|
Ankara Şube Basın Açıklaması 11.11.08 |
11.11.2008
BASINA VE KAMUOYUNA
Değerli Basın mensupları,
Bugün Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmasının ilk celsesi görülen “Susurluk” davası sanığı Mehmet Kemal AĞAR’ın halka karşı işlediğine inandığımız suçların takipçisi olacağımızı duyurmak üzere toplandık.
1980’li yıllardan başlayarak “polis şefliği, valilik, emniyet genel müdürlüğü, milletvekilliği, içişleri ve adalet bakanlığı” unvanlarının sağladığı hak ve yetkilerin karanlık gölgesinde işlenmiş cinayet, yargısız infaz, kaybetme, haraç, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı suçlarına açılan kapının önünde duruyoruz.
Susurluk kazasının 13. yılında, kesinleşmiş bir mahkeme hükmüyle en azından şunu biliyoruz; İbrahim ŞAHİN, Mehmet Korkut EKEN, Ayhan ÇARKIN, Ercan ERSOY, Oğuz YORULMAZ, Enver ULU, Mustafa ALTINOK, Abdulgani KIZILKAYA, Ziya BANDIRMALIOĞLU, Ayhan AKÇA, Ali Fevzi BİR, Yaşar ÖZ, Haluk KIRCI ve Sami HOŞTAN’ın üyesi oldukları bir suç örgütü vardı.
Sanık Mehmet Kemal AĞAR’ın bu örgütle ilişkisinin tartışılacağı yargılama bugün başladı. |
|
Yazının Devamını oku...
|
|
|
İzmir Şube Basın Açıklaması 10.11.08 |
BASINA VE KAMUOYUNA
“ESKİ” Emniyet Genel Müdürü, Adalet ve İçişleri Bakanı, Milletvekili; “ESKİMEYEN” Kortgerilla Yargılanıyor…
Türkiye’nin bir döneminin değil her döneminin aktörü, derin devletin yüzümüze bakan yüzü, bin operasyonun mimarı Mehmet Ağar nihayet yargılanıyor.
Susurluk Kazası ile temkinsiz yakalanan Ağar, aradan geçen 12 yılda her türlü adalet arayışından itina ile kaçmayı, kariyer basamaklarını hızla tırmanmayı başardı. Birlikte bin karanlık operasyon yaptığı kişilerden pek çoğu hiç açığa çıkmadı. Kamyona çarpıp deşifre olan az sayıda yoldaşı ise, adalet duygusu ile alay eder şekilde komik cezalar ile kurtarıldılar. |
|
Yazının Devamını oku...
|
|
|
Ankara Şube Basın Açıklamasına Çağrı 11.08 |
|
DURUŞMA SONRASI BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI
11.11.2008 SALI GÜNÜ SAAT 09:45’DE
ANKARA 3. AĞIR CEZA MAHKEMESİ 2008/306 E.
Sanık: Mehmet Kemal AĞAR
(SUSURLUK)
“ TBMM Soruşturma Komisyonu'na verdiği ifadede “Ne yaptıysam devlet için yaptım” diyordu, Mehmet Ağar.
Evet, O ne yaptıysa devlet için yapmıştı.
Ne yapmıştı? "1000 gizli operasyon."
Susurluk'tan sonra kendisi itiraf etmişti bunu.
"1000 gizli operasyon", ölüm mangalarının kurulmasıydı. "1000 gizli operasyon", binlerce cinayet, infaz, katliam, kayıplar, faili meçhullerdi. "1000 gizli operasyon", faşist mafya çeteleri, uyuşturucu tacirliği, kumar, kara paraydı. "1000 gizli operasyon", Susurluk'tu.
Ve şimdi Mehmet AĞAR, “suç işlemek için örgüt kurma” suçlamasıyla 11 Kasım 2008 tarihinde hâkim karşısında.
Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi’nin duruşmayı takiben adliye önünde yapacağı basın açıklamasına basın ile birlikte “Susurluğu Unutmayan” herkesi davet ediyoruz. |
|
|
İstanbul Şube Basın Açıklamasına Çağrı 11.08 |
|
SUÇ DUYURUSU
için katılım çağrısı
Kötü muamele ve işkencede ölüm iddialarının ardından hapishaneler şimdi de tutukluların saldırılarına sahne oluyor. Gebze kapalı hapishanesinde bulunan kadın tutuklulara saldıran erkek tutuklular tekbirler getirerek koğuş kapısına kadar geldiler. Ölümden dönen tutuklularla görüştük ve bir rapor hazırladık.
