Ana Sayfa arrow Koordinasyonlar
Koordinasyonlar
2009 Genel Kurul Konuşmacı Görüntüleri Yazdır E-posta
 
Genel Merkez Genel Kurul Seçim Sonuçları 2009 Yazdır E-posta

YÖNETİM KURULU ASİL YÖNETİM KURULU YEDEK
Selçuk Kozağaçlı
Özgür Yılmaz
Münip Ermiş
Sarper Gürcan
Hüseyin Aslan
Oya Aslan
Ülkü Akbaba
Özgür Sarıyıldız Ataç
Kürşat Bafra
Turan Şat
Ali Haydar Hakverdi
Güçlü Sevimli
Saliha Şahin
Tülay Çokan
Pınar Akdemir
Duygu Demirel
Murat Timur
Sebahat Gençtarih Cebe
Serhan Arıkanoğlu
Ebru Timtik
DİSİPLİN KURULU ASİL DİSİPLİN KURULU YEDEK
Hüseyin Yüksel Biçen
Ziynet Özçelik
Kazım Bayraktar
Semra Demir
Ahmet Bozkurt Çağlar
DENETLEME KURULU ASİL DENETLEME KURULU YEDEK
Rıza Karaman
Kemal Ulusoy
Yavuz Kaya
Serbay Köklü
Halil Özpolat
Hasan Comba
 
İzmir Şube Basın Açıklaması 02.06.2009 Yazdır E-posta

BASINA VE KAMUOYUNA

Tarih; 28 Mayıs 2009…

Sabaha karşı basılan evler, okullar, sendika binaları…

İzmir, Ankara ve Van’da aynı anda gözaltına alınan 34 sendikacı…

Onların evleri ve işyerleri arandı, bilgisayarlarına el konuldu, cep telefonlarının imajları alındı. Hukuka aykırı olan bu işlemlerin çoğunda ne kendileri ve ne de bir avukat hazır bulunabildi. Yapılan işlemler sırasında kendilerine hakları bildirilmedi. Evlerde bulunan kişilerin üzerleri çırılçıplak soyularak aranmak istendi. Bazı yerlerde arandı da.

Avukatlar tarafından soruşturmayı yürüten savcılığa, arama ve el koyma işlemleri başta olmak üzere yapılan birçok işlemin usulsüz olarak yürütüldüğüne dair dilekçeler verildi, hukuka aykırılıkların giderilmesi için görüşülmek istendi. Savcı, “bu benim usulüm”, “istediğiniz yere şikâyet edin, tazminat davası açın” dedi ve avukatları koruması marifetiyle odasından dışarı çıkarttırdı.

Göz göre göre pek çok hukuksuzluğun yaşanmakta olduğu bu soruşturmada KESK emekçilerinin gözaltına alınma gerekçesi ve dosyadaki deliller, hâkim tarafından verilmiş kısıtlama kararı nedeniyle halen öğrenilemedi.

Yakalananlar KESK’in eski ve yeni yöneticileri, denetçileri, eğitim ve örgütlenme uzmanları, işyeri temsilcileri ya da aktif çalışanlarıydı. Dolayısıyla temel görevleri örgütlenme olan ve bu kapsamda iletişim araçlarını sürekli olarak kullanan kişilerdi.

Soruşturmayı yürüten Jandarma tarafından yöneltilen soruların tümü; aylarca dinlenen telefon kayıtları ve takip edilen internet iletişimlerinin “anlamlandırılması” üzerine kuruluydu.

Sendikacılar, telefon görüşmelerinde geçen bazı kelimeler yorumlanarak yapılan çıkarsamalarla sorgulandılar ve KESK’ in sendikal faaliyetlerinin tamamı illegal örgüt yapılanması ve çalışması şeklinde gösterilmeye çalışıldı.

