ÜyeFormu

Hoşgeldin Ziyaretçi.






Parolamı unuttum
Üye değil misiniz? Üye Olun
Aktivasyon mailiniz gelmedimi? tekrar isteyin?

Site İçi Arama

Advertisement
Ana Sayfa
Ankara TBB Forum konuşmaları Yazdır E-posta
14.01.2008

    17 Kasım 2007 tarihinde "Mesleğe Yeni Başlayan Avukatların sorunları ve Çözüm Yolları" başlıklı forumun Ankara toplantısı TBB tarafından Hilton Otelinde yapılmıştı.
    Bu toplantıdaki konuşmalardan, bazı üyelerimize ait olanları sizlere sunuyoruz. Metnin pdf formatındaki tamamı TBB internet sitesinde yayınlanmaktadır.



    Av. Akın Savas ATAÇ (Ankara Barosu): Tüm katılımcıları saygıyla selamlıyorum.
Bazı notlar aldım, kısaca anlatacagım ve sorunlardan da çokça bahsetmeyecegim. Çünkü sorunları tekrar tekrar burada söyledik. Yani artık çok fazla bir geregi oldugunu düsünmüyorum. Devam da edecektir. Çünkü sorunlarımız çok fazla, çok büyük.
Ancak sunu gördük: Buradaki herkes aynı seyleri söylüyor, yani bizim dısımızda herkesin söyledigi seyler da benzer, sorunlarda ortaklasılmıs durumda. Benim belirtmek istedigim husus ise bunun dısında; çözüm yollarında da ortaklasmayı saglayabilir miyiz? Bunu nasıl yaparız? Bunun için benim düsüncem, somut hedefler koymamız lazım. Bunun için de önerecegim sey, simgesel önemi olan bazı konuları dile getirmeli, bunu belki kampanyalar haline getirmeli ve sürekli kamuoyunun gündeminde tutmalıyız. Bunu yaparsak, bizim bu sorunumuzu herkes bilir ve bir kıymet atfeder. Her yerde dile getirirsek, bunun arkasında herkes durur.
Örnegin ceza hukuku ile ugrasan arkadaslar için söylüyorum, savcıların bizimle aynı hizaya indirilmesini, aynı hizaya getirilmesini ısrarla, önemle savunmalıyız. Neyse, bu ceza hukuku ile ugrasanlar için. Bunun devamında, HSYK’da da savcıların bence ayrısması gerekiyor. Kürsüde oldugu gibi, yani kurum olarak da, üstyapıdan itibaren de ayrısması gerekiyor. Hâkimlerin de ayrı bir özerk kurumları olması gerekiyor. Mesela örnek olarak, simgesel önemli olan seyleri çok sık ve kampanyalar halinde söylersek, ciddiyetimiz anlasılır.
Bunca yıldır sorunlarımız birikmis. Bundan çıkaracagımız aslında kötü bir sonucu ben size söyleyeyim: Meslek örgütlerimiz çözüm sunamamıslar, yani bu hataları herkes kabul etmelidir, kendimizi elestireceksek bunu söylemeliyiz. Çünkü bu sorunların hiçbirisi son birkaç yılda çıkmadı; simdi bize yansıyor, ama ne yazık ki bunun müsebbibi biz degiliz, yıllardır devam eden bir sey. Bunun da çözümü için, az önce belirttigim seyleri yapabilmek için bir temel olusturmamız lazım. Benden önceki konusmacı Sayın Ilhan beyin kendileri, aslında baro seçimlerinden tanıdıgımız bir arkadasımız ve sag diye niteledigimiz bir grubun adayı olarak çıkmıstı. Onun söylemis olması çok daha degisik ve önemli oldu benim için, “devrim yapmak lazım” dedi. Bunu biz deseydik, herhalde bizi dinozorlukla suçlarlardı ve çok gülerlerdi. Yani devrim yapmak gerektigini biz de düsünüyoruz. Sistemde evet, tam da Ilhan beyin dedigi gibi sistemde çalısmalı ve bunda bir devrim yapmalıyız, destekliyorum, tamamen katılıyorum. Bunu nasıl yaparız? Bu meslek örgütlerimizdeki ataleti yıkmak için tüm diger hukukçu örgütlerinden de yardım almalıyız. Buraya gelen ve konusan pek çok arkadasımız, belirli bir grup, ekip olusturduklarını, birlik olusturduklarını söylüyorlar.