Konu ile ilgili olarak Adalet Bakanlığını gerekli tedbirleri almaya çağırdık. Şimdi de sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz.
Yer :Sultanahmet adliyesi
Tarih :05.11.2008 saat 12:30 |
|
|
İstanbul Şube Basın Açıklaması 10.11.08 |
|
10.11.2008
BASINA ve KAMUOYUNA
İktidara geldiği ilk günlerden itibaren “işkenceye sıfır tolerans” söylemini dillerden düşürmeyen AKP hükümetinin bu söyleminin ne kadar içi boş ve halkın gözünü boyamaya dönük, samimiyetten uzak bir söylem olduğunu, gerçekte AKP’nin “işkenceye sıfır değil, maksimum tolerans” gösterdiğini, geride kalan 6 yıllık AKP iktidarı döneminde toplum olarak, hep birlikte yaşayarak gördük. 1 Mayıs’larda yaşanan ve “polis terörü” olarak tanımlanabilecek boyutlara ulaşan kolluk uygulamaları ve özellikle 2007 yılında Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda (PVSK) yapılan değişiklikler sonrasında polis kurşunuyla veya polisin uyguladığı şiddet sonucu gerçekleşen yaralanma, sakat kalma ve ölüm olaylarındaki ürkütücü artışa bir göz atmak, 18 yaşındaki Ferhat GERÇEK’in polis kurşunuyla sakat kaldığını, Festus OKEY, Baran TURSUN ve son olarak Çağdaş GEMİK’in polis kurşunuyla, keza Feyzullah ETE’nin polis tekmesiyle hayatını kaybettiğini hatırlamak bu sonuca ulaşmak için yeterlidir.
Geçtiğimiz ay, yasal bir dergi olan Yürüyüş dergisini sattığı için gözaltına alınarak tutuklanan Engin ÇEBER’in, gözaltındayken polisler tarafından, tutuklandıktan sonra ise Metris Cezaevinde jandarma ve gardiyanlar tarafından sürekli olarak darp edilerek işkence sonucu hayatını kaybetmesi ve sonrasında bu olayın failleri hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 94.maddesindeki “işkence” suçundan değil de 86 ve 87.maddelerindeki “neticesi nedeniyle ağırlaşan kasten yaralama” suçundan işlem yapılıyor oluşu, işkenceye sıfır tolerans söylemini bir kez daha boşa çıkarmıştır. |
|
Yazının Devamını oku...
|
|
|
İzmir Şube Basın Açıklaması 5.11.8 |
|
05.11.2008
BASINA VE KAMUOYUNA
CEZAEVİNDE İŞKENCE…
Cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muamele vakalarına bir yenisi daha eklendi.
3 Kasım 2008 günü Kırıklar 1 No.lu F Tipi cezaevinde bulunan tutuklular İleri KIZILALTUN ve Fehmi ÇAPAN, ring aracında ve daha sonra da cezaevinde askerler tarafından feci biçimde dövülmüşlerdir.
Olaydan bir gün sonra kendilerini ziyaret eden ÇHD İzmir Şubesine üye hukukçular, KIZILALTUN ve ÇAPAN'la görüşmüş ve kendilerine uygulanan muamelenin izlerini bir tutanak halinde tespit etmişlerdir. |
|
Yazının Devamını oku...
|
|
|
İzmir Şube Basın Açıklaması (İHD-TİHV ile) 31.10.08 |
31.10.2008
BASINA VE KAMUOYUNA
Kolluk Şiddeti Her Yerde: Hem Yaşıyor, Hem Seyrediyoruz…
Yurttaşların güvenliğini sağlamakla yükümlü olan kolluk görevlilerinin yine yurttaşlara uyguladığı şiddet, son dönemde kaygı verici bir boyuta ulaştı. Gün geçmiyor ki güvenlik güçlerinin silahından çıkan kurşunlarla bir yurttaş ölmesin, bir başkası işkence ve kötü muameleye maruz kalmasın.
Güvenlik güçleri için fiilen var olan, yurttaşların "haklarını ihlal etme" ve hatta "öldürme özgürlüğü"ne, 2007 yılında PVSK'da yapılan değişikliklerle yasal dayanak kazandırıldı ve aradan geçen 1,5 yıl boyunca pek çok yurttaş kolluk şiddetine maruz kaldı. Son on gün içinde İstanbul'da Engin Çeber, Ağrı'da Ahmet Özhan, Antalya'da Çağdaş Gemlik işkence ya da polis kurşunu ile yaşamlarını kaybetti.