KESK'e bağlı sendikaların her yıl, özellikle Ocak-Mayıs arası, yoğunlaştıkları örgütlenme ve eğitim çalışmalarının yanı sıra yakın bir tarihte gerçekleştirilmesi planlanan KESK Tüzük kurultayı nedeniyle yönetici, eğitim ve örgütlenme uzmanları ile aktif çalışan sendikacıların yaptıkları yolculukları sorgulandı. KESK'in, bölgede yapılan 1 Mayıs kutlaması kapsamında Urfa'ya gidişleri sorgulandı.

Sendikacılar, 31 Mayıs sabahı ikişerli olarak birbirlerine kelepçeli şekilde adliyeye getirildiler. Avukatlar tarafından ikişerli kelepçe uygulamasının hukuka aykırı olduğu, adliyede kelepçe takılamayacağı soruşturmayı yürüten savcıya iletildiği halde, tüm talepler reddedildi. Avukatların müvekkilleri ile kelepçesiz görüşme çabaları büyük uğraşlar sonucunda zorlukla sağlanabildi.

Yaklaşık olarak saat 19.00’da biten savcılık işlemleri sonrasında da 24 sendikacı, tutuklama talebiyle sorgu hâkimliğine sevk edildi. 1 Haziran günü yaklaşık 03:30’a kadar devam eden sorgu nedeniyle, üç günlük gözaltı sürecinin ardından 15 saat adliye sandalyelerinin üzerinde bekletilen sendikacılardan üçü fenalaştı ve 112 acil servis çağrılarak, kendilerine müdahale edildi.

Herhangi bir somut delil ve vakıa ortaya konulmadan yapılan sorgu işleminin sonucunda 14 sendikacı hakkında tutuklama kararı verildi.

Ancak, “Bu 14 kişi neden tutuklandı?” sorusuna verilecek “HUKUKİ” bir yanıt yok.

İletişim kayıtlarında geçen bir isim nedeniyle, aynı ismi taşıyan iki sendikacının, kolluk tarafından arananın hangisi olduğuna karar verilemediği için soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra her ikisinin de tutuklanmasına verilecek bir yanıt bulunamadığı gibi…

Dosya halen incelenebilmiş değil. İletişim kayıtlarının dışında, dosyada herhangi bir delilin varlığı bilinmiyor, tutuklanan sendikacılara da sorguları sırasında başka herhangi bir şey sorulmuş değil.

Faşizmin ayak sesleri bu kez kendisini “postal gürültüsü” olarak değil; “kuvvetli suç şüphesi”, “mevcut delil durumu”, “kaçma ve saklanma şüphesi” gibi “hukuksal nedenler” olarak göstermektedir.

Emek hareketinin en önemli temsilcilerinden olan KESK’e yönelik bu saldırı; her geçen gün biraz daha yakıcılaşan küresel kapitalist krize karşı emekçilerin yükselmekte olan sesinin, hukuk araç edilerek kısılmaya çalışıldığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Yürütülen sendikal mücadele, “illegal çalışmalar” olarak lanse edilip emekçiler sendikalardan uzak tutulmak istenmektedir. Halkların birbirlerine düşman edilmesi, Kürtlerin yalnızlaştırılarak tecrit edilmesi ve böylece çözüme giden yolların her gün biraz daha tıkanması amaçlanmaktadır.

Ancak operasyon, gözaltı ve tutuklama terörü ile bir korku toplumu yaratmak isteyenlerin çabalarına, KESK emekçileri ve demokratik kamuoyu kararlı bir karşı duruş sergilemiştir ve sergilemeye devam etmektedir. Emekçiler, bu süreçte yaşanan hukuksuzluklara karşı sessiz kalmayacaklarını açıkça göstermişlerdir.

