|
|
Ana Sayfa Haberler Haberler 5 Nisan Avukatlar Günü
|
5 Nisan Avukatlar Günü |
|
|
ANKARA VE ADANA ŞUBELERİMİZİN YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMALARI AŞAĞIDADIR
ADANA ŞUBE BASIN AÇIKLAMASI
Değerli Meslektaşlarımız,
5 Nisan Dünya Avukatlar Günü’nü ülkemizin, yargının, savunmanın içinde bulunduğu durum karşısında endişeli ve buruk bir şekilde kutluyoruz. Çünkü savunma ve yargı bağımsızlığı tehlike altındadır.
Avukatlık Kanunu Tasarısı ile mesleğimizin saygınlığı risk altındadır.
Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan “CMK Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik” savunmanın bağımsızlığına, zorunlu müdafiliğe ve adil yargılanma hakkına yönelik ağır bir saldırıdır.
Yönetmelik, CMK uygulaması kapsamında zorunlu müdafi/vekil ücreti ödemelerini savcı ve yargıçlar tarafından düzenlenecek “sarf kararı”na bağlamakta ve bu yolla savcı ve yargıçları avukatların ita amiri haline getirmektedir. Zorunlu müdafiliğin kapsamı daraltılmakta, etkisiz ve işlevsiz hale getirilmektedir.
Savunmanın, iddia ve hüküm kurumları ile birlikte, onlarla eşit ve onlardan bağımsız bir şekilde varlığını yargılama sürecinde ortaya koyabilmesi gerekmektedir.
Ancak yasal değişikliklerle avukatlar devletin memuru haline getirilmeye çalışılmaktadır.
Öte yandan CMK komisyonlarında görev yapan meslektaşlarımız avukatlığın niteliği ve işlevi ile bağdaşmayacak şekilde avukatlık asgari ücret tarifesinin çok altında bir ücret ile görev yapmaya mecbur bırakmaktadır.
Avukatların yapmış oldukları görevleri karşılığında hak ettikleri ücretler ve masraflar 11 aydır ödenmemektedir.
Avukatlık mesleğinin yanı sıra adalet sistemimiz de pek çok sorunla boğuşmaktadır. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’ndaki Adalet Bakanlığı Müsteşarının varlığı yargı bağımsızlığını engellemektedir. Son olarak, Müsteşar kurulun toplanmasını ve yeni atamaları dahi engellemeye çalışmıştır. Siyasi iktidar yargıya doğrudan müdahalelerde bulunmaktadır.
Temel hak ve hürriyetlerin ihlaline ilişkin pek çok dava zamanaşımına götürülmekte toplumun adalet beklentileri karşılanmamaktadır. Uygun olmayan binalar, hakim savcı açığı ve personel yetersizlikleri ile boğuşan yargı sistemi her geçen gün itibar kaybına uğramaktadır.
Başta TCK 301. madde olmak üzere düşünce ve ifade hürriyetinin önündeki yasalar varlığını korurken, anti demokratik uygulamalar artmaktadır. Çeteleşme ve derin devlet bağlantıları adalet sistemini de etkisi altına almaya çalışmaktadır.
Büyük yazarımız Yaşar Kemal’in “Ya gerçek demokrasi ya hiç” çağrısının gereği olarak ülkemiz, 12 Eylül yasalarından kurtarılmalı, demokratik bir anayasa oluşturulmalıdır. Anti demokratik seçim sistemi değiştirilerek, halkın iradesinin meclise yansıması sağlanmalıdır. Barolar, meslek kuruluşları ve sendikaların yasaların oluşumunda görüşleri alınmalıdır.
5 Nisan Avukatlar Günü’nün resmi kutlamaları aşarak, demokrasinin, yargının ve avukatlık mesleğinin içinde bulunduğu sorunların ele alınmasına ve çözüm üretilmesine vesile olmasını umut ediyoruz. Siyasi iktidarın, yargı ve savunma bağımsızlığına aykırı uygulamalarından vazgeçmesini istiyoruz.
Her biri birer saldırı niteliğindeki yasal düzenlemeler karşısında mesleğimizin saygınlığını korumak için tüm meslektaşlarımızı birlik içerisinde hareket etmeye çağırıyor ve 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutluyoruz.
ANKARA ŞUBE BASIN AÇIKLAMASI (aşağıda)
BASINA VE KAMUOYUNA
Bugün 5 Nisan,
Bugünü sorunlarımızın hatırlatılması, mesleğin hak ettiği itibar ve etkinliğe kavuşturulması amacıyla aralıksız sürdürülen çabaların, yaşanan olumsuzlukların kamuoyu ile paylaşılması için bir olanak olarak görüyoruz.
Bilindiği üzere ülke tarihinin en kapsamlı ceza-infaz yasa değişikliği, yani yeni Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Hakkındaki Kanun yürürlüğe girmiştir.
Bu kapsamda 1992 yılında Ceza Muhakemeleri Usul Kanununda yapılan değişiklikle sanıklar lehine getirilen avukat yardımından yararlanma hakkı, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren CMK ve TCK ile kapsamı genişletilmiş, bu durum kamuoyuna prestijli bir reform gibi sunulmuştur.
Ancak ilgili yasaların ve bu yasalarla özellikle de CMK ile sanık lehine yapılan düzenlemelerin esas olarak Avrupa Birliği Müktesabatına uyum amacıyla çıkarılmış olduğu kısa zamanda anlaşılmıştır.
Bu kapsamda ödenek sorunu gerekçe gösterilerek 06 Aralık 2006 tarihinde çıkarılan 5320 sayılı yasa ile 1992 yılından bu yana ceza hukuku sisteminin demokratikleştirilmesinin ve “savunma hakkı”nın hayata geçirilmesinin göstergesi ve işkence uygulamalarının azalmasında hukuki bir araç olarak lanse edilen bu sistemin özü zedelenmiş, zorunlu müdafilik kapsamı oldukça daraltılmıştır. Bu yasa ile yoksul halk kesimlerinin avukat yardımından yararlanma hakkı büyük ölçüde geri alınmıştır.
Siyasi irade bununla da yetinmeyerek çıkardığı bir yönetmelikle baroların CMK sistemini yönetme ve avukat görevlendirme konusundaki hak ve yetkisini elinden almış, hakim ve savcıları adeta avukatın ita amiri konumuna getirerek mesleğimiz üzerinde vesayet kurulmaya çalışılmıştır.
Adalet Bakanlığı CMK sistemindeki sorunu yalnızca para/ödenek noktasına indirgeyerek, gerçekleri gözden uzak tutmaya çalışmaktadır. Adalet Bakanlığının bu konuda çözüm önerisi olarak CMK işlerini özel bürolara ihale ile vermeyi yahut sadece bu işlerle uğraşmak üzere kadrolu avukat istihdamı düşündüğünü söylemesi unutulmamalıdır.
Bu politikanın bir diğer ayağının ise (meselenin bir maliyet unsuru olarak gündeme getirilmesinin de gösterdiği gibi) savunma hakkının yerine getirilmesinin araçları olan ceza usul işlemlerinin “ücretlendirilmesi” ve “adalet hizmetlerinin ihale ile gördürülmesi” olacağı artık anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanı tarafından hazırlandığı öğrenilen yargı katkı payı kanunu tasarısı ile bir kısım yargısal hakların kullanımı bir ücret ödeme koşuluna bağlanmak istenmektedir.
Yürütme erkinin yargı üzerinde hakimiyet kurma isteklerinin arttığının bir göstergesi olarak Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun seçim gündemli toplantılarının uzun süre yapılamaması kamuoyuna yansımıştır.
Mesleklere yönelik yeniden yapılandırma adı altında bir takım düzenlemeler gündemdedir. Bu kapsamda ilk olarak avukatlar için sınav öngürülmüş, ancak meslektaşlarımızın yoğun çabası sonucunda sınavı öngören yasa hükmü kaldırılmıştır. Ne yazık ki Türkiye Barolar Birliği buna karşılık kapsamı, niteliği belli olmayan ve meslektaşlarımıza büyük bir yük getircek olan mesleki dönüşüm taslağı hazırlam, Zorunlu Hukuki Sorumluluk Sigortası, oy kullanamayacak çalışan avukat vb. gibi kavramları avukatlar aleyhine getirme çabasına girmiştir. Meslekte dönüşüm taslağına ilişkin yapılan birkaç toplantıda taslağı savunmak ve anlatmak üzere gelen TBB genel sekreteri dışında taslağı olumlu bulan çıkmamıştır.
Bugün, Adalet Bakanlığının savunmayı yok sayan politikalarına karşı mücadele, meslek onurunu savunma ve bağımsız savunmanın sesini duyurma günüdür. Bu düşüncelerle tüm meslektaşlarımızı kendi sorunlarına karşı ilgili olmaya, bu politika ve uygulamalara karşı çıkmaya ve kamuoyunu “savunma hakkı”nın kısıtlanmasına yönelik girişimlere karşı sesini yükseltmeye ve bizlere destek olmaya çağırıyoruz. |
|