ÜyeFormu

Hoşgeldin Ziyaretçi.






Parolamı unuttum
Üye değil misiniz? Üye Olun
Aktivasyon mailiniz gelmedimi? tekrar isteyin?

Site İçi Arama

Ana Sayfa
İnsan Zinciri Eylemi haber ve fotoğrafları

30 Mayıs Cumartesi günü çeşitli illerde yapılan insan zinciri eylemine dair yayımlanan haberlerden bir derlemeyi,  Ankara ve İzmir Şubelerimizden katılımcıların olduğu fotoğraflarla birlikte yayınlıyoruz.


    

İHD'nin çağrısıyla, Ergenekon sürecine toplumsal muhalefet cephesinden müdahale etmek için halkta duyarlılık yaratılması amacıyla kurulan Gerçek ve Adalet İnisiyatifi, ilk eylemini "Fırat suyu kan akıyor baksana" sloganıyla Türkiye genelinde oluşturduğu insan zinciri ile gerçekleştirdi. Eylemlerde, Kürt illerinde yaşanan cinayetlerin açığı çıkarılması talep edildi.
DİYARBAKIR
Aralarında insan hakları örgüt, siyasi partiler, sendika, girişim ve derneklerin bulunduğu 25 kuruluşun oluşturduğu Gerçek ve Adalet İnisiyatifi, Yaşam Hakkı Anıtı önünde insan zinciri oluşturdu. Eylemden önce 25 kuruluş adına basın açıklaması yapan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey, oluşturulan oluşumun amacını şöyle açıkladı: "Biz de Türkiye'de son yıllarda yaşadığımız acıları, katliamları ve halka karşı işlenen suçları ortaya çıkarmak, özellikle de Fırat'ın doğusunda yaşananları dünyanın, Türkiye'nin görmesi için buradayız. Sadece olanların görülmesi değil, sorumluların ortaya çıkarılması ve yargılanması talebiyle buradayız."
Ergenekon süreci ile beraber Türkiye'de "derin-gizli" bir çok gerçeğin açığa çıkarıldığını dile getiren Erbey, köy boşaltmalar, faili meçhul, cinayetler, cezaevlerindeki katliamların, gözaltındaki kayıpların sorumlularının yargılanmasını istedi. Ergenekon davasında hükümetin olayın üzerine gittiği izlenimi vermek istediğini belirten Erbey, hükümete "Darbe teşebbüsünde bulunan varsa bulun yargılanmasını sağlayın. Ancak, biz size 12 Eylül darbecilerinin açık adreslerini ve yaptıklarına ilişkin binlerce adres, dosya ve tanık sunabiliriz. Demokrasi yanlısıysanız, darbelere karşıysanız, suç işleyenleri arıyorsanız anayasanın geçici 15. maddesini kaldırın ve binlerce kişinin ölümünden, işkencesinden sorumlu olan 12 Eylülcülerin dokunulmazlığını kaldırın" dedi. Açıklamanın ardından el ele tutuşan grup Yaşam Hakkı Anıtı önünde insan zinciri oluşturdu. Oluşturulan zincirde "Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek" sloganı atıldı.
MALATYA
Malatya'da İHD öncülüğünde bir araya gelen İHD, KESK, ESP, DTP, ÖDP, EMEP, Mazlum-Der ve PSAKD, İHD Malatya Şubesi önünden Merkez postanesine doğru yürüyüş düzenledi. Eyleme Halk Cephesi de destek verdi. Basın açıklamasını okuyan İHD Malatya Şube Başkanı Özgür Karakavak, şunları kaydetti: "Ezilen, sömürülen, baskı gören, dili, inancı, kültürü yasaklanan tüm toplum kesimleri olarak Türkiye'nin demokratikleşmesi talebiyle, daha özgür ve eşit yurttaşlar olmak, güvenli bir ülkede yaşamak için tüm Türkiye'de sokaklardayız. Biz Türkiye'de son yıllarda yaşadığımız acıları, katliamları ve halka karşı işlenen suçları ortaya çıkarmak, özellikle de Fırat'ın doğusunda yaşananları dünyanın, Türkiye'nin görmesi için buradayız."
BATMAN