Siyah beyaz kovboy filmlerinden hatırladığımız "yakalananın en yakın ağaca asıldığı" sahneler renkli versiyonlarıyla yeniden, yeniden çekiliyor.
Cezaevlerinde Şiddet Her Zamankinden Hiç Eksik Değil; |
|
Yazının Devamını oku...
|
|
|
Antalya Şube Basın Açıklaması 28.10.08 |
28.10.2008
DÜN ENGİN CEBER BUGÜN ÇAĞDAŞ GEMİK.
Polisin işlediği cinayetlerin en son mağduru Antalya’da 19 yaşındaki genç ÇAĞDAŞ GEMİK oldu.
Çağdaş Gemik 27 Ekim pazartesi günü saat 15.sıralarında yani güpegündüz, mobileti ile seyir halinde iken , “dur ihtarına uymadığı” gerekçesi ile katledildi.
Bir ülkede bir hafta içerisinde üç yurttaş devletin emniyet güçleri tarafından öldürülüyorsa ve hala daha bu durum güvenlik görevlilerinin kişisel hataları olarak açıklanıyorsa bu hiç inandırıcı değildir.
Herkes bilmelidir. Bu ölümler tesadüf olamaz. |
|
Yazının Devamını oku...
|
|
|
İZMİR ŞUBE Basın Açıklaması 24.10.2008 |
24.10.08
BASINA VE KAMUOYUNA
Baran Tursun Cinayetini Örtmeye Çalışan Polisler Yargılanıyor!
Demokratik Kitle Örgütlerini, Duyarlı Kişi ve Kurumları Duruşmayı İzlemeye Çağırıyoruz.
2007 yılı Haziran ayında Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda (PVSK) yapılan değişiklikle; polisin kimlik sorma-durdurma, arama ve zor kullanma yetkileri genişletildi. Hem bedensel ve maddi güç, hem de silah kullanımını kapsayan yetkilerinin sınırının genişletilmesi kadar; yetkinin kullanılma koşullarının ve yoğunluğunun belirsizliği, kolluğun takdirine bırakılmış olması da eleştirilere neden olmuştu. Eleştirilerin haklılığı değişikliklerin yürürlüğe girdiği 14 Haziran 2007 tarihinden itibaren ortaya çıkmaya başladı. Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın verilerine[1] göre; bu tarihten 13 Ekim 2008 tarihine kadar kolluğun silah kullandığı otuz olayda bir kişi yaralanmış, bir kişi sakat kalmış ve yirmi sekiz kişi yaşamını yitirmiştir. Yine TİHV' in verilerine göre 2007 Mayıs – 2008 Ekim tarihleri arasında 171 olayda 2000'den fazla kişi, kolluk şiddetine maruz kalmıştır. Sayılar ürkücüdür ve yazık ki yalnızca basına yansıyan bilgilere dayanmaktadır. Gerçek sayıları ise bilmiyoruz.
Bildiğimiz; Aktütün saldırısını bahane eden ve terörle mücadele maskesiyle süsleyen asker ve polisin, var olan yetkilerini daha da genişletmek istediğidir. Neredeyse "olağanüstü hal" uygulamasını, "olağan" halde geri getirmek anlamına gelebilecek taleplerin - şimdilik gündemden düşmüşse de - siyasi iktidar ile silahlı iktidar arasındaki herhangi bir pazarlığın konusu yapılıp kabul edilmeyeceklerinin güvencesi yoktur. Tıpkı yurttaşların, polis kurşunu ile ölmeyeceklerinin, yaralanmayacaklarının ya da işkence görmeyeceklerinin güvencesi olmadığı gibi.
Yürürlükteki mevzuat ve yargısal işleyiş; hak ve özgürlükleri sağlamak ve ihlallerinden sorumlu olanları cezalandırmak üzerine kurulmamıştır.
|
|
Yazının Devamını oku...
|
|
|
İZMİR ŞUBE Basın Açıklaması 24.10.08 |
24.10.2008
Değerli basın mensupları,
Asrın davası olarak tarif edilen "Ergenekon" yargılaması, 20 Ekim 2008 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/209 E sayılı dosyası ile başladı.
Bildiğiniz gibi Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi de duruşmanın başladığı gün Silivri Cezaevi'nde bulunan duruşma salonundaydı. Bu duruşmada Şubemiz, kendi adına müdahale talebinde bulunduğu gibi,davaya müdahil olmak isteyen bazı mağdurların vekilliğini üstlenerek başvuruda bulunmaları konusunda kendilerine hukuki destek sundu.
Pazartesi günü yapılan duruşmada şubemiz dışında; |
|
Yazının Devamını oku...
|
|
|