Bunlardan baroların ya da Barolar Birligi’mizin haberinin ben ancak herhalde ki bugün oldugunu düsünüyorum. Bunlarla birlikte oturup bunlarla birlikte çalısılmalı. Ben Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şube yöneticisiyim, Dernegimiz var, birlikler var? Ilhan Beyin çalısma grupları var. Pek çok arkadasımızın çalısma grupları var ve ileride umuyoruz ki olacaktır. Isçi avukatların, Hakan arkadasımızın çokça belirttigi üzere isçi avukatların da yakında bir örgütü olacagını düsünüyorum, bu da katılacaktır çalısmalara. Bunlar olmadan da çözümün gerçeklesebilecegini düsünemiyorum.
Katılıma iliskin bir sey söylemek istiyorum: Katılım az ve en basta çok daha azdı. Bunun nedeni, sorunumuzun olmaması degil tabiî ki. Sebebi, isçi avukatların izin alıp buraya gelememesi diyebiliriz. Ama bu bana yeterli gelmedi. Sebebini ben sunda buluyorum: Yıllardır süren toplumumuzdaki bütün örgütlülükleri silmeye çalısan duyarsızlastırma çabası. Bu da tabii ki siyasal politikalarla olustu. Buna karsı durdugumuz müddetçe ve bunları çıkıp elestirdigimiz, bunu her yerde söyledigimiz müddetçe daha fazla sey elde ederiz.
Son olarak, peki bizi ne bekliyor? Bizi bekleyen seyi burada ifade etmeye çalıstım. Bunları tam bir sistem içinde söylemek gerekirse, ülkemizin altyapısı degistiriliyor ve küresel sisteme eklemleniyoruz, bu çok açık, yani herkes çıkıp bunu söylüyor. Bugünkü siyasal iktidar da bu yüzden iktidarda, benim kisisel görüsüm budur. Bundan tabii ki üstyapı kurumu da etkilenmekte, yani hukuk ve bizim alanımız çokça etkilenmekte, bu da bir dönüsümün içerisinde dogal olarak ve bunun artık bilinen bir ismi de var; meslekte dönüsüm. Meslekte dönüsümü -örnek de verildi- saglıkçılar yasıyorlar ve doktorlarımız, mühendislerimiz çokça gündeme getiriyorlar ve eylemler de yapıyorlar. Ama bizden bugüne kadar karsı durmaya yönelik hiçbir hareket, hiçbir sey gelmedi. Aksine, aslında Birlik, sadece bir ara gündeme getirmisti, bir öneri gibiydi, yasayla ilgili, bu da bizim aleyhimizeydi. Diyorum ki, meslekte dönüsüm, bizim için kötü olabilecektir. Elimizdekileri de kaybetme ihtimalimiz vardır. Buna karsı harekete geçmeliyiz, devamlılık saglamalıyız, yani ısrarcı olmalıyız, yoksa biz bunları da kaybedebiliriz, korkum budur.
Tesekkür ederim.

