Ana Sayfa arrow Forum arrow Çagdaş Hukukcular Dernegi Forumarrow Güncel Konular ve Dosyalararrow Bilgi: Ankara Düşünce Özgürlüğü Girişimi Bildirgesi Bilgi: Ankara Düşünce Özgürlüğü Girişimi Bildirgesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
Bu Konuyu GönderYazdır
Gönderen Konu: Bilgi: Ankara Düşünce Özgürlüğü Girişimi Bildirgesi  (Okunma Sayısı 469 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ankara şube
Yeni
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 12



Üyelik Bilgileri
« : Kasım 05, 2008, 03:55:03 ÖS »

Ankara Düşünce Özgürlüğü Girişimi mailini paylaşıma sunuyoruz

                       [Bildirge]

1.   Düşünce [ifade] özgürlüğü, tüm özgürlüklerin temelidir. Fakat düşünce [ifade] özgürlüğü tüm özgürlükleri kapsadığında, bir bütün olarak değer taşır. Bu yüzden bazı özgürlüklerden yana, bazı özgürlüklere karşı olmak mümkün değildir. Düşünce, bilim, estetik yaratıcılık özgürlüğünün diğer tüm özgürlüklere önceliği vardır.
2.   Her tarihsel dönemde ve tüm egemenlik biçimlerinde egemen sınıflar özgür düşünceden, özgür tartışmadan ve eleştiriden korkmuşlardır. Zira, geçerli egemenlik ilişkilerini korumanın ve sürdürmenin yolu, yeni, orjinal, aykırı, paradigma yıkıcı fikirleri yasaklamaktan ve cezalandırmaktan geçer. Bu yüzden düşünce özgürlüğü sorunu, doğrudan sınıflar mücadelesini angaje eden bir şeydir.
3.   Dolayısıyla düşünce [ifade] özgürlüğü ekseri ve sanıldığının aksine soyut birşey değildir. Boşuna fikirlerin sonuçları vardır ya da fikirler kitlelere mâlolduğunda maddi birer güç haline gelirler denmemiştir. Eğer düşünce gerçekleşirse, mutlaka sosyal, politik, ideolojik, vb. sonuçları olacaktır. Önemli bir husus da düşüncenin gerçekleşmesi sorunudur. Düşüncenin gerçekleşmesi, realize olması dört aşamada mümkün olur: tasarlama, ifade etme, kitlelere ulaşma ve yeni fikirler doğrultusunda örgütlenmenin önünün açık olması. Örgütlenme aşamasına varmayan düşünce gerçekleşmiş olmaz. Elbette bizzat düşüncenin ifade edilmesi önemsiz değildir ama yeterli de değildir.
4.   Türkiye’de yaklaşık 80 yıldır bağnaz bir resmi ideoloji geçerli. Bu durumu açıklayan çok sayıda neden bulunmakla birlikte, söz konusu nedenler hiyerarşisinde Kürt sorunu ve militarizm başat bir yer tutmaktadır. Dolayısıyla düşünce [ifade] özgürlüğünün önündeki engeller hiyerarşisinde Kürt sorununun çözülmesi ve militarizmin teşhiri kritik bir öneme sahiptir. Başka türlü ifade etmek istersek, Kürt sorununun çözülmesiyle düşünce özgürlüğünün gerçekleşmesi arasında tuhaf bir diyalektik belirleyicilik ilişkisi mevcuttur. Fakat nihai tahlilde belirleyicilik ilişkisinin yönü düşünce özgürlüğünden Kürt sorununa doğrudur.
5.   Geride kalan yaklaşık onyılda insan haklarından, demokratikleşmeden, vb. çok söz edildi. Oysa söylemle gerçek durum arasında bariz bir uyumsuzluk var. Polis devletine doğru hızlı bir gidiş söz konusu ve giderek askerî veyaset  etkisini artırıyor. Aslında demokratikleşme ve özgürlükler alanını genişletme söyleminin reel bir karşılığı yok. Söz konusu olan, başta Coca-Cola aydınları olmak üzere, kitleleri aldatmayı ve oyalamayı amaçlayan ideolojik bir manipülasyondan... AB’ye uyum adı altında bazı yasa maddelerinin ‘değiştirilmesi’, sadece yasa maddelerinin numaralarını değiştirmekle sınırlı... Bazı yasalar değiştirilir veya yürürlükten kaldırılırken, yenileri yürürlüğe konuyor. Kaldı ki, her maddenin çok sayıda yedeği olduğu da biliniyor. Bu durumun teşhir edilmesi büyük önem taşıyor. Yasalarda yapılan ve yapılacak değişiklik elbette önemsiz değildir ama geçerli devlet anlayışı ve devlet-toplum ilişkisinin mahiyeti değişmedikçe, bu alanda kayda değer ilerlemeler beklemenin reel bir karşılığı yok...