Batman Gerçek ve Adalet İnisiyatifi, Batman Belediyesi önünden Atatürk Parkı'na doğru insan zinciri oluşturularak yürüyüş yapıldı. Yüzlerce kişinin katıldığı eylemde, sık sık "Batı'da arama Ergenekon burada", "Barışa bir ses çift taraflı ateşkes", "Savaşa hayır barış hemen şimdi", "Bijî biratiyan gelan", "KESK'e uzanan eller kırılsın" sloganları atıldı. Yürüyüşün ardından Eğitim Sen Batman Şube Başkanı Selim Aratemur, konuşma yaptı. Aratemur'un ardından Batman Gerçek ve Adalet İnisiyatifi adına basın açıklamasını okuyan Genel İş Batman Şube Başkanı Halis Yakut, Ergenekon sürecinin Türkiye'de derin gizli birçok gerçeği ortaya çıkardığını ancak gerçeklerin buzdağının altında olduğunu söyledi.
MARDİN
Mardin Yenişehir Taksi Durağı'nda eylem yapıldı. Eyleme İHD Mardin Şubesi, Barış Meclisi, Mazlum Der, KESK Mardin Şubesi, TTB, TİHV, DTP, 78'liler Girişimi, Belediye İş Sendikası Mardin Şubesi'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. İnsan zincirinin oluşturulmasının ardından basın açıklamasını okuyan İHD Mardin Şube Başkanı Erdal Kuzu, Türkiye'de son dönemlerde yaşanan katliamlara ve halka karşı işlenen suçlara dikkat çekmek amacıyla alanlarda olduklarını söyledi. Kuzu'nun açıklamasından sonra Eğitim Sen Mardin Şube Başkanı Doğan Anğay, KESK'e yönelik yapılan operasyonları kınadıklarını belirtti.
VAN
İHD, Barış Meclisi, ÇHD, DTP, Mazlum-Der, KESK ve TMMOB'un oluşturduğu Gerçek ve Adalet İnsiyatifi üyeleri, Mavi Plaza önünden Sanat Sokağı'na doğru yürüyüş düzenledi. Eylemde, "Fırat suyu kan akıyor baksana" yazılı dövizi ile faili meçhul şekilde katledilenlerin fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşındı. Grup adına açıklama yapan KESK Dönem Sözcüsü Şaban Çiftçi, Türkiye'de 1950'li yıllarından itibaren Gladyo-Kontrgerilla kurulduğunu ve bu örgütlenmenin bir çok olaya karıştığını ifade etti. Konuşmasında Çiftçi, Fırat'ın öbür yakasında işlenen suçların ortaya çıkarılmasını istedi. Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı
HATAY
Hatay Gerçek ve Adalet İnisiyatifi, Ulus alanında insan zinciri oluşturdu. Eylemde konuşma yapan İHD Hatay Şube Başkanı Semra Berrak, demokrasi talebiyle, daha özgür ve eşit yurttaşlar olmak, güvenli bir ülkede yaşamak için tüm Türkiye'de sokaklarda olduklarını belirterek, 1950'li yıllardan itibaren kurulduğu bilinen Gladyo- kontrgerillanın dağıtılmasını istediklerini ifade etti.
KOCAELİ
Kocaeli Gerçek ve Adalet İnisiyatifi üyeleri Belediye İş Hanı önünde insan zinciri oluşturarak, Sabri Yalım Parkı'na yürüyüş düzenledi. "Kürt sorunu demokratik ve barışçı yollarla çözülsün", "Türkiye'de yaşayan herkesin dil, inanç ve kültürel hakları güvenceye alınsın" pankartlarının açıldığı eylemde, sık sık "Barışa bir ses çift taraflı ateşkes", "Bijî bratiya gelan", "Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz" sloganları atıldı. Sabri Yalım Parkı'nda yapılan basın açıklamasını okuyan Gerçek ve Adalet İnisiyatifi ve KESK Kocaeli Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Akın Şişman,Türkiye'deki aydınlar, sanatçılar, işçiler, memurlar, sendikacılar olarak, ezilen, sömürülen, baskı gören, dili, inancı, kültürü yasaklanan tüm toplum kesimlerinin demokratikleşmesini, eşit özgür yurttaşlar olarak yaşamak istediklerini talep etti.
ÇANAKKALE