Av. Nilgün ÖZKAN (Ankara Barosu): Sayın Divan üyeleri, saygıdeger meslektaslarım; ben gerek sabahki oturumda, gerek ögleden sonraki oturumda yapılan konusmaların hepsinin çok faydalı oldugunu ve sorunların tespitinde çok önemli katkıları oldugunu düsünüyorum. 3 senelik bir avukatım ve bunların hepsinin bir nesnesi, aynı zamanda öznesi olarak bu sorunların hepsini ben de yasıyorum. Bunlar, gerek ekonomik gerekse meslegin itibarıyla ilgili, hem de diger sorunlar. Yalnız, ben burada bu ekonomik nedenlerin dısında ve sabahtan beri bahsedilen sebeplerin dısında farklı bir noktaya deginmek istiyorum. Özellikle bu konunun çok önemli oldugunu düsünüyorum; çünkü benim gerçekten çok canımı acıttı, gerçekten çok canımı yaktı ve bu konuda gerek Birligimizin, gerekse de baroların yeteri kadar tepki göstermedigini ve bu konuda gerekli eylemleri yapmadıgını düsünüyorum. Bu meslegimize ve meslektaslarımıza yapılan fiili saldırılarla ilgili. Bunu ben bir döneme de yaymak istiyorum. Söyle: Polise
olaganüstü yetkiler veren 5681 sayılı Polis Vazife ve Salahiyeti Kanunu’nun 14.6.2007 tarihinde degisiklige ugramasına iliskin kanun yürürlüge girdi ve bu yasayla polisin fiilen yetkileri, bilindigi üzere fazlasıyla genisletildi. Açıkçası bir polis devleti olma yoluna dogru gidiyoruz. Nitekim bu kanunun yürürlüge girdigi tarihten itibaren gerek iskence vakaları, gerekse de gözaltında ölümlerin arttıgını basından ve kamuoyundan hepimiz takip ediyoruz. Bununla beraber, bunun bir yansıması olarak da bizim meslegimizi yaparken yasadıgımız sıkıntılar da buna mukabil paralel olarak artıyor. Nitekim bu yasanın yürürlüge tarihten girdigi itibaren meslektaslarımız da bu yetki genislemesinden kaynaklı ciddi saldırılara maruz kalmıslardır.
Ben buna iliskin bir liste çıkardım, bunu sizinle paylasmak istiyorum öncelikle. Yani PVSK’nın yürürlüge girdigi tarihten itibaren saldırıya ugrayan avukatların bir listesini çıkardım. Av. Aysun Solakoglu, Izmir Barosu, 24.6.2007 tarihinde Izmir’de gözaltına alınmıs. Polis, avukatın göstermis oldugu kimligin sahte oldugu isnadını ileri sürmüs, ibraz edilen kimlik ise Türkiye Barolar Birligi avukatlık kimligidir. Av. Muammer Öz, 29.7.2007 tarihinde Istanbul’da bir kimlik sorma olayına müdahale etmesi sırasında polis memurlarınca burnunda kırık, sag ve sol omzunda, boynunda, sag gözaltında ve karnında morluklar olusacak sekilde dövülmüstür. Av. Muammer Öz gözaltına alınmıs ve hakkında görevli memura direnmekten dolayı islem yapılmıstır. Av. Semih Atik, 6.8.2007 tarihinde Trabzon’un Vakfıkebir ilçesinde gözaltına alınan müvekkillerine hukuki yardımda bulunurken hakaret, tehdit ve darba maruz kalmıstır. Av. Ilyas Paran, 26.8.2007 tarihinde Urfa Suruç Merkez Polis Karakolu önünde görevini yaptıgı sırada psikolojik ve fiziksel siddete maruz kalmıstır. Av. Mustafa Rolas, 9.9.2007 tarihinde Izmir’de Emniyet Müdürlügü’nde müvekkiliyle görüsmesi engellenmis, “ben istersem görüstürürüm, istersem görüstürmem” diyen polis amiri, binanın önündeki merdivenlerde duran Mustafa Rolas’ı itekleyerek ve tekme tokat darp ederek çevrede bulunan polislere gözaltına alma talimatı vermistir. Bundan sonra 10 kadar polis memuru tarafından kol,
sırt, bas bölgesinden darp edilmeye başlayan Mustafa Rolas, elleri arkadan kelepçelenerek ve bası öne egilerek bina içine sokularak gözaltına alınmıstır.