“İllegal örgüt” bağlantısı gibi asılsız iddiaların arkasına sığınıp emek hareketini yok etmek isteyenler, bu ülke emekçilerinin, birbirine düşman edilmek istenen halklar da dâhil, dayanışması ve emek kardeşliği karşısında gözaltı, tutuklama, operasyon terörünün bekledikleri etkiyi yaratmadığını görmüşlerdir. Bugün sınıf dayanışması, vurulan her “darbe”nin ardından daha da güçlenerek şehir meydanlarına akmaya devam etmektedir.
ÇHD İzmir Şubesi olarak bizler de;

Bu süreçte gözaltı ve tutuklama saldırılarının hedefinde duran Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nu ve tecrit edilerek demokratik alanın dışına itilmek istenen tüm emekçileri mücadelelerinde yalnız bırakmayacağımızı,

Toplum üzerinde oluşturulmaya çalışılan baskı rejiminin her zaman olduğu gibi bugün de karşısında duracağımızı,

Ülkemizin barış yolunda ilerlemesi ve demokratikleşmesi için atılan tüm adımları önemli bulduğumuzu, bu doğrultuda çaba ve emek sarf eden örgüt ve kişilerin yanında yer alacağımızı ve onlarla birlikte mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha kamuoyuna duyururuz.

Saygılarımızla.

 
İnsan Zinciri Eylemi haber ve fotoğrafları Yazdır E-posta

30 Mayıs Cumartesi günü çeşitli illerde yapılan insan zinciri eylemine dair yayımlanan haberlerden bir derlemeyi,  Ankara ve İzmir Şubelerimizden katılımcıların olduğu fotoğraflarla birlikte yayınlıyoruz.


    