Çanakkale'de Turuva Atı önünde bir araya gelen Gerçek ve Adalet İnisiyatifi üyeleri insan zinciri oluşturdu. Eylemde oluşturulan insan zinciriyle "Fırat suyu kan akıyor baksana" yazıldı. Eylemde sık sık "Yaşasın halkların kardeşliği", "Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek" sloganları atıldı. Eylemde konuşan Pir Sultan Abdal Derneği Çanakkale Şube Başkanı Mustafa Korkmaz, Türkiye'de son dönemlerde yaşanan acıları, katliamları ve halka karşı işlenmiş suçları ortaya çıkarmak, özellikle de Fırat'ın doğusunda yaşananları dünya ve Türkiye'nin görmesi için alanlarda olduklarını belirtti.
MERSİN
İHD, Alevi Bektaşi Federasyonu, Barış Meclisi, ÇHD, DTP, EMEP, ESP, EHP, SEH, Halk Evleri, MAZLUMDER, KESK, ÖDP, SDP, Sosyalist Parti, TTB, TİHV, 68'lililer, 78'liler, Limter İş, Yeşiller Partisi, Haçova Kültür Derneği, Akdeniz Göç Der ve Toplumsal Özgürlük Platformu gibi demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler, İHD Mersin Şubesi önünde eylem yaptı. "Fırat suyu kan akıyor baksana" yazılı şapkaları takan eylemciler göğüslerine yapıştırdıkları harflerle "Fırat suyu kan akıyor baksana" yazdı. Kurumlar adına basın açıklamasını okuyan İHD Mersin Şube Başkanı Mirze Mehmet Söylemez, Türkiye'de son yıllarda yaşanan acıları, Fırat'ın doğusunda yaşanan katliam, baskı, kayıplar, işkenceleri ve işlenen suçları ortaya çıkarmak için eylemde olduklarını dile getirdi. Çevik kuvvet polisinin geniş güvenlik önlemi aldığı eylem olaysız sona erdi
ADANA
Adana'da İHD öncülüğünde biraya gelen Adana Barış Meclisi Girişimi, ÇHD, KESK, DTP, EMEP, ESP, EHP, Halkevleri, KESK, ÖDP, SDP, Sosyalist Parti, TİHV, TÖP yöneticilerinin de aralarında bulunduğu yüzlerce kişi insan zinciri oluşturdu. 5 Ocak Meydanı'nda biraya gelen kitle, üzerlerine her kartona bir harf yazılı kartonları asarak "Fırat suyu kan akıyor baksana" yazdı. Ele ele tutuşarak insan zinciri oluşturan kitle, İnönü Parkı'na yürüdü. Eylemde, "Biji biratiya gelan", "Fırat'ın ötesi kayıplar ülkesi", "Kayıplar bulunsun hesap sorulsun", "Susurluktan Ergenekon'a katiller halka hesap verecek", "KESK'e uzanan eller kırılsın" sloganları atıldı.
ANKARA
GİMA önünde bir araya gelen ve aralarında İHD, THİV, ABF, Barış Meclisi, ÇHD, DTP, EMEP, ESP, EHP, Halkevleri, MAZLUMDER, KESK, ÖDP, SDP, Sosyalist Parti, TTB, THİV, 78'liler Girişimi, Limter-İş, Yeşiller Partisinin üye ve yöneticilerinin de bulunduğu kalabalık grup, Ziya Gökalp Caddesi boyunca insan zinciri oluşturdu. Zincir oluşturulmadan önce inisiyatif adına açıklama yapan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Yazar Yaşar Kemal'in kitabından esinlenerek eyleme "Fırat suyu kan akıyor baksana" ismini verdiklerini belirterek, ‘’Biz de Türkiye'de son yıllarda yaşadığımız acıları, katliamları ve halka karşı işlenen suçları ortaya çıkarmak, özellikle de Fırat'ın doğusunda yaşananları dünyanın Türkiyenin görmesi için buradayız. Sadece olanların görülmesi için değil, sorumlularının açığa çıkarılması ve yargılanması talebiyle buradayız" dedi.
İZMİR
İHD, Alevi Bektaşi Federasyonu, Barış Meclisi, ÇHD, DTP, EMEP, ESP, EHP, Halkevleri, Mazlumder, KESK, ÖDP, SDP, Sosyalist Parti, TTB, TİHV, 78'liler Girişimi, Limter İş, Yeşiller Partisi'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kurum Konak Eski Sümerbank önüne kadar, insan zinciri oluşturarak yürüdü. "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" pankartının açıldığı eylemde, "Barışa bir ses çift taraflı ateşkes", "Anayız barıştan yanayız", "Hepimiz DTP'liyiz, hepimiz KESK'liyiz", "Biji biratiya gelan" sloganları atıldı. Basın açıklamasını okuyan İHD İzmir Şube Başkanı Ahmet Alagöz, binlerce faili meçhul cinayetlerin, aydınların katledilmesinin, 17 yaşında idam edilen Erdal Eren'in, 12 yaşındaki bedenine onlarca kurşun sıkılan Uğur Kaymaz'ın katillerinin yargılanması için böyle bir eylem başlattıklarını söyledi.