Bu örnekler çogaltılabilir ve inanın, tahmin ettiginizden çok daha fazladırlar. Ben, hem CMK avukatlıgı yapan, hem de ceza avukatlıgı yapan bir avukat olarak, bu tarz muamelelere maruz kalmaktan korkuyorum. Ben bu olaylardan sonra, özellikle Mustafa Rolas’ın basına gelmis olan bu olaydan sonra Birligimizin ve baroların neler yaptıgına dair direkt olarak bir takibe basladım. Bu konuda sadece Birligimizin saldırıya ugrayan avukatlar listesi seklinde bir Internet sayfasında bir yer verdigini, fakat bunun dısında herhangi bir eylemliligi olmadıgını gördüm. Sayın Özdemir Özok’un ise bu konudakiaçıklamasının çok yetersiz oldugunu düsünüyorum. Kendisi su an burada yok, ama onu da sizinle paylasmak istiyorum. Zira, ben dört gözle Barolar Birligi’mizin ve baroların neler yapacagını bu konuda beklerken, özellikle Mustafa Rolas’ın olayından dolayı, bir gazetede okudum, Barolar Birlik Baskanı Sayın Özdemir Özok’un bu konuda yapmıs oldugu “polis sorumlulukla hareket etmeli, avukat da güvenlik güçlerine belirli bir mesru zemin içinde ilgi göstermeli” seklindeki yetersiz açıklamasını ise kabul edemiyorum. Zira Birligimiz ve barolarımız, bu kosullarda, bu saldırılarda kosulsuz yanımızda olmak zorunda. Nitekim bu olaylarda her zaman magdur olan bizler oluyoruz ve her zaman hakkında yine sorusturmalar açılan ve davalar açılan yine bizler oluyoruz. Nitekim polis, kolluk kuvvetleri bu konuda gerçekten çok iyi bir dayanısma içerisindedir. Anında tutulan tutanaklarla birbirlerini dogrulayan ifadelerle, her şey onlar açısından sorun olmadan asılıyor. Bu konuda Barolar Birligi ve barolarımızın kosulsuz destegi olması gerektigini düsünüyorum.
Ben bununla birlikte sunu hissediyorum bu meslegi yaparken: Burada forumun birlik beraberlik ve güven hissi veren el ele olan avukatlar afisinde ben açıkçası kendimi böyle hissetmiyorum, ben kendimi meslegimi yaparken yalnız hissediyorum. Çünkü basıma bir sey geldiginde, mutlaka yalnız kalacagımı biliyorum. Nitekim bu arkadaslarımız yalnız kaldılar ve ben, bu arkadaslarımızın hiçbirini tanımıyorum ve hepsinin bu durumundan dolayı ciddi üzüntü ve elem duydum. Onların da buradaki bu durumlarının altının çizilmesi gerektigini düsündüm. Bu sebeple de benim de, bizim de basımıza gelebilecek olan, ama genç avukatlar sorunları tartısıldıgına göre, en azından CMK avukatlıgı yaptıgınızı varsayarak, mutlaka birimizin basına böyle bir sorun gelebilecektir diye düsünüyorum. Bu sebeple, yalnız olmak istemiyorum.
Tesekkür ediyorum, sag olun.


Av. Hakan AKARKEN (Ankara Barosu): Degerli divan üyeleri, sayın baskanlarım, degerli meslektaslarım; merhaba.Buraya gelen arkadaslarımızın bazılarının gayet güzel hazırlıklar yaptıklarını görüyorum. Ben fazla bir hazırlık yapamadım. Buraya biraz da geç geldim. Onun için de özür diliyorum. Su anda sadece duyduklarımı ve aklıma hızlı bir sekilde gelenlerle ilgili konusacagım.
