|
Ortak Basın Açıklaması: 12 Eylül Darbe Karşıtı Platform |
|
|
Bizler, Darbe Karşıtı Platform bileşenleri,
12 Eylül 1980 faşist darbesinin ülkemizde yarattığı ağır hasarın ve kalıcı acının hesabını bir kez daha yüksek sesle sormak, sebep olduğu çürümenin sona ermesini sağlamak için bir aradayız.
Kendi varlık nedeni olan “anayasal düzeni” defalarca tasfiye etmiş darbeciliği suçlamak üzere bugüne kadar hiçbir girişimde bulunmamış yüksek mahkeme savcılığının önünde, karanlığın tüm faillerini halklar adına suçlamak için toplandık.
Darbe günlerinde ve izleyen 28 yıl boyunca, katledilen, işkence gören, yaşamları cezaevlerinde söndürülen binlerce dostumuz ve yoldaşımızın anısını, kesintisiz bir mücadelenin tarihi olarak sahiplenmek ve sürdürmek için buradayız.
12 Eylül Faşist Cuntası halka hesap vermelidir.
Onları bu hesabı vermekten kurtaran hiçbir anayasa temel hak ve özgürlükleri güvence altına alamaz.
Onların ülke halklarına karşı işledikleri suçları zamanaşımına terk etmiş hiçbir yargı sistemi adalet ihtiyacımızı karşılayamaz.
İktidara gelmesini, varlık ve sürekliliğini cunta rejimine borçlu hiçbir siyasal iktidar emek ve demokrasi güçlerinden destek alamaz.
Yaratılan ve bugün sürdürülen insanlık dışı düzenin kendisini yeniden üretebilmesini sağlayan mekanizmalar açığa çıkarılmalı ve ortadan kaldırılmalıdır.
Bir darbe girişiminin,Ergenekon Davası’nın yargı önüne çıkarıldığı günlerdeyiz.
Biz savcının suçlamalarını dinledik.
Şimdi de herkes kulağını bize vermelidir. Darbe rejiminin gerçek niteliğini teşhir etmek, işlediği bütün suçları açığa çıkarmak bizim işimizdir.
Ergenekon davası buzdağının görünen yüzüdür.
Çünkü on yıllardır siyasal, sendikal, mesleki, toplumsal muhalefete; yoksul halklara ve Kürt siyasal muhalefetine karşı işlenen örgütlü suçların, inkâr ve imhanın iç içe geçmiş tüm faillerinin ortaya çıkarılması gerekir.
12 Eylül bizlere gösterdi ki; askeri darbeler halklara karşı kontr-gerilla faaliyetlerinin en açık dışavurumudur. Darbecilerinden hesap soramamak, yeni darbelerin ve halklara karşı kontra suçlarının süreklilik garantisidir.
Emeğin sözcülerini, halklarının en ileri muhalefet önderlerini, aydınları, devrimcileri, demokratları katletmek ve yıldırmak üzere çalışan bir erkin; yani Mustafa Suphi’den Hrant Dink’e uzanan kesintisiz Kontr-gerilla faaliyetinin ülke halklarına karşı işlediği suçların hesabı tek kalemdir. Devletlerin varlık ve devamlılık nedeni budur.
Sermayenin çıkarları için Tuzla’da insan kırımına sessiz kalan bürokrat ve politikacıyı; Çorum’da, Maraş’ta, Bahçelievler’de tetiği çekenden, uluslar arası sermayenin çıkarları için halkları yoksullaştıranı; binlerce köyü boşaltıp yakandan ayırmak güçtür. Darbeci generalle ona biat eden yargıcı, işkenceyi yapanla onu aklayan savcıyı, vuranla-vurduranı, çalanla-saklayanı, sömürenle-göz yumanı, katledenle-memnun kalanı ayırmak için elimizde sebep yok.
Kontr-gerilla devletlerin kalıcı bir yan ürünü, güvencesi ve sonucudur. Sadece 12 Eylül karanlığı bile, onu devletin diğer sürekli erklerinden ayırabilecek bir ölçü bulunmadığını bizlere öğretmiş olmalıdır.
Kontr-gerilla karanlığının ve darbelerin mağdurları, suçlamanın gerçek sahipleri olarak bu acımasız devlet pratiğini ortaya koymak, onunla mücadele etmek, yargılamak ve hesabını sormak görevi ile karşı karşıyadır.
Bu görev; komünizmle mücadele derneklerinden, ocaklardan, kamplardan, sola karşı yeşil kuşaktan, gericilik ve neo-liberalizmle beslenmiş ve devşirilmiş siyasal kadrolara, mahkemelere, iktidar içi çatlaklara terk edilemez.
Bugün mağdurlara ait bu hakkın ve emek/demokrasi güçleri önündeki bu görevin sahibi olduğumuzun altını çizmek için buradayız.
Suçluyoruz!
Darbecileri, halkları inkâr ve imha edenleri, yoksullaştıranları, kendi beka ve süreklilikleri için katledenleri, tüm bunları gizleyenleri ve yeniden üretenleri suçluyoruz.
Halklara karşı yürütülmüş tüm açık ve örtülü suçların hesabı verilmelidir.
Darbeciler yargılanmalıdır.
12 Eylül rejimi tasfiye edilmelidir.
Gün gelecek devran dönecek darbeciler halka hesap verecek.
Darbe Karşıtı Platform |