AYDIN
Aydın'da bir araya gelen çeşitli siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri Menderes Bulvarı'ndan Sevgi Yolu'na kadar insan zinciri oluşturarak yürüyüş yaptı. "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" pankartının açıldığı eylemde, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasını talep eden sloganlar atıldı. Yürüyüşün ardından basın açıklamasını okuyan İHD Aydın Şube Başkanı Jale Duygu, "Bizler Türkiye'nin onuru ve geleceğini savunanlar olarak Ergenekon davası vesilesiyle tüm çetelerin, cinayet şebekelerinin, Gladyo-Kontrgerillanın ortaya çıkarılması için yola çıktık, sonuna kadar da bu mücadeleyi sürdüreceğimizi ilan ediyoruz" dedi.
MANİSA
DTP Manisa ve İlçe örgütleri de, İl binası önünden Manolya Meydanı'na kadar yürüyüş yaptı. "DTP'yi susturma silahları sustur" pankartının açıldığı eylemde, basın açıklamasını okuyan DTP Manisa İl Başkan Yardımcısı Kerem Taylan, PKK'nin aldığı çatışmasızlık kararının dolmasına bir gün kaldığını hatırlattı. Taylan, bölgede 30 yıldır süren çatışmalar sonucunda binlerce faili meçul cinayet, acı, kan ve gözyaşının ülke iklimine hakim olmaya başladığını ifade etti.
ANTALYA
Gerçek ve Adalet İnisiyatifi Antalya Girişimi'nin çağrısı ile Muratpaşa Cami yanında bir araya gelen yaklaşık 500 kişi "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" pankartı ile insan zinciri oluşturarak Kışlahan Oteli önüne kadar yürüyüş yaptı. Yürüyüş boyunca, "Barışa bir ses çift taraflı ateşkes", "DTP'yi değil silahları sustur", "Yaşasın halkların kardeşliği", "Susma sustukça sıra sana gelecek" sloganları atıldı. Yürüyüş ardından yapılan basın açıklamasını okuyan EMEP Antalya İl Başkanı Celal Budak, Fırat'ın öte yanında işlenen cinayetlerin aydınlatılması talebiyle başlattıkları eylemlerinin bundan sonrada süreceğini söyledi.
İSTANBUL
Tünel'de bir araya gelen Gerçek ve Adalet İnisiyatifi üyelerinin Taksim Meydanı'na yapmak istediği yürüyüş polis engeline takıldı. "Fırat suyu kan akıyor baksana", "Ölüm kuyuları toplu mezarlar açılsın", "12 Eylülden Ergenekon'a sorumlular yargılansın", "Faili meçhul cinayetler aydınlatılsın" dövizlerini taşıyan grup, 5 dakikalık oturma eylemi yaparak polis engelini protesto etti. Oturma eyleminde, "Polis defol bu sokaklar bizim", "Baskılar bizi yıldıramaz", "Biji biratiya gelan", "Faşizme karşı omuz omuza", "Kaybedenler kaybedecek" sloganları atıldı. Oturma eyleminin ardından dövizlerin indirilmesiyle polis grubun geçişine izin verdi. Yürüyüşe izin verilmemesi nedeniyle grup Taksim Tramvay durağında basın açıklaması yaptı. Açıklamada polisin tutumunu protesto ederek konuşmasına başlayan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Ergenekon soruşturmasına dikkat çekerek, sürecin Türkiye'de derin-gizli birçok gerçeği ortaya çıkardığını belirtti.
ANTEP
Antep Yeşil Su Parkı'nda da, İHD, EMEP, DTP, TÖP, KESK'e bağlı şubelerin katılımı ile açıklama yapıldı.
 
