İzmir Şube Ortak Basın Açıklaması 28.5.09

BASINA VE KAMUOYUNA

Bu ülkede yaşananlar artık bizleri şaşırtmıyor. Muhalifleri ortadan kaldırmak için bomba atanlara, sokakları kan gölüne çevirenlere “iyi çocuklar” denildiği bir ülke burası. En kabul edilmez, en akılmaz uygulamalar, tutum ve davranışlar bile kanıksanıyor, sıradanlaşıyor…

Halkların kardeşliği ve eşitliği çağrılarına bugüne değin kulaklarını kapatanlar, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ve şimdi de sendikalar üzerindeki baskı ve sindirme politikalarını arttırarak devam ettiriyorlar.

Bu ülkede insan hakları, barış ve demokrasinin tesis edilmesi için mücadele yürüten ve bu uğurda saldırılara, ölümlere, cezaevlerinde mahpusluğa maruz kalan insan hakları savunucuları, emek örgütlerinin üye ve yöneticileri yeni baskılarla susturulmaya çalışılıyor.

Bu çerçevede geçtiğimiz hafta İHD Genel Merkez Yöneticileri’nin evleri ve büroları basılmış, gözaltılar yaşanmıştı. Gözaltı sonrası serbest bırakılan İHD Genel Merkez Yöneticisi Av. Filiz Kalaycı ise dün savcılığın itirazı ile tutuklanmıştır. Aynı zamanda İHD Merkezi Cezaevi Komisyonu’nda çalışan Av. Filiz Kalaycı hak ve eşitlik kavgası verdiği, hukukun üstünlüğünü savunan bir insan hakları savunucusu olduğu için tutuklanmıştır.

Oysa insan hakları savunucularının önemi, değeri ve işlevleri pek çok ulusal üstü insan hakları belgesinde vurgulanmıştır. Belgeler, insan hakları kavramını tanıtmadaki çabaları, insan haklarının korunması ve geliştirilmesindeki rolleri nedeniyle, insan hakları savunucularının çalışmalarının kolaylaştırılması, tehdit altında tutulmaması ve benzeri güvenceleri içerir. Demokrasi ve hukukun ilerlemesi, insan haklarının ve insan hakları savunucularının korunması ve geliştirilmesi suretiyle gerçekleşir.

İnsan hakları savunucularının eleştirel tutum içersinde olması, hak savunuculuğunun doğasında vardır. Buna karşı “ceza” vermek, “hapsetmek”  insan hakları savunucularının ne kadar haklı bir kavgada olduğunun en açık kanıtı olmaktadır.   

Bu sabah ise İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla İzmir, Manisa, Ankara ve Van’da Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun aralarında üç Genel Merkez Yöneticisi olmak üzere 35’ten fazla üyesi gözaltına alındı. KESK bileşeni çeşitli sendika şubelerinde ve gözaltına alınan üye ve yöneticilerin evlerinde, iş yerlerinde, okullarında jandarma tarafından hukuka aykırı biçimde aramalar yapıldı. 

Bir emek örgütü olan Kamu Emekçileri Konfederasyonuna yönelik tırmandırılan polis baskısı hiç bir demokratik ölçüye uymamaktadır. Her haliyle KESK’i yıldırmayı,  sürdürdüğü emek ve demokrasi mücadelesinde yıpratmayı hedefleyen bu faşizan tutum amacına ulaşamayacaktır.

KESK’te suç unsuru bir şey bulunması mümkün değildir. KESK yasal ve meşru zeminlerde kamu emekçilerinin hakkını savunan, gücünü sadece üyelerinden alan, kimseye diyet borcu olmayan demokratik bir örgüttür.

KESK, yüz binlerce üyesi ile çalışanların haklarının korunup geliştirilmesi yönünde yürüttüğü sendikal mücadeleyle bu ülkede hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, barış ve demokrasinin tesis edilmesi mücadelesinde çok önemli role sahip bir örgütlenmedir. Bu bakımdan KESK’e yöneltilen tüm bu uygulamalar örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir saldırı niteliği taşımaktadır. Ezilenlerin ve emekçilerin sesi olan KESK’e yönelik bu saldırıyı kınıyor ve buradan bir kez daha insan hakları, demokrasi ve emek savunucularının susmayacağını haykırıyoruz.

Buradan başta Başbakan ve İçişleri bakanı olmak üzere tüm yetkililere bir kaz daha sesleniyoruz:  İnsan hakları savunucuları, emek örgütlerinin üye ve yöneticilerine yapılan tüm bu baskılara derhal son verilmeli, tutuklanan Av. Filiz Kalaycı ve bugün gözaltına alınan tüm KESK yönetici ve üyeleri derhal serbest bırakılmalıdır. 28.05.2009

 

BASKILAR – GÖZALTILAR - TUTUKLAMALAR BİZLERİ YILDIRAMAZ!

KESK ŞUBELER PLATFORMU

İHD İZMİR ŞUBESİ - ÇHD İZMİR ŞUBESİ - TİHV İZMİR TEMSİLCİLİĞİ