İHD'nin çağrısıyla, Ergenekon sürecine toplumsal muhalefet cephesinden müdahale etmek için halkta duyarlılık yaratılması amacıyla kurulan Gerçek ve Adalet İnisiyatifi, ilk eylemini "Fırat suyu kan akıyor baksana" sloganıyla Türkiye genelinde oluşturduğu insan zinciri ile gerçekleştirdi. Eylemlerde, Kürt illerinde yaşanan cinayetlerin açığı çıkarılması talep edildi.
DİYARBAKIR
Aralarında insan hakları örgüt, siyasi partiler, sendika, girişim ve derneklerin bulunduğu 25 kuruluşun oluşturduğu Gerçek ve Adalet İnisiyatifi, Yaşam Hakkı Anıtı önünde insan zinciri oluşturdu. Eylemden önce 25 kuruluş adına basın açıklaması yapan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey, oluşturulan oluşumun amacını şöyle açıkladı: "Biz de Türkiye'de son yıllarda yaşadığımız acıları, katliamları ve halka karşı işlenen suçları ortaya çıkarmak, özellikle de Fırat'ın doğusunda yaşananları dünyanın, Türkiye'nin görmesi için buradayız. Sadece olanların görülmesi değil, sorumluların ortaya çıkarılması ve yargılanması talebiyle buradayız."
Ergenekon süreci ile beraber Türkiye'de "derin-gizli" bir çok gerçeğin açığa çıkarıldığını dile getiren Erbey, köy boşaltmalar, faili meçhul, cinayetler, cezaevlerindeki katliamların, gözaltındaki kayıpların sorumlularının yargılanmasını istedi. Ergenekon davasında hükümetin olayın üzerine gittiği izlenimi vermek istediğini belirten Erbey, hükümete "Darbe teşebbüsünde bulunan varsa bulun yargılanmasını sağlayın. Ancak, biz size 12 Eylül darbecilerinin açık adreslerini ve yaptıklarına ilişkin binlerce adres, dosya ve tanık sunabiliriz. Demokrasi yanlısıysanız, darbelere karşıysanız, suç işleyenleri arıyorsanız anayasanın geçici 15. maddesini kaldırın ve binlerce kişinin ölümünden, işkencesinden sorumlu olan 12 Eylülcülerin dokunulmazlığını kaldırın" dedi. Açıklamanın ardından el ele tutuşan grup Yaşam Hakkı Anıtı önünde insan zinciri oluşturdu. Oluşturulan zincirde "Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek" sloganı atıldı.
MALATYA
Malatya'da İHD öncülüğünde bir araya gelen İHD, KESK, ESP, DTP, ÖDP, EMEP, Mazlum-Der ve PSAKD, İHD Malatya Şubesi önünden Merkez postanesine doğru yürüyüş düzenledi. Eyleme Halk Cephesi de destek verdi. Basın açıklamasını okuyan İHD Malatya Şube Başkanı Özgür Karakavak, şunları kaydetti: "Ezilen, sömürülen, baskı gören, dili, inancı, kültürü yasaklanan tüm toplum kesimleri olarak Türkiye'nin demokratikleşmesi talebiyle, daha özgür ve eşit yurttaşlar olmak, güvenli bir ülkede yaşamak için tüm Türkiye'de sokaklardayız. Biz Türkiye'de son yıllarda yaşadığımız acıları, katliamları ve halka karşı işlenen suçları ortaya çıkarmak, özellikle de Fırat'ın doğusunda yaşananları dünyanın, Türkiye'nin görmesi için buradayız."
BATMAN
Batman Gerçek ve Adalet İnisiyatifi, Batman Belediyesi önünden Atatürk Parkı'na doğru insan zinciri oluşturularak yürüyüş yapıldı. Yüzlerce kişinin katıldığı eylemde, sık sık "Batı'da arama Ergenekon burada", "Barışa bir ses çift taraflı ateşkes", "Savaşa hayır barış hemen şimdi", "Bijî biratiyan gelan", "KESK'e uzanan eller kırılsın" sloganları atıldı. Yürüyüşün ardından Eğitim Sen Batman Şube Başkanı Selim Aratemur, konuşma yaptı. Aratemur'un ardından Batman Gerçek ve Adalet İnisiyatifi adına basın açıklamasını okuyan Genel İş Batman Şube Başkanı Halis Yakut, Ergenekon sürecinin Türkiye'de derin gizli birçok gerçeği ortaya çıkardığını ancak gerçeklerin buzdağının altında olduğunu söyledi.