İzmir Şube Ortak Basın Açıklaması 28.5.09

BASINA VE KAMUOYUNA

Bu ülkede yaşananlar artık bizleri şaşırtmıyor. Muhalifleri ortadan kaldırmak için bomba atanlara, sokakları kan gölüne çevirenlere “iyi çocuklar” denildiği bir ülke burası. En kabul edilmez, en akılmaz uygulamalar, tutum ve davranışlar bile kanıksanıyor, sıradanlaşıyor…

Halkların kardeşliği ve eşitliği çağrılarına bugüne değin kulaklarını kapatanlar, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ve şimdi de sendikalar üzerindeki baskı ve sindirme politikalarını arttırarak devam ettiriyorlar.

Bu ülkede insan hakları, barış ve demokrasinin tesis edilmesi için mücadele yürüten ve bu uğurda saldırılara, ölümlere, cezaevlerinde mahpusluğa maruz kalan insan hakları savunucuları, emek örgütlerinin üye ve yöneticileri yeni baskılarla susturulmaya çalışılıyor.

Bu çerçevede geçtiğimiz hafta İHD Genel Merkez Yöneticileri’nin evleri ve büroları basılmış, gözaltılar yaşanmıştı. Gözaltı sonrası serbest bırakılan İHD Genel Merkez Yöneticisi Av. Filiz Kalaycı ise dün savcılığın itirazı ile tutuklanmıştır. Aynı zamanda İHD Merkezi Cezaevi Komisyonu’nda çalışan Av. Filiz Kalaycı hak ve eşitlik kavgası verdiği, hukukun üstünlüğünü savunan bir insan hakları savunucusu olduğu için tutuklanmıştır.

Oysa insan hakları savunucularının önemi, değeri ve işlevleri pek çok ulusal üstü insan hakları belgesinde vurgulanmıştır. Belgeler, insan hakları kavramını tanıtmadaki çabaları, insan haklarının korunması ve geliştirilmesindeki rolleri nedeniyle, insan hakları savunucularının çalışmalarının kolaylaştırılması, tehdit altında tutulmaması ve benzeri güvenceleri içerir. Demokrasi ve hukukun ilerlemesi, insan haklarının ve insan hakları savunucularının korunması ve geliştirilmesi suretiyle gerçekleşir.

İnsan hakları savunucularının eleştirel tutum içersinde olması, hak savunuculuğunun doğasında vardır. Buna karşı “ceza” vermek, “hapsetmek”  insan hakları savunucularının ne kadar haklı bir kavgada olduğunun en açık kanıtı olmaktadır.   

Bu sabah ise İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla İzmir, Manisa, Ankara ve Van’da Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun aralarında üç Genel Merkez Yöneticisi olmak üzere 35’ten fazla üyesi gözaltına alındı. KESK bileşeni çeşitli sendika şubelerinde ve gözaltına alınan üye ve yöneticilerin evlerinde, iş yerlerinde, okullarında jandarma tarafından hukuka aykırı biçimde aramalar yapıldı. 

Bir emek örgütü olan Kamu Emekçileri Konfederasyonuna yönelik tırmandırılan polis baskısı hiç bir demokratik ölçüye uymamaktadır. Her haliyle KESK’i yıldırmayı,  sürdürdüğü emek ve demokrasi mücadelesinde yıpratmayı hedefleyen bu faşizan tutum amacına ulaşamayacaktır.

KESK’te suç unsuru bir şey bulunması mümkün değildir. KESK yasal ve meşru zeminlerde kamu emekçilerinin hakkını savunan, gücünü sadece üyelerinden alan, kimseye diyet borcu olmayan demokratik bir örgüttür.

KESK, yüz binlerce üyesi ile çalışanların haklarının korunup geliştirilmesi yönünde yürüttüğü sendikal mücadeleyle bu ülkede hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, barış ve demokrasinin tesis edilmesi mücadelesinde çok önemli role sahip bir örgütlenmedir. Bu bakımdan KESK’e yöneltilen tüm bu uygulamalar örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir saldırı niteliği taşımaktadır. Ezilenlerin ve emekçilerin sesi olan KESK’e yönelik bu saldırıyı kınıyor ve buradan bir kez daha insan hakları, demokrasi ve emek savunucularının susmayacağını haykırıyoruz.

Buradan başta Başbakan ve İçişleri bakanı olmak üzere tüm yetkililere bir kaz daha sesleniyoruz:  İnsan hakları savunucuları, emek örgütlerinin üye ve yöneticilerine yapılan tüm bu baskılara derhal son verilmeli, tutuklanan Av. Filiz Kalaycı ve bugün gözaltına alınan tüm KESK yönetici ve üyeleri derhal serbest bırakılmalıdır. 28.05.2009

 

BASKILAR – GÖZALTILAR - TUTUKLAMALAR BİZLERİ YILDIRAMAZ!

KESK ŞUBELER PLATFORMU

İHD İZMİR ŞUBESİ - ÇHD İZMİR ŞUBESİ - TİHV İZMİR TEMSİLCİLİĞİ

 
İzmir Şube Basın Açıklaması 28.5.09

BASINA VE KAMUOYUNA

İnsan hakları mücadelecisi, İnsan Hakları Derneği gönüllüsü ve yöneticisi “insan” ve “vicdan” Avukat Filiz Kalaycı, dün kendi varlık sebebinin inkârı haline gelen kararlarını, hukuk ile savunmak zorunda kalan ama uygulamaları çatışmadan beslenen devlet özel güvenlik hukuku savcılığının ısrarı ve kulisi sonucu,  yine devletin özel güvenlik hukuku mahkemesinin kararı ile tutuklandı.

