsadığına ilişkin hâlihazırda herhangi bir çerçeve çizilmiş, bir program sunulmuş değil. Bunun da ötesinde hükümet, kendi söylemi ile çelişen ve aslında açılımın son olarak aldığı adla, yani demokratik olma iddiası ile çelişen açıklamalar yapmakta herhangi bir sakınca görmüyor.
Hal böyle olunca, AKP’nin sunduğu açılım projesi, sorunun büyüklüğü ile orantısız, soyut söylemlerden ibaret ve içi boş bir proje olmanın ötesine geçemiyor. Nitekim güvenlik güçleri halen yurttaşları öldürüyor, operasyonlar sürüyor, işkence, Kürtlere ve tüm muhalif kesimin örgütlenme özgürlüğüne yönelik saldırılar devam ediyor; ordu, Kürt/demokratik açılım da dâhil olmak üzere politik gündemi belirleme konusunda pervasızlığını korumaya devam ediyor… Bu gerçeklik değiştirilmediği sürece de niyet açıklamaları ne yazık ki birer söz olmaktan ileri gidemiyor.
Öte yandan, muhalefet cephesinde ırkçı ve söven bir anlayış hâkim durumda. Muhalefet partileri, Kürt/demokratik açılımı sadece “terör ve asayiş” meselesine indirgeyerek yurttaşların hak ve özgürlükleri sorununu yok sayan sözler söylemeye devam ediyor.
Yurttaş haklarının yaşama geçirilmesi yönünde işlevleri olması gereken ve aslında sorunun çözümü konusunda ciddi katkıları olabilecek pek çok sivil toplum örgütü ve meslek kuruluşu da ne yazık ki haklar ve özgürlüklerden yana değil ırkçılığı ve şovenizmi besleyen, faklılar arasında düşmanlıklar yaratan, statükoyu koruyan ve savaş çığırtkanlığı yapan söylemlerini devam ettirmekte herhangi bir sakınca görmüyor.
Geçtiğimiz hafta içinde İzmir Barosu Başkanı tarafından yapılan açıklama da böylesi yaklaşımların en üst düzeydeki tezahürlerinden biri. İzmir Barosu’nun yurttaşların ve ezilenlerin hakları ve özgürlükleri ile hukukun ve demokrasinin yılmaz savunuculuğundan, Genelkurmay’ın açıklamalarına verdiği destek ile militarizmi ve askeri vesayet sistemini destekler hale gelmesi çok acıdır ve elbette ki kabul edilmez.
Türkiye; farklı dil, kültür ve etnik kökene sahip halkların yaşadığı zengin bir coğrafya. Ancak Türkiye tarihi, bu halkların, maalesef ki yöneticiler ve egemenler tarafından çektirdiği acılarla dolu. Tarih, özellikle, Müslüman olmayan halklar ile Müslüman olsa da Alevi olanlara yönelik tedhişten, yer değiştirmeye, katliamdan, soykırıma uzanan pek çok olaya tanıklık etti. Ne yazık ki bunları engellemek mümkün olmadı. Bununla birlikte, 25 yıldan bu yana yaşanan savaş ve sonuçları ile Kürt halkının daha fazla acı yaşamasını engellemek için hala bir şansımız var.
“Demokratik açılımın” gerçekten bir demokrasi projesine dönüşebilmesi için yapılması gereken, hak ve özgürlüklerin derhal genişletilmesi ve güvence altına alınmasıdır. Bunun gerçekleşmesinin tek yolu da sivil ve demokratik kamuoyunun bu konudaki mücadelesinden geçmektedir.
Öte yandan silahların gölgesinde yapılacak hiçbir barış görüşmesi gerçek anlamda adaleti ve kardeşliği sağlamaya hizmet etmeyecektir. Bu nedenle operasyonlara derhal son verilmeli, daha fazla genç yurttaşın ölümünün önüne geçilmelidir.
Tüm sivil toplumu ve demokratik güçleri, geleceğimize sahip çıkmaya; Kürt sorununda demokratik, adil ve barışçıl bir çözüm için uğraş vermeye çağırıyoruz.
|
|