MARDİN
Mardin Yenişehir Taksi Durağı'nda eylem yapıldı. Eyleme İHD Mardin Şubesi, Barış Meclisi, Mazlum Der, KESK Mardin Şubesi, TTB, TİHV, DTP, 78'liler Girişimi, Belediye İş Sendikası Mardin Şubesi'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. İnsan zincirinin oluşturulmasının ardından basın açıklamasını okuyan İHD Mardin Şube Başkanı Erdal Kuzu, Türkiye'de son dönemlerde yaşanan katliamlara ve halka karşı işlenen suçlara dikkat çekmek amacıyla alanlarda olduklarını söyledi. Kuzu'nun açıklamasından sonra Eğitim Sen Mardin Şube Başkanı Doğan Anğay, KESK'e yönelik yapılan operasyonları kınadıklarını belirtti.
VAN
İHD, Barış Meclisi, ÇHD, DTP, Mazlum-Der, KESK ve TMMOB'un oluşturduğu Gerçek ve Adalet İnsiyatifi üyeleri, Mavi Plaza önünden Sanat Sokağı'na doğru yürüyüş düzenledi. Eylemde, "Fırat suyu kan akıyor baksana" yazılı dövizi ile faili meçhul şekilde katledilenlerin fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşındı. Grup adına açıklama yapan KESK Dönem Sözcüsü Şaban Çiftçi, Türkiye'de 1950'li yıllarından itibaren Gladyo-Kontrgerilla kurulduğunu ve bu örgütlenmenin bir çok olaya karıştığını ifade etti. Konuşmasında Çiftçi, Fırat'ın öbür yakasında işlenen suçların ortaya çıkarılmasını istedi. Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı
HATAY
Hatay Gerçek ve Adalet İnisiyatifi, Ulus alanında insan zinciri oluşturdu. Eylemde konuşma yapan İHD Hatay Şube Başkanı Semra Berrak, demokrasi talebiyle, daha özgür ve eşit yurttaşlar olmak, güvenli bir ülkede yaşamak için tüm Türkiye'de sokaklarda olduklarını belirterek, 1950'li yıllardan itibaren kurulduğu bilinen Gladyo- kontrgerillanın dağıtılmasını istediklerini ifade etti.
KOCAELİ
Kocaeli Gerçek ve Adalet İnisiyatifi üyeleri Belediye İş Hanı önünde insan zinciri oluşturarak, Sabri Yalım Parkı'na yürüyüş düzenledi. "Kürt sorunu demokratik ve barışçı yollarla çözülsün", "Türkiye'de yaşayan herkesin dil, inanç ve kültürel hakları güvenceye alınsın" pankartlarının açıldığı eylemde, sık sık "Barışa bir ses çift taraflı ateşkes", "Bijî bratiya gelan", "Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz" sloganları atıldı. Sabri Yalım Parkı'nda yapılan basın açıklamasını okuyan Gerçek ve Adalet İnisiyatifi ve KESK Kocaeli Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Akın Şişman,Türkiye'deki aydınlar, sanatçılar, işçiler, memurlar, sendikacılar olarak, ezilen, sömürülen, baskı gören, dili, inancı, kültürü yasaklanan tüm toplum kesimlerinin demokratikleşmesini, eşit özgür yurttaşlar olarak yaşamak istediklerini talep etti.
ÇANAKKALE
Çanakkale'de Turuva Atı önünde bir araya gelen Gerçek ve Adalet İnisiyatifi üyeleri insan zinciri oluşturdu. Eylemde oluşturulan insan zinciriyle "Fırat suyu kan akıyor baksana" yazıldı. Eylemde sık sık "Yaşasın halkların kardeşliği", "Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek" sloganları atıldı. Eylemde konuşan Pir Sultan Abdal Derneği Çanakkale Şube Başkanı Mustafa Korkmaz, Türkiye'de son dönemlerde yaşanan acıları, katliamları ve halka karşı işlenmiş suçları ortaya çıkarmak, özellikle de Fırat'ın doğusunda yaşananları dünya ve Türkiye'nin görmesi için alanlarda olduklarını belirtti.
MERSİN
İHD, Alevi Bektaşi Federasyonu, Barış Meclisi, ÇHD, DTP, EMEP, ESP, EHP, SEH, Halk Evleri, MAZLUMDER, KESK, ÖDP, SDP, Sosyalist Parti, TTB, TİHV, 68'lililer, 78'liler, Limter İş, Yeşiller Partisi, Haçova Kültür Derneği, Akdeniz Göç Der ve Toplumsal Özgürlük Platformu gibi demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler, İHD Mersin Şubesi önünde eylem yaptı. "Fırat suyu kan akıyor baksana" yazılı şapkaları takan eylemciler göğüslerine yapıştırdıkları harflerle "Fırat suyu kan akıyor baksana" yazdı. Kurumlar adına basın açıklamasını okuyan İHD Mersin Şube Başkanı Mirze Mehmet Söylemez, Türkiye'de son yıllarda yaşanan acıları, Fırat'ın doğusunda yaşanan katliam, baskı, kayıplar, işkenceleri ve işlenen suçları ortaya çıkarmak için eylemde olduklarını dile getirdi. Çevik kuvvet polisinin geniş güvenlik önlemi aldığı eylem olaysız sona erdi
ADANA
Adana'da İHD öncülüğünde biraya gelen Adana Barış Meclisi Girişimi, ÇHD, KESK, DTP, EMEP, ESP, EHP, Halkevleri, KESK, ÖDP, SDP, Sosyalist Parti, TİHV, TÖP yöneticilerinin de aralarında bulunduğu yüzlerce kişi insan zinciri oluşturdu. 5 Ocak Meydanı'nda biraya gelen kitle, üzerlerine her kartona bir harf yazılı kartonları asarak "Fırat suyu kan akıyor baksana" yazdı. Ele ele tutuşarak insan zinciri oluşturan kitle, İnönü Parkı'na yürüdü. Eylemde, "Biji biratiya gelan", "Fırat'ın ötesi kayıplar ülkesi", "Kayıplar bulunsun hesap sorulsun", "Susurluktan Ergenekon'a katiller halka hesap verecek", "KESK'e uzanan eller kırılsın" sloganları atıldı.
ANKARA
GİMA önünde bir araya gelen ve aralarında İHD, THİV, ABF, Barış Meclisi, ÇHD, DTP, EMEP, ESP, EHP, Halkevleri, MAZLUMDER, KESK, ÖDP, SDP, Sosyalist Parti, TTB, THİV, 78'liler Girişimi, Limter-İş, Yeşiller Partisinin üye ve yöneticilerinin de bulunduğu kalabalık grup, Ziya Gökalp Caddesi boyunca insan zinciri oluşturdu. Zincir oluşturulmadan önce inisiyatif adına açıklama yapan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Yazar Yaşar Kemal'in kitabından esinlenerek eyleme "Fırat suyu kan akıyor baksana" ismini verdiklerini belirterek, ‘’Biz de Türkiye'de son yıllarda yaşadığımız acıları, katliamları ve halka karşı işlenen suçları ortaya çıkarmak, özellikle de Fırat'ın doğusunda yaşananları dünyanın Türkiyenin görmesi için buradayız. Sadece olanların görülmesi için değil, sorumlularının açığa çıkarılması ve yargılanması talebiyle buradayız" dedi.
İZMİR
İHD, Alevi Bektaşi Federasyonu, Barış Meclisi, ÇHD, DTP, EMEP, ESP, EHP, Halkevleri, Mazlumder, KESK, ÖDP, SDP, Sosyalist Parti, TTB, TİHV, 78'liler Girişimi, Limter İş, Yeşiller Partisi'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kurum Konak Eski Sümerbank önüne kadar, insan zinciri oluşturarak yürüdü. "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" pankartının açıldığı eylemde, "Barışa bir ses çift taraflı ateşkes", "Anayız barıştan yanayız", "Hepimiz DTP'liyiz, hepimiz KESK'liyiz", "Biji biratiya gelan" sloganları atıldı. Basın açıklamasını okuyan İHD İzmir Şube Başkanı Ahmet Alagöz, binlerce faili meçhul cinayetlerin, aydınların katledilmesinin, 17 yaşında idam edilen Erdal Eren'in, 12 yaşındaki bedenine onlarca kurşun sıkılan Uğur Kaymaz'ın katillerinin yargılanması için böyle bir eylem başlattıklarını söyledi.
AYDIN
Aydın'da bir araya gelen çeşitli siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri Menderes Bulvarı'ndan Sevgi Yolu'na kadar insan zinciri oluşturarak yürüyüş yaptı. "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" pankartının açıldığı eylemde, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasını talep eden sloganlar atıldı. Yürüyüşün ardından basın açıklamasını okuyan İHD Aydın Şube Başkanı Jale Duygu, "Bizler Türkiye'nin onuru ve geleceğini savunanlar olarak Ergenekon davası vesilesiyle tüm çetelerin, cinayet şebekelerinin, Gladyo-Kontrgerillanın ortaya çıkarılması için yola çıktık, sonuna kadar da bu mücadeleyi sürdüreceğimizi ilan ediyoruz" dedi.
MANİSA
DTP Manisa ve İlçe örgütleri de, İl binası önünden Manolya Meydanı'na kadar yürüyüş yaptı. "DTP'yi susturma silahları sustur" pankartının açıldığı eylemde, basın açıklamasını okuyan DTP Manisa İl Başkan Yardımcısı Kerem Taylan, PKK'nin aldığı çatışmasızlık kararının dolmasına bir gün kaldığını hatırlattı. Taylan, bölgede 30 yıldır süren çatışmalar sonucunda binlerce faili meçul cinayet, acı, kan ve gözyaşının ülke iklimine hakim olmaya başladığını ifade etti.
ANTALYA
Gerçek ve Adalet İnisiyatifi Antalya Girişimi'nin çağrısı ile Muratpaşa Cami yanında bir araya gelen yaklaşık 500 kişi "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" pankartı ile insan zinciri oluşturarak Kışlahan Oteli önüne kadar yürüyüş yaptı. Yürüyüş boyunca, "Barışa bir ses çift taraflı ateşkes", "DTP'yi değil silahları sustur", "Yaşasın halkların kardeşliği", "Susma sustukça sıra sana gelecek" sloganları atıldı. Yürüyüş ardından yapılan basın açıklamasını okuyan EMEP Antalya İl Başkanı Celal Budak, Fırat'ın öte yanında işlenen cinayetlerin aydınlatılması talebiyle başlattıkları eylemlerinin bundan sonrada süreceğini söyledi.
İSTANBUL
Tünel'de bir araya gelen Gerçek ve Adalet İnisiyatifi üyelerinin Taksim Meydanı'na yapmak istediği yürüyüş polis engeline takıldı. "Fırat suyu kan akıyor baksana", "Ölüm kuyuları toplu mezarlar açılsın", "12 Eylülden Ergenekon'a sorumlular yargılansın", "Faili meçhul cinayetler aydınlatılsın" dövizlerini taşıyan grup, 5 dakikalık oturma eylemi yaparak polis engelini protesto etti. Oturma eyleminde, "Polis defol bu sokaklar bizim", "Baskılar bizi yıldıramaz", "Biji biratiya gelan", "Faşizme karşı omuz omuza", "Kaybedenler kaybedecek" sloganları atıldı. Oturma eyleminin ardından dövizlerin indirilmesiyle polis grubun geçişine izin verdi. Yürüyüşe izin verilmemesi nedeniyle grup Taksim Tramvay durağında basın açıklaması yaptı. Açıklamada polisin tutumunu protesto ederek konuşmasına başlayan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Ergenekon soruşturmasına dikkat çekerek, sürecin Türkiye'de derin-gizli birçok gerçeği ortaya çıkardığını belirtti.
ANTEP
Antep Yeşil Su Parkı'nda da, İHD, EMEP, DTP, TÖP, KESK'e bağlı şubelerin katılımı ile açıklama yapıldı.
 
İzmir Şube Ortak Basın Açıklaması 28.5.09 Yazdır E-posta

BASINA VE KAMUOYUNA

Bu ülkede yaşananlar artık bizleri şaşırtmıyor. Muhalifleri ortadan kaldırmak için bomba atanlara, sokakları kan gölüne çevirenlere “iyi çocuklar” denildiği bir ülke burası. En kabul edilmez, en akılmaz uygulamalar, tutum ve davranışlar bile kanıksanıyor, sıradanlaşıyor…

Halkların kardeşliği ve eşitliği çağrılarına bugüne değin kulaklarını kapatanlar, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ve şimdi de sendikalar üzerindeki baskı ve sindirme politikalarını arttırarak devam ettiriyorlar.

Bu ülkede insan hakları, barış ve demokrasinin tesis edilmesi için mücadele yürüten ve bu uğurda saldırılara, ölümlere, cezaevlerinde mahpusluğa maruz kalan insan hakları savunucuları, emek örgütlerinin üye ve yöneticileri yeni baskılarla susturulmaya çalışılıyor.

Bu çerçevede geçtiğimiz hafta İHD Genel Merkez Yöneticileri’nin evleri ve büroları basılmış, gözaltılar yaşanmıştı. Gözaltı sonrası serbest bırakılan İHD Genel Merkez Yöneticisi Av. Filiz Kalaycı ise dün savcılığın itirazı ile tutuklanmıştır. Aynı zamanda İHD Merkezi Cezaevi Komisyonu’nda çalışan Av. Filiz Kalaycı hak ve eşitlik kavgası verdiği, hukukun üstünlüğünü savunan bir insan hakları savunucusu olduğu için tutuklanmıştır.

Oysa insan hakları savunucularının önemi, değeri ve işlevleri pek çok ulusal üstü insan hakları belgesinde vurgulanmıştır. Belgeler, insan hakları kavramını tanıtmadaki çabaları, insan haklarının korunması ve geliştirilmesindeki rolleri nedeniyle, insan hakları savunucularının çalışmalarının kolaylaştırılması, tehdit altında tutulmaması ve benzeri güvenceleri içerir. Demokrasi ve hukukun ilerlemesi, insan haklarının ve insan hakları savunucularının korunması ve geliştirilmesi suretiyle gerçekleşir.

İnsan hakları savunucularının eleştirel tutum içersinde olması, hak savunuculuğunun doğasında vardır. Buna karşı “ceza” vermek, “hapsetmek”  insan hakları savunucularının ne kadar haklı bir kavgada olduğunun en açık kanıtı olmaktadır.   

Bu sabah ise İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla İzmir, Manisa, Ankara ve Van’da Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun aralarında üç Genel Merkez Yöneticisi olmak üzere 35’ten fazla üyesi gözaltına alındı. KESK bileşeni çeşitli sendika şubelerinde ve gözaltına alınan üye ve yöneticilerin evlerinde, iş yerlerinde, okullarında jandarma tarafından hukuka aykırı biçimde aramalar yapıldı. 

Bir emek örgütü olan Kamu Emekçileri Konfederasyonuna yönelik tırmandırılan polis baskısı hiç bir demokratik ölçüye uymamaktadır. Her haliyle KESK’i yıldırmayı,  sürdürdüğü emek ve demokrasi mücadelesinde yıpratmayı hedefleyen bu faşizan tutum amacına ulaşamayacaktır.

KESK’te suç unsuru bir şey bulunması mümkün değildir. KESK yasal ve meşru zeminlerde kamu emekçilerinin hakkını savunan, gücünü sadece üyelerinden alan, kimseye diyet borcu olmayan demokratik bir örgüttür.

KESK, yüz binlerce üyesi ile çalışanların haklarının korunup geliştirilmesi yönünde yürüttüğü sendikal mücadeleyle bu ülkede hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, barış ve demokrasinin tesis edilmesi mücadelesinde çok önemli role sahip bir örgütlenmedir. Bu bakımdan KESK’e yöneltilen tüm bu uygulamalar örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir saldırı niteliği taşımaktadır. Ezilenlerin ve emekçilerin sesi olan KESK’e yönelik bu saldırıyı kınıyor ve buradan bir kez daha insan hakları, demokrasi ve emek savunucularının susmayacağını haykırıyoruz.

Buradan başta Başbakan ve İçişleri bakanı olmak üzere tüm yetkililere bir kaz daha sesleniyoruz:  İnsan hakları savunucuları, emek örgütlerinin üye ve yöneticilerine yapılan tüm bu baskılara derhal son verilmeli, tutuklanan Av. Filiz Kalaycı ve bugün gözaltına alınan tüm KESK yönetici ve üyeleri derhal serbest bırakılmalıdır. 28.05.2009

 

BASKILAR – GÖZALTILAR - TUTUKLAMALAR BİZLERİ YILDIRAMAZ!

KESK ŞUBELER PLATFORMU

İHD İZMİR ŞUBESİ - ÇHD İZMİR ŞUBESİ - TİHV İZMİR TEMSİLCİLİĞİ

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 28 - 36 of 296