Avukat Filiz Kalaycı, mühimmat gömmemişti. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini devirmek için komplo kurmamıştı. Millet Meclisine, büyüklüğünü gölgeleyecek bir güneş şemsiyesi armağan etmemişti. Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı zinhar silahlı bir kalkışmaya teşebbüs etmemişti.

Avukat Filiz Kalaycı yalnızca, hür olalım, özgür olalım, eşit olalım demişti.

Hukuku bir muktedirlik, adalet arayışını bir vicdan sorunu değil, bir güç gösterisi olarak gören devletin özel yetkili hukuk aygıtları tarafından tutuklandı.

Bundan önce yüzlerce kez olduğu gibi bunda da bundan sonra da bu topraklarda asla vicdanın, asla hukukun ve asla adaletin konuşamadığını gördük.

Biz binlerce yıldır Themis’in eşitlik ve adalet adına gözlerini kapatmak zorunda kaldığına inanan adalet arayışçısı yurttaşlar olarak, böyle hukuka ve adalete “hayır” diyoruz.

Ve onlara diyoruz ki, adalete her zaman dokunabilirsiniz, gerçeğe asla.

Ve diyoruz ki, avukat, mücadeleci, onur ve vakar, insan Filiz Kalaycı’yı ister bırakın ister bırakmayın. Kimse sizi affetmeyecek.

 
Ortak basın açıklaması 28.05.09

*28.05.2009*

*BİR AVUKAT VE İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU TUTUKLANDI*

Eğer suç oluşturduğu iddia edilen bir fiili nedeniyle bu yargılama tedbirine başvurulmuş olsaydı sözü sadece yargılama makamına ve avukatlarına bırakmak yeterli olurdu. Ancak gerçek böyle değildir.

Savunma mesleğinin cezaevlerinde yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve hak ihlallerinin tespit edilmesi için gayretine, yaşamın her alanında işkenceye ve kamu gücünün hukuka aykırı tasarruflarına karşı yürüttüğü mücadeleye duyulan hazımsızlık, bu tutuklamanın tek ve gerçek nedenidir.

Avukat Filiz KALAYCI hakkında aynı soruşturmaya ilişkin olarak bir hafta önce alınan savcılık ifadesi ve hakimlik sorgusundaki koşulları değiştiren bir gelişme mi olmuştur? Hayır.

Özel yetkili mahkeme hakimi tarafından adli kontrolle serbest bırakılmasını takiben, adli kontrolün amacı karşılamayacağını gösteren bir emare mi ortaya çıkmıştır? Hayır.

Kendisi hakkında yürütülen hazırlık soruşturması tutuklu kalmasını gerektirecek bir evreye geçmiş yahut farklı bir niteliğe mi bürünmüştür? Hayır.

Sadece; özel yetkili mahkeme bu dört avukatın şahsında savunma mesleğine, hak ve özgürlük mücadelesine, siyasal ve toplumsal muhalefetin avukatlarına verilen gözdağını yetersiz bulmuştur.

Hukuka uygun bir tutuklama sebebi bulunmadığında "kamu düzeni" ve "suçun işlenmesini engellemek" gibi sadece gerçeğe değil yasaya da aykırı nedenler ileri sürerek bir avukatın tutuklanması kabul edilemez.

Çünkü avukatlar "yalnız" tutuklanmazlar; Avukatla birlikte tutuklanan; insan hakları savunucularının sözleşmelerle güvence altına alınmış statüleri, müvekkillerinin savunma hakları, meslektaşlarının itibarı ve savunma mesleğinin bizzat kendisidir. Bu kalabalık cezaevine sığmaz.

Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ve anayasa ihlal edilmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun tutuklamaya ilişkin düzenlemeleri açıkça yok sayılmıştır.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve avukatlık meslek güvenceleri askıya alınmıştır.

BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi hiçe sayılmıştır.

Tutuklama iddia ettiği yasaya aykırı sözde faydanın sağlanmasına elverişsizdir. İddia etmediği ama hepimizin bildiği gerçek amacını ise gerçekleştirmesi mümkün değildir. Hak ve özgürlük savunucuları tutuklamayla korkutulamazlar, yıldırılamazlar.

Avukat Filiz Kalaycı derhal salıverilmelidir!

Hak ve özgürlük savunucularına, siyasal, toplumsal ve sendikal muhalefete yönelik hukuk dışı bu güç gösterisine derhal son verilmelidir!