Bir kere katılımın azlıgıyla ilgili olarak ben de degerli meslektasıma katılıyorum. Ama bu konuda herhalde sayın meslek örgütümüzün, Barolar Birligi’mizin bir sorunu oldugunu düsünüyorum. Söyle ki: Sayın Barolar Birligi Baskanı’mız, pek çok televizyon konusmasında, iktidarın haklı olarak katılımı, katılımcı demokrasiyi çok fazla uygulamadıgını söylüyor. Acaba Barolar Birligi’nde bu katılımcı demokrasiyi ne kadar uyguluyoruz?
Söyle bir örnek vereyim: Mesela bir Isçi Avukatlar Komisyonu var mı? Barolar Birligi’nin? Sunu kastediyorum isçi avukatlar komisyonu derken; her baroya yazı yazılıp zorunlu olarak “isçi avukat, olarak çalıslan arkadaslar kendi aralarında seçtikleri 3’er kisiyi buraya gönderebilir mi?” gibisinden bir demokratik
açılım yapabilir miydi? Yapabilirdi. Yaptı mı? Yapmadı. Bu sadece isçi avukatlar için degil, bunu genellestirebiliriz de. Yani demokrasiyi birazcık yaysaydık, birazcık bunu etkin hale getirseydik, burasının daha genis katılımlı olacagını düsünüyorum. Egitimle ilgili olarak çok fazla söyleyecegim bir sey yok.
Egitimle ilgili olarak bir alan, bir veren taraf oldugu için, genelde mesela Ankara Barosu’nun egitiminin ben iyi oldugunu düsünüyorum. Her ne kadar kendi dergimizde bazı kötülemeler olsa da, iyi oldugunu düsünüyorum. Ama alan tarafın çok fazla bir talebi yoksa, ne yapılabilir bilmiyorum. Bunun dısında, diger genel söylenenlere tamamen katılıyorum, hukuk fakültelerinin fazlalıgı. Yanlıs hatırlamıyorsam Ankara Barosu, hukuk fakültelerinin açılmasına dair Bakanlar Kurulu kararlarına da idari yargıda dava açmıstı. Bunun hakkında baska dava açan var mı? Türkiye Barolar Birligi de dava açtı mı, bilmiyorum. Yani açılsa herhalde daha iyi olur. Çünkü Barolar Birligi’nin agırlıgını düsündügünüz zaman. Açılıp açılmadıgını bilmiyorum, herhalde ögrenirim, ama internet sayfasında bulamadım. O kadar çok konu aklıma geliyor ki, internet sayfası der demez, ekonomik sorunlara gelmeden önce, Barolar Birligi’nin bir dergisi var. Bu dergi PDF formatında en son 2003 yılında konulmus oraya. 2003 yılından sonra dergimizin çıktıgını biliyorum ben, niye bütün yıllar yok? Sadece o da 2003 yılının bir sayısı PDF formatında. Yani birazcık ilgi eksikligi var gibi geliyor bu konuda da. Yani PDF formatında bütün yılların bütün sayılarını koyun oraya. Ilk önce aklıma bütün avukat lara bedava gönderin diye gelmisti. Ama sonra, hayır, internet çagındayız, bilgisayar çagındayız, PDF formatında oraya koyarsınız, faydalı olacagını düsünüyorum. Mesela bir baska aklıma gelen de, hemen Barolar Birligi’yle ilgili baslamısken konusmaya, o kadar çok mevzuat degisti ki... Hatta iktidarlar biraz da geçmis Cumhuriyet hükümlerine, Cumhuriyet degerlerine saldırırcasına bütün kanunları degistirdiklerini ve bütün kanunları modifiye ettiklerini ve hatta bu konuda da kötü tartısmalar oldugunu hatırlıyorum. Bu degisen kanunları Barolar Birligi’nin yine PDF formatında internete koyabilecek ya da bütün avukatlara gönderebilecek bir ekonomik gücünün oldugunu düsünüyorum. Bunlar yapılmadıgı için eksikliktir. Sayın baskanlarımız, sayın diger bütün baskanlarımız burada oldugu için, Yönetim Kurulu burada