6.   Şimdilerde küresel neoliberalizm [emperyalizm] çağında özgürlüklerden çok söz ediliyor ama orada söz konusu olan ezilenlerin, sömürülenlerin anladığı, anlamak istediği özgürlükler değil. Sermayenin sömürüsünün önündeki engellerin kaldırılması, özgürlükler alanının genişlemesi olarak sunuluyor. Esasen söz konusu olan tam bir seçim ve temsil mistifikasyonu olan liberal demokrasi’den başka birşey değildir. Başka türlü ifade etmek istersek: sömürü, yağma ve talan özgürlüğü... Emekçi sınıfların örgütlü/kollektif mücadele sonucu elde ettiği kazanımları geri almak, onları bulundukları mevzilerin de gerisine püskürtmek üzere yürütülen saldırı tuhaf bir şekilde özgürlükler ve demokratik alanın genişlemesi olarak sunuluyor. Ezilen/sömürülen sınıfların örgütlerine ve örgütlü mücadelesine savaş açılmışken, ‘sivil toplumu güçlendirmekten’, insan haklarının ve özgürlüklerin temeli hızla aşındırılırken de demokratikleşmeden ve insan haklarından çok söz ediliyor. Oysa söz konusu olan, gerçek dünyada reel bir karşılığı olmayan, asıl amacı küresel kapitalist saldırıyı [emperyalizmi], neoliberal çılgınlığı  meşrulaştırmak olan zehirli bir söylemdir.
7.   Şimdilerde dünyanın her yerinde ‘demokrasi’ olarak sunulanın gerçek anlamda demokrasiyle ilgisi retorikten ibarettir. Politika alanı tam bir sirk oyununa dönüşmüş durumda. Siyasetin asıl işlevi, kitleleri depolitize etmek, onları kendi sorunlarına yabancılaştırmak, kafaları bulandırarak daha iyi bir toplum düzeni ve gelecek umudunu karartmaktır. Artık ‘hukuk devleti’ denilen de kapitalist tiranlığın ideolojik maskesinden başka birşey değil. Politika ve politikacılar sermayenin ayak işlerine koşulmuş durumda ve yegâne amaçları ve kaygıları sermayenin tekyanlı çıkarını gerçekleştirmek... Elbette bal tutanın parmağını yalaması işin doğası gereğidir.
8.   Yaşadığımız süreç, demokratik haklar ve özgürlükler alanının genişlemesi yönünde değil, daralması yönünde yol alıyor. Fakat bu verili, mukadder, kaçınılmaz birşey değil. Büyük İnsanlığın bu kapsamlı saldırı karşısında sessiz ve tepkisiz kalması mümkün değildir. Sermayenin baronlarının daha çok baskı ve şiddete başvurmadan sömürüyü derinleştirmeleri mümkün değil. Bu yüzden bir yandan demokrasiden, insan haklarından, vb. söz edilirken, diğer yandan heryerde baskı aygıtı takviye edilmek isteniyor ve ediliyor. Saldırı karşısında durabilmenin ve saldırıyı püskürtmenin yolu, öncelikle süreci anlamaktan, bilince çıkarmaktan ve teşhir etmekten geçiyor. Boşuna anlamak aşmaktır denmemiştir...
9   Şimdilerde kamuoyunu meşgul eden ‘tartışmaların’ toplumun gerçek gündemiyle bir ilgisi yok. Asıl gündemlerin yerini, ideolojik fabrikasyon eseri olan sahte gündemler almış durumda. Emekçi kitleler sahte gündemlerle, gösteri endüstrisi aracılığıyla, medyayla, televizyon dizileriyle, insanı insanlıktan çıkaran reklâmlarla, futbolla, vb. alıklaştırılıp, oyalanırken, sermayenin sömürü temeli takviye ediliyor. Rejim giderek daha çok devlet terör rejimine dönüşüyor...
10    Böylesi bir küresel gericilik döneminde “gerçeği söylemek -başlı başına- ilerici/devrimci bir eylemdir” denmiştir. Biz bu metnin altında imzası bulunanlar, özgürlüğün başkasının özgürlüğü olduğu tespitinden hareketle, düşüncelerinden, rejime yönelik eleştiri ve eylemlerinden dolayı devletin hışmına uğrayan, kovuşturulan, yargılanan, cezalandırılan, işkence gören, hapsedilen... dostlarımızla, kardeşlerimizle dayanışma içinde olmayı sadece entellektüel sorumlluğunun bir gereği değil, aynı zamanda varlık nedenimizin temeli olarak da görüyoruz. Böyle bir çaba içinde olmak, sadece rejimin hışmına uğrayanları ve kendimizi savunmak değil, sömürü, baskı, şiddet ve teröre maruz kalmış geniş emekçi kesimlerin özgürlüğü ve daha iyi bir gelecek için de mücadele etmektir. Dolayısıyla gerçek aydın tavrını ortaya koymak önemlidir. Bu amaçla biraraya geliyoruz, varlık nedenimizin ve misyonumuzun gereğini yapmaya kararlı olduğumuzu ilan ediyoruz...