İnsan Hakları Derneği(İHD)
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD)
Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi
 
11.OLAĞAN GENEL MERKEZ GENEL KURULU


ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR
DERNEĞİ

Ilkiz Sokak 18/3
Sıhhiye Ankara
Tel / faks : 0 312 232 3669








ŞUBE YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NA
Derneğimizin 11. Olağan Genel Kurulu 06-07 Haziran 2009 tarihinde yapılacak olup, toplantı yeri Petrol-İş Sendikası Ankara Şubesi Toplantı Salonu olarak kararlaştırılmıştır.

İyi çalışmalar dilerim. 18.05.2009

Toplantı Yeri :
Petrol-İş Sendikası Ankara Şubesi
Adakale Sok. No:6 Yenişehir- ANKARA

Toplantı Başlama Saati: 10:00


Kürşat BAFRA
Genel Sekreter


ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ ŞUBELERİNE


Derneğimizin son iki Genel Kurulu öncekilerden farklı olarak iki gün süre ile yapılmış, ilk gün önceden belirlenen tek konu ya da ana tema üzerinden konferansa ayrılmış, belirlenen konuda yazılı ve sözlü bildiriler, tebliğler sunulmuş ve tartışmalar yapılmıştır. Derneğimizin diğer amaç ve faaliyetleri ikinci günün gündemi içinde görüşülmüştür.

11. Olağan Genel Kurulumuzun da iki gün süreyle yapılmasına birinci günün ana temasının şubelerden görüş alınarak belirlenmesine karar verilmiş ve şubelere bildirilmiştir. Ancak İzmir dışında hiçbir şubemizden herhangi bir öneri gelmemiştir.

İzmir şubemizden gelen yazılı metinde örgütlenme sorunları ve anti-terör yasalarından kapitalist kriz ve çevre sorunlarına kadar birçok konunun gündem yapılması önerilmekte, tek güne sığdırılabilecek ana tema önerisi bulunmamaktadır. İlgi, talep ve ihtiyaç yoğunluğu olduğunda kuşkusuz İzmir’in 4 madde halinde önerdiği gibi sosyal form tarzına benzer 3-4 gün sürecek kolektif bir çalışma ve konferans da yapılabilir. Ancak bu tür bir çalışma aylar öncesinden hazırlık yapmayı gerektirmektedir. Önümüzdeki Genel Kurul için çok katılımlı, çok konulu çalışma yapma olanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki 1 günlük konferans teması konusunda GYK çağrısına İzmir dışında ilgi gösteren şubemiz de olmamıştır.

Bir çok meslekte olduğu gibi avukatlık mesleğinde de sermayenin hareket yasalarına ve ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırma süreci yaşanmaktadır. Meslek örgütlerini derinden etkileyen bu süreç her mesleğin demokrasi ve özgürlük mücadelesinde üstlendiği rolü etik kurallarıyla birlikte yapı–bozuma uğratarak zayıflatmakta ve atomize etmektedir. Demokrasi, özgürlük, hukuk ve insan hakları alanında mesleğimiz üzerinden verdiğimiz mücadelenin başarı şansını etkileyen temel dinamiklerden biri de avukatların ve baroların bağımsızlığı, savunma hakkının korunması ve genişletilmesidir. Mesleğin ve baroların neo-liberal politikalara, sermeyenin ve kapitalizmin sınır tanımaz sermaye birikim ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılmasına karşı yeni politikalar ve çalışma programları geliştirmeye, sürecin çok yönlü tahliline olan ihtiyacımız giderek artmaktadır.

Bu nedenle GYK İzmir şubemizin önerilerinin Genel Kurulun 2. gün gündemi içinde görüşülmesine, önerilen konularla ilgili bildiri veya tebliğ sunmak isteyen üyelerimizin metinlerinin Genel Kuruldan önce tüm şubelere ve şubeler üzerinden üyelere iletilmesine; konferansın ana temasının ve alt başlıklarının –İzmir’in önerilerinin bir kısmı da dahil edilerek- aşağıdaki şekilde belirlenmesine karar verilmiştir:


Toplumsal Mücadelede Avukatlık, Barolar, ÇHD ve ÇAG


1- Bağımsız Avukatlıktan Avukatlık Şirketlerine Neo-Liberal
YenidenYapılan(dır)ma

- Yeniden Yapılanmanın Temel Dayanakları ve Gelişim Biçimi

- Şirket, Sermaye, Piyasa, ‘Müşteri’ İlişkileri ile Birlikte Mesleğin Etik Kurallarındaki Çözülme ve Değişim

- Ücretli Avukat-İşveren Avukat Ayrışması ve Meslekteki Emek- Sermaye Çatışmasının Ortaya Çıkardığı Sorunlar ve Sonuçlar

- Ücretli Avukatların Çalışma Koşulları, Mücadele Perspektif ve Araçları

- ÇHD’nin Görevleri

2- Neo- Liberal Sürecin Barolar Üzerindeki Etkileri

- Neo- Liberalizmin Baroları Yeniden Yapılandırma, Politika ve Uygulamaları

- Sürecin Baroların Bağımsızlığı, Politik, Mesleki Mücadele ve Hedefleri
Üzerindeki Etkileri

- Çağdaş Avukatlar Gruplarının Barolardaki görevleri, Hedefleri, Gelecek
Perspektifleri, Ortak Mücadele Olanakları ve ÇHD’nin Rolü

3- Halkın Yargıya, Hukuksal Yardım ve Savunma Hakkına Erişiminin Kısıtlanması



Çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Saygılarımızla. 15.05.2009

ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ GENEL YÖNETİM KURULU
 
Ankara Şube avukat büro ev araması şablonu

Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Av.Hakan Akarken'in hazırladığı ve TBB (Barolar Birliği) genel kurulunda dağıtılan formu sitemizde yayınlıyoruz.


 
ÇHD, İHD Basın Açıklaması 12.5.09
İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARINA YÖNELİK BASKILAR ARTARAK DEVAM EDİYOR!

:::GÜNCEL::::ANKARA BAROSUNUN YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMASI METNİ İÇİN TIKLAYINIZ

Bugün (12.05.2009) Ankara'da, ikisi İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yönetim Kurulu üyesi olmak üzere dört avukatın büro ve evlerinde arama yapıldı ve bu avukatlar gözaltına alındı. Av. Hasan Anlar İHD Genel Sekreter Yardımcısı, Av. Filiz Kalaycı İHD MYK üyesi, Av. Halil İbrahim Vargün İHD Eski MYK üyesi, Av. Murat Vargün ise insan hakları savunucusudur. Hasan Anlar ve Filiz Kalaycı aynı zamanda İHD Genel Merkezi Cezaevi Komisyonu üyesidir.

Bilindiği gibi İHD cezaevlerinde artan insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla "2008 Yılı Cezaevleri Hak İhlalleri Raporu"nu açıklamış ve bunu yetkili makamlarla da paylaşmıştır. Türkiye cezaevlerindeki hak ihlalleri giderek artmaktadır. Bu durumu herkes kabul etmektedir. Gözaltına alınan insan hakları savunucuları cezaevleri sorunlarına duyarlı insanlardır; bu nedenle de kendilerine cezaevlerinden sık sık şikayet mektupları gelmektedir. İnsan hakları savunucusu avukatların hem mesleki faaliyetleri hem de insan hakları duyarlılıkları nedeniyle zan altında kalmaları kabul edilebilecek bir durum değildir. Soruşturmayı yürüten savcılığın insan hakları savunucularının korunmasıyla ilgili 9 Aralık 1998 tarihli BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi'ne uygun hareket ederek (bu Bildirgenin uygulanmasıyla ilgili İçişleri Bakanlığının genelgesi vardır), gözaltına alma işleminden vazgeçmesi gerekmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanunu ve Avukatlık Kanunu kapsamında sağlanan güvenceler gereği avukatların bu şekilde gözaltına alınmasında soruşturmayı yürüten savcılık açısından herhangi bir fayda bulunmamaktadır. Mesleki konumları itirabiyle avukatların gözaltına alınması sadece kendileri için değil savunma mesleği ve savunma hakkı açısından da ağır bir ihlal oluşturmaktadır.

İnsan Hakları Derneği ve Çağdaş Hukukçular Derneği olarak gözaltına alınan arkadaşlarımızın gözaltı işlemine son verilmesini ve soruşturmanın hukukun üstünlüğü avukatlık mesleği ve insan hakları savunucularının güvencelerine saygılı davranmak ilkelerine uygun olarak yürütülmesini talep ediyoruz.

İnsan Hakları Derneği Çağdaş Hukukçular Derneği
 
Hatay Şube 1 Mayıs 2009


 
İstanbul Şube-Ankara Şube 1 Mayıs 2009





Ankara Şube olarak 1 Mayıs'ta Ankara'da pankart açmadığımızdan İstanbul'da açılan pankart ve alan fotoğrafı kullanılmıştır.
 
İzmir Şube 1 Mayıs 2009


 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 31 - 40 of 271