oldugu için, bunu da söylemekte fayda görüyorum. Hemen avukatların ekonomik sorunlarına geliyorum:
Avukatların ekonomik sorunları dedigimiz zaman, ikiye ayıracagım bunu. Bir tanesi, avukatların ekonomik sorunları. Bir tanesi de meslek örgütümüzün ekonomik sorunları. Avukatların ekonomik sorunları dedigimiz zaman, biraz minimize edeyim. Bunlardan ilk aklıma gelen, isçi avukatların ekonomik sorunları. Isçi avukatlarımızın asgari ücreti konusunda yanlıs hatırlamıyorsam Günes beyin çabaları diyeyim, Yönetim Kurulu’nun tamamının onayıyla, ama Günes beyin çabalarıyla bir milyarlık bir asgari ücret konulmustu. Bu bazı meslektaşlarımızın ve Adalet Bakanlıgı’nın dava açması sonrasında kaldırıldı ve konulmadı. Bu konuda mesela bunun tartısılması taraftarayım. Buna karsı olan avukat meslektaslarımız var, yanında olan avukat meslektaslarımız var. Bu konuda nasıl karar verecegiz? Sadece bu Barolar Birligi Yönetim Kurulu bir araya gelecek, toplanacak ve karar mı verecek? Bu konuda en büyük magdur olan taraflar kimlerdi Isçi avukatlar. En basta söyledigim gibi, her barodan 3’er kisi, her barodan 5’er kisi, kendi isçi avukatlar arasında seçtikleri bir alt demokrasi kültürüyle ve bunların tavsiye kararlarını Barolar Birligi’ne sunmasıyla çözemez miyiz? Tabii bu durumda diyecekler ki patron avukatlar... Patron avukatlar lütfen biraz sussunlar, bu konuda patron avukatlara söz vermiyorum, bu konuda demokrat degilim. Yani çok elestirdigimiz iktidar, 2005 yılında bir Belediye Kanunu çıkarttı ve –76. maddeydi yanlıs hatırlamıyorsam– kent konseyleri kurdu. Uyguluyor mu belediyeler; uygulamıyor. Ama o kent konseylerinde ve bunun yönetmeliginde ne var? Kadın meclisleri, çocuk meclisleri var, bunlar uygulanıyor. Evet, su anda Ankara Belediyesi Sayın Belediye Baskanı diyelim uygulamıyor, ama uygulayan Istanbul Belediyesi var, Antalya Belediyesi var. Bunu çok elestirdigimiz iktidarlar yaparken, görece olarak sosyal Barolar Birligi’mizin yapmaması manidar.
Isçi avukatların asgari ücretinden bahsediyordum. Isçi avukatların asgari ücreti konusunda, diyebiliriz ki, Avukatlık Kanunu’na, kanun koyucuya teklif ederiz, kanun koyucunun yanına gideriz, söyleriz. Ne diyebiliriz; 1.000 YTL diyebiliriz veya ne diyebiliriz; kamuda çalısan en az ücret alan avukatınkiyle aynı olabilir diyebiliriz. Ama ve lakin biz burada sadece iktidarlardan bir seyler bekleyen birileri mi olacagız, meslek örgütümüz bu mu?
Biraz önce bir meslektasımız, “orada çok fazla avukat var, niye bunları yapmıyor?” dedi, ama biz onlardan sadece talep eden mi olacagız? Evet, edelim, ama talep eden yerine, Barolar Birligi bir tavsiye kararı gönderemez mi? Bu bir fikir, yani benim söylediklerime az sonra elestiri olabilir. Ama lütfen özünü düsünürseniz sevinirim. Lafza takılmayın. Bir tavsiye kararı gönderebilir mi? Gönderebilir ya da meslek ilkelerine böyle bir sey yazabilir mi? Tabii ki yazabilir. Bırakın dava açılsın. Biz hukukçular o kadar ince düsünüyorsak, “bunu yaparsak kanuna takılır.” Bırakın, I. Melih Gökçek gibi önce yapın, ondan sonra yargıya gitsin, ne olacaksa olsun.