Yapı ve işleyiş

1.   ‘Ankara Düşünce Özgürlüğü Girişimi’ enformel bir girişimdir. Bu, bürokratik olumsuzluklara imkân vermemek, değilse asgariye indirmek üzere yapılmış bilinçli bir tercihtir. 
2.   İşleyiş tamamiyle gönülülük esasına dayanır.
3.   Faaliyetlerin ‘finansmanı’ gönüllü katılımcıların katkılarına, bireylerin ve kurumların bağışlarına dayanır.
4.   ‘Girişim’, bildirgede belirtilen esaslar ve çizilen genel çerçeve dahilinde faaliyette bulunur. Bununla birlikte etkinlik alanının sınırının  çizilmesi önemlidir. Başlıca faaliyet alanlarından biri, yaşananları bilince çıkarmak, politik ve ideolojik manipülasyonları, ve uygulamaları teşhir etmek ve düşünceleri ve eylemlerinden ötürü rejimin hışmına uğrayan –yargılanan, ceza alan, işkenceye ve ‘kötü muamemeleye’ maruz kalan özellikle Ankaradaki dostlarımızı ve kardeşlerimizi başta moral dayanışma içinde olmak üzere, gerekli yöntem ve araçlarla, olanaklar ölçüsünde desteklemektir.
5.   Girişimin ikinci önemli faaliyet alanı, olup-bitenlerin geri planını sorgulamaktır. Bu amaçla araştırma, bildiri, konferans, panel, sempozyum ve yayınlarla rejimi teşhir etmektir. Girişim bu amacı önemser ve bu konuda yapılacaklara öncelik verir. Zira, 4. Madde de sayılan alanlarda başka örgütler ve girişimler zaten faaliyet göstermektedir, dolayısıyla alan boş değildir. 
6.   Kararlar girişim üye çoğunluğunun mevcut olduğu toplantılarda oy çokluğuluyla alınır. Üye çoğunluğuyla yönetim arasında bir yabancılaşmaya meydan vermemek için bir yönetim veya yürütme kuruluna yer verilmez. Sadece koordinasyonu sağlayan iki kişiden oluşan bir  sekretarya seçilir. Sekretarya üyeleri her zaman yenilenebilir ve görevden alınabilir... Sekreterya koordinasyonu sağlar ve gerekli gördüğünde genel toplantı talep edebilir. Üyelerden her biri de genel toplantı çağrısı yapabilir. Bunun dışında her altı aylık dönemler için olmak üzere iki de  girişim sözcüsü seçilir. Sözcüler girişimi dışarıya karşı temsil eder.
7.   Toplantılar, sürekli bir ‘yer’ bulununcaya kadar Türkiye ve Ortadoğu Forumu Vakfı [ Özgür Üniversite] genel merkezinde yapılır. 
Logged

İlkiz Sk. 18/3 Sıhhiye - Ankara
Telefon: 232 36 69
Sayfa: [1]   Yukarı git
Bu Konuyu GönderYazdır
Gitmek istediğiniz yer: