ÜyeFormu

Hoşgeldin Ziyaretçi.






Parolamı unuttum
Üye değil misiniz? Üye Olun
Aktivasyon mailiniz gelmedimi? tekrar isteyin?

Site İçi Arama

Ana Sayfa arrow Haberler arrow Basın Bültenleri arrow İzmir Şube Basın Açıklaması 3.9.09
İzmir Şube Basın Açıklaması 3.9.09 Yazdır E-posta

 
BASINA VE KAMUOYUNA

İzmir Barosu Başkanı Av.Özdemir Sökmen ve yönetim kurulu üyeleri 26 Ağustos tarihinde, talihsiz bir açıklama yaptı.

Yapılmış olan basın açıklamasında Kürt açılımı, demokratik açılım postuna bürünmüş bir dış mihrak oyunu olarak ortaya konuyor, demokratik talepler “terör örgütü”nün talepleri olarak değerlendiriliyor, Anayasa’nın Başlangıç ilkelerinin değiştirilemezliğine vurgu yapılarak hemen arkasından Genelkurmay’ın yapmış olduğu açıklama destekleniyor.

Bu açıklama maalesef ki hem İzmir Barosu, hem Türkiye’de yaşayan halklar ve hem de insanlık için talihsiz.

Talihsiz bir açıklama çünkü İzmir Barosu, anayasaları, devlet erkinin ölçüsüzlüğünü sınırlayan bir metin değil yurttaşların haklarını sınırlayan bir metin olarak görüyor.

Çünkü;  halka karşı işlenmiş bir suç olarak yargılanmayı halen bekleyen bir askeri darbenin generalleri tarafından yapılmış ve kabul ettirilmiş bir anayasanın “değiştirilemez” hükümlerini, insanlığın tarihi kadar ezeli ve onun kadar ebedi bir “kutsal” metin olarak önümüze koyuyor.

Ve bu açıklama gerçekten talihsiz, çünkü bir hukuk kurumu olan İzmir Barosu, militarizmi ve askeri vesayet sistemini destekliyor.

Oysa Avukatlık Kanunu’nun 76. maddesi şöyle diyor; barolar, mesleki işlevlerinin yanı sıra hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak amacıyla çalışmalar yürüten meslek kuruluşlarıdır.

İzmir Barosu’nun tarihi, yasada tanımlandığı gibi insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin savunulması bakımından pek çok başarıyla doludur. İzmir Barosu’nun, yasanın değil hukukun savunulması ve geliştirilmesi, kökeni ve farklılığı ne olursa olsun yurttaş haklarının savunulması için haklar ve özgürlükler konusunda aldığı onurlu tutumunu, idam cezasına karşı yürüttüğü kampanyaları, insan haklarına ilişkin ve işkenceye karşı çalışmalarını hala gururla anıyoruz.

Ancak İzmir Barosu’nun hâlihazırdaki başkan ve yönetim kurulu üyeleri, basın açıklamasında da ortaya koydukları bakış açısıyla İzmir Barosu’nu İzmir Barosu yapan değerler, anlayış ve perspektiften ne denli uzak olduklarını ortaya koymaktadır.

İzmir Barosu Başkan ve yönetim kurulu üyeleri bilmelidir ki gericiliğin bireyler ve kurumlar içinde yerleşmesi için batı ya da başka yönden bir desteğe hiç gerek yoktur. Verili düzenin ve statükonun korunması özlemi, gericiliğin temel tezahür biçimidir.

İzmir Barosu Başkan ve yönetim kurulu üyeleri yine bilmelidir ki bölücülük, halklar arasında farklılıklar olduğunu ortaya koymak ve haklarını talep etmek değil, halklar arasında ayrım gözetmek, ötekileştirmek ve dolayısıyla hiyerarşi geliştirmektir.

Ve yine bilinmelidir ki Yugoslavya ve Irak'taki gibi etnik çatışmalar ve kardeş kavgası tam da statükonun korunmasını talep eden, hiyerarşik olarak kendisini üstün gören kişiler ve gruplar nedeniyle yaşanmıştır, yaşanmaktadır.

Bu ülkede yaşanan, bir türlü sonlandırılamayan acı ve gözyaşları da pek çok yurttaş ve kurumun içine işlemiş bulunan, Ergenekon ve benzeri kontr-örgütlenmelerin bu doğrultuda yarattığı tahribatın açık ve üzücü sonucudur. 

Ancak her türlü acıya rağmen değişim kaçınılmazdır. İnsanlık tarihi otoriter, ırkçı, milliyetçi ve militarist rejimlere ve onların her türden yandaşlarına karşı insanlığın özgürlükler, sosyal adalet, eşitlik ve demokrasiden yana daha iyi bir geleceğe ulaşabilmesi için verilen mücadelelerle bezelidir.

Bizler İzmir Barosu’na üyesi avukatlar olarak gerici, ırkçı, kandan beslenen militarist politikaların, kurum ve kişilerin savunuculuğunu üstlenen bir baro yönetimine hayır diyoruz. Bu bağlamda tüm İzmirli hukukçuları, baromuzun, insan hakları ve hukukun üstünlüğü perspektifi ile demokrasi geleneğine sahip çıkmaya çağırıyoruz.