Baska çözümler de var benim aklıma gelen. Mesela su anda 4 yıldır, 5 yıldır burada SSK’lı olarak çalısan tanıdıgım avukat arkadaslarım var. Bunların SSK primi en alt limitten ödeniyor arkadaslar. Bunu ögrenmek de o kadar kolay ki. Barolar Birligi, elinde herkesin annesinin, babasının adı, dogum tarihi var, ssk.gov.tr adresine girsin ve elindeki isçi avukatlar listesi varsa tabii, Ankara Barosu’nun oldugunu biliyorum. Barolar Birligi’nde de bunun olması gerektigini de düsünüyorum, isçi avukatlar listesi- baksın. Bu isçi avukat arkadasımız, patronuyla davalık oldugu zaman, bir is mahkemesinde dava açtıgı zaman, ücreti neden hesaplanacak, asgari ücretten mi? Hayır, öyle degil. Yazı yazılacak Barolar Birligi’ne, “bu ne kadar para alabilir?”, “1 milyar, 5 yıldır çalısıyor.” 5 yıldır çalısıyor da, o patron sayın avukat meslektaslarımız, nasıl SSK primini alttan ödüyor? Bunu Sayın Barolar Birligi Baskanı, SSK’ya yazı yazıp ya da 4 tane eleman, bilgisayardan anlayan, üniversite ögrencisi tutsun, bir haftada 50 bin, 60 bin avukatı tarasın ve o SSK alt priminden yatırılan avukatların patronlarına yazı yazsın, “siz nasıl insanlarsınız?” diye. Bunu niye yapmıyor Barolar Birligi? Bu cevabı cidden merak ediyorum. CMK ücret tarifesi: CMK ücret tarifesi, malumunuz oldugu üzere, artık Adalet Bakanlıgı tarafından bir yıldır yönetmelikle yapılıyor. Bundan önce kim yapıyordu; Türkiye Barolar Birligi. Bu da en yüksek tarifeyi söyleyeyim; agır ceza için yanlıs hatırlamıyorsam Barolar Birligi 375 demisti, iktidar tabii bir sidik yarısı yaparak affedersiniz, “ben onu 400’e çıkartıyorum” dedi. Ki, bir anlamı var mı 400’ün, bunun stopajını ve KDV’sini düstügünüz zaman? Simdi biz kalkıp da iktidara, “kardesim, bunu avukatlık asgari ücret tarifesine çekin” diyebilir miyiz? Di-
yemeyiz; çünkü Barolar Birligi bunu yapmadı. Simdi biz dava açabilir miyiz? Barolar Birligi açamaz, ama Ankara Barosu’nun açmasını istiyorum. Yani burada Sayın Genel Sekreterimiz var. Evet, Ankara Barosu açabilir, Barolar Birligi açamaz; çünkü yıllarca herkes dedi ki, “bu CMK ücret tarifesini avukatlık asgari ücret tarifesine çekin.” Ama uyguladı mı; hayır, uygulamadı. Bu durumda benim de çözüm önerim; Ankara Barosu’na görev düsüyor.
Meslek örgütünün ekonomik sorunlarına geliyorum. Yani çalısan avukatların, isçi avukatların yüzlerce sorunu var, belki diger arkadaslar konusunca bunu anlatacaklardır.
