ÜyeFormu

Hoşgeldin Ziyaretçi.






Parolamı unuttum
Üye değil misiniz? Üye Olun
Aktivasyon mailiniz gelmedimi? tekrar isteyin?

Site İçi Arama

Ana Sayfa arrow Haberler arrow Basın Bültenleri arrow İZMİR ŞUBE Basın Açıklaması 24.10.2008
İZMİR ŞUBE Basın Açıklaması 24.10.2008 Yazdır E-posta

24.10.08

BASINA VE KAMUOYUNA


Baran Tursun Cinayetini Örtmeye Çalışan Polisler Yargılanıyor!
Demokratik Kitle Örgütlerini, Duyarlı Kişi ve Kurumları Duruşmayı İzlemeye Çağırıyoruz.
 
2007 yılı Haziran ayında Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda (PVSK) yapılan değişiklikle; polisin kimlik sorma-durdurma, arama ve zor kullanma yetkileri genişletildi. Hem bedensel ve maddi güç, hem de silah kullanımını kapsayan yetkilerinin sınırının genişletilmesi kadar; yetkinin kullanılma koşullarının ve yoğunluğunun belirsizliği, kolluğun takdirine bırakılmış olması da eleştirilere neden olmuştu. Eleştirilerin haklılığı değişikliklerin yürürlüğe girdiği 14 Haziran 2007 tarihinden itibaren ortaya çıkmaya başladı. Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın verilerine[1] göre;  bu tarihten 13 Ekim 2008 tarihine kadar kolluğun silah kullandığı otuz olayda bir kişi yaralanmış, bir kişi sakat kalmış ve yirmi sekiz kişi yaşamını yitirmiştir. Yine TİHV' in verilerine göre 2007 Mayıs – 2008 Ekim tarihleri arasında 171 olayda 2000'den fazla kişi, kolluk şiddetine maruz kalmıştır. Sayılar ürkücüdür ve yazık ki yalnızca basına yansıyan bilgilere dayanmaktadır. Gerçek sayıları ise bilmiyoruz.

Bildiğimiz; Aktütün saldırısını bahane eden ve terörle mücadele maskesiyle süsleyen asker ve polisin, var olan yetkilerini daha da genişletmek istediğidir. Neredeyse "olağanüstü hal" uygulamasını, "olağan" halde geri getirmek anlamına gelebilecek taleplerin - şimdilik gündemden düşmüşse de -  siyasi iktidar ile silahlı iktidar arasındaki herhangi bir pazarlığın konusu yapılıp kabul edilmeyeceklerinin güvencesi yoktur. Tıpkı yurttaşların, polis kurşunu ile ölmeyeceklerinin, yaralanmayacaklarının ya da işkence görmeyeceklerinin güvencesi olmadığı gibi.

Yürürlükteki mevzuat ve yargısal işleyiş; hak ve özgürlükleri sağlamak ve ihlallerinden sorumlu olanları cezalandırmak üzerine kurulmamıştır.

Baran Tursun'un 25 Kasım 2007 günü polis tarafından öldürülmesi ve ölümünün soruşturulması aşamasında yaşananlar bu tespiti bir kez daha doğruladı. Ki; suçun ortaya çıkarılması ve suçlunun tespitini sağlayacak soruşturma aşamasında gerçekler örtülmek istendi. Olay hastane kayıtları da dahil resmi kayıtlara yaralamalı trafik kazası olarak geçirildi.  Gerçek, hastanede çekilen röntgen filmlerinde Baran Tursun'un kafasındaki kurşunun tespit edilmesi ile ortaya çıktı.  Ancak, bu kez de deliller karartılmaya çalışıldı;

-      Olay yeri inceleme ekiplerinin yapması gereken inceleme, karakol polislerince yapıldı ve araç olay yerinden uzaklaştırıldı,

-      Olay yerinden elde edildiği söylenen 6 adet kovan bizzat silah kullanan polis memurlarınca toplandı,

-      Olaya karışan polislerin savcılıkça ifadelerinin alınması yerine; hazırlanan senaryo bu polislerin hazırladığı olay tutanakları aracılığı ile soruşturma evrakına dönüştürüldü,

-      Olay yerine yakın bir benzin istasyonundan elde edilen kamera görüntüleri,  üzerinde oynama yapılarak ve görüntü içeriği gerçeğe aykırı olarak tutanağa geçirilerek savcılığa gönderildi,

-      Baran Tursun'un kullanmakta olduğu araçta bulunmayan mermi çekirdeği parçası sonradan araca konularak adli makamlar yanıltılmaya ve polis tarafından uydurulan senaryonun güçlendirilmesine çalışıldı,

-      Olayın tanıkları araştırılmadı ve dinlenmedi.

-      Bu nedenle dosyanın tanıkları, silahı ateşleyen polisin mesai arkadaşlarından ibaret kaldı.

-      Tamamen polisin inisiyatifinde yürütülen soruşturmanın asıl sorumlusu olan savcı ise öldürülen Baran Tursun'un ailesinin soruşturmaya katılmasına izin vermedi.

-      Savcı, ailenin avukatları aracılığı ile delil toplanması için yaptığı başvurulara kayıtsız kaldı ve istenen delilleri toplamadı, hatta hazırladığı iddianamede aileyi taraf olarak dahi göstermedi.

Baran Tursun'un ölümünden sorumlu olan polis memuru O. Emre Atar hakkındaki dava bu koşullarda açılabilmiştir. Yargılama aşamasında ise tüm Emniyet teşkilatı,  davada sanık polisten ya da taraf tuttuğunu ortaya koymaya devam etmiştir. 12/09/2008 tarihli İzmir Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu raporunda, duruşmalarda fazla sayıda 'izleyici' polisin bulunduğu, bu durumun kendilerinde yasa dışı bir davranış izlenimi uyandırmasa da fiilen, mağdur aileyi tedirgin etmek ve mahkemeyi baskılamak üzere orada bulunduklarına dair gözlemlerde bulundukları belirtilmiştir.

Baran Tursun'u öldüren kurşunun sahibi polis, PVSK'nın tanıdığı yetkiyi kullandığını söyleyerek ceza almayacağını düşünmektedir. Bunu düşünmesi, mahkemede yaptığı savunmanın niteliğine güveniyor olmasıyla değil, bugüne kadar bu türden olaylarda kolluk görevlilerinin cezalandırılmadıklarını biliyor olmasındandır.

Onun cinayetini örtmeye çalıştığı için; resmi belgede sahtecilik, suçu bildirmeme suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlarından yargılanan 10 polis memurunun da benzer şekilde cezasızlık halinden yararlanacaklarına güvendiklerini biliyoruz.

Benzer olayların sıklıkla yaşandığı ülkemizde "yaşam hakkının ihlali niteliğindeki" olayların son bulması, cezasızlık zırhının delinebilmesi ile mümkündür. Hem öldürenler, hem de onları koruyanlar için.

Bu nedenle Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi; Baran Tursun'un öldürülmesi olayında olduğu gibi, suçun karartılmasında sorumlu olanların yargılandığı davanın izlenmesine karar verilmiştir. Ayrıca şubemiz üyesi avukatlar, Tursun ailesinin vekilleri olarak davanın takibine ve adil bir şekilde yapılıp sorumluların cezalandırılmasına ilişkin sürece aktif hukuksal destek sunacaklardır.

Gerek hukuk dışı uygulamaların teşhirini sağlamak, gerekse toplumsal taraflılığımızı ortaya koymak için, demokratik kitle örgütlerini, duyarlı kişi ve kurumları,

İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/290 E. sayılı dosyası ile

27 Ekim 2008 günü saat:09:40 da yapılacak duruşmaya davet ediyoruz.

Saygılarımızla. 24.10.2008

Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi

[1] TİHV Dokümantasyon Merkezi'nin Yaşam Hakkı İhlallerine İlişkin Özel Raporu ( 1 Ocak 2008 – 13 Ekim 2008 ) ve 2007 yılına ilişkin günlük raporlarından derlenmiştir.