Meslek örgütümüzün güçlü olmasından bahsediyoruz. Arkadasımın söyledigi cafcaflı elbiseler, cafcaflı yakalıklara falan katılmıyorum, gerek yok ona. Hatta hiçbir sey giymeden de çıkabiliriz. Önemli olan, bizim beynimizin saglam olması, durusumuzun saglam olması ve ideolojimizin saglam olması. Ideoloji deyince, arkadasların aklına kötü bir sey gelmiyordur insallah. Saglam olsun beynimiz, durusumuz, gerisi sorun degil. Meslek örgütümüzün de ekonomik olarak güçlü olması gerekiyor, gerçekten çok güçlü olması gerekiyor. Bir konuda görüs alacak degerli profesörlerimizden, belki bazıları meccani, parasız yapıyor, ama bazıları da bu konuda para talep ediyordur. Ne bileyim, bir yere gidilecektir, yurtdısına gidilecektir, ekonomik olarak güçlü olması gerekiyor ve 2001 yılından itibaren de baro pulu denilen bir kavram girdi hayatımıza, bütün avukatlara, bu da güzel bir sey. Buna karsı da dava açıldıgını, Anayasa Mahkemesi’nin reddettigini falan da biliyoruz. Bunlar reddedildi. Su anda baro pulu bizim hayatımızda yer ediyor. Baro pulu, bizim meslek örgütümüz için çok önemli bir kavram. Ama bir sorun var. Yani damakta bir burukluk, açılık mı diyeyim, yanlıs bir kelime de kullanmak istemiyorum. Ama mesela Ankara Barosu –çok fazla övdüm Ankara Barosu’nu, ama– bir mali bülten yayınlıyor her ay. Barolar Birligi de yayınlasın, yani kötü bir sey oldugundan degil. Nedir; biz seffaflık istiyoruz ya bütün iktidarda, bütün kamu kuruluslarında. Biz de bunu yapalım. Bir zararı yok, yani zaten bir sey yok orada. Bir seffaflık olsun, bir açıklık olsun ve avukatların ekonomik sorunları dedigimiz zaman, daha önce de bu konusuldu. Sayın Genel Sekreter ya da mali islerden sorumlu meslektasımız cevap vermisti. Dedi ki, “yeni meslege baslayan ya da ihtiyacı olan...” Çünkü pek çok arkadasım, emin olun icralık, kredi kartlarını ödeyemiyor. CMK’dan gelecek paralara bakıyor. 3 milyar, 5 milyar, faizi minimum tutarak para verin. “Kanunumuz müsaade etmiyor.” Hayır arkadaslar, bu böyle degil, yönetmeliginizi düzenlersiniz. Paramız mı yok; paramız yok. Mesela paramız yok dedigimiz zaman, hiç olmazsa benim gibi bu konuyu dert eden insanlar, Internet sayfasına bakar, bu kadar para varmıs.
Suralar barolara gönderilmis. Suralar surada harcanmıs. Paramız yok, tamam deriz. Paranın varlıgı için, meslek örgütümüzün güçlü olması için benim çok merak ettigim ve mutlaka cevabını rica ettigim, –kim verecekse– bir soru daha var: Ankara’da 2006 yılında 400 bin falan icra takibi açıldı. Bunların eminim ki 350 bin tanesi avukatlar aracılıgıyla açıldı ve baro pulu yapıstırdılar oraya. Meslek örgütümüz ya da Ankara Barosu, 2006 yılında kaç tane baro pulu sattı? Bunu kim arastırdı? Yani bunun çok kolay, bir arastırma sirketi kurarsınız ya da avukatlar arasında bir komisyon olusturursunuz, dersiniz ki, Ankara icra dairele-
rinde, hukuk mahkemelerinde 700 bin tane dava açıldı, ama 500 bin tane pul satılmıs. Bir terslik var o zaman, yani bizim avukatlarımız ya yapıstırmıyor ya söküyor birileri. Bakın, size ben bu arastırmanın yapılması dahilinde yüzde 10, yüzde 20 artıs olacagını düsünüyorum. Madem paramız yok, buradan yüzde 10, yüzde 20 artsın ve talep eden önce genç, meslekte genç diyeyim, avukat arkadaslarımızdan baslayarak yıllık faiz yüzde 1, yüzde 2 ile 3 milyar, 5 milyar verin. Bu konuda da bir çalısma olursa sevinirim.
Tesekkür ediyorum.