ÜyeFormu

Hoşgeldin Ziyaretçi.






Parolamı unuttum
Üye değil misiniz? Üye Olun
Aktivasyon mailiniz gelmedimi? tekrar isteyin?

Site İçi Arama

Ana Sayfa
Behatokia Konferansı, Bilbao 24-25 Ekim 2008 Yazdır E-posta
Uluslararası bağlamda istisnai tedbirler: insan hakları ve temel özgürlükler üzerinde etkileri

Profesör Bill Bowring, Londra Üniversitesi, Hukukçu.
Çeviren : Eda Aslı Seran

Başkan, ELDH (European Lawyers for Democracy and World Human Rights/Dünyada Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupalı Hukukçular Birliği); Uluslararası Sekreterya, Haldane Society of Socialist Lawyers( Haldane Sosyalist Hukukçular Topluluğu), İngiltere;
Başkan, European Human Rights Advocacy Centre (Avrupa İnsan Hakları Savunma Merkezi).

Bu sunumda 7 soru sorup cevaplayacağım.

1. İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler nereden geliyor?
Bunlar her zaman bizimle değilllerdi! Ne de bize devlet tarafından verildiler.

Bunların hepsi mücadele ile kazanıldı- devrimci mücadele, genellikle şiddetli kavgayla.

Birinci kuşak- medeni ve siyasi haklar- ifade özgürlüğü, kişisel özgürlük ve güvenlik, keyfi kamulaştırmalara maruz kalmadan mülkiyet hakkı gibi haklar Fransız, İngiliz ve Amerikan devrimlerinin anahtar kazanımlarıdır.

İkinci kuşak- sosyal ve ekonomik haklar- Batıda 1919’da Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kurulmasıyla karşılığını bulan Rus Devriminin doğrudan kazanımlarıdır.

Burada Bask Ülkesi’nde çok önemli olan- üçüncü kuşak hakların anahtarı olan- halkların kendi kaderini tayin hakkı 20 yüzyılın sömürgecilikten çıkma mücadelelerinde kazanılmıştır.

2. Daha önce hiç şiddetten kaçınılarak devrimci mücadele mümkün olmuş mudur?

Terör’ kelimesinin şimdiki anlamıyla ilk kullanımı her ne kadar İngiliz devrimi 1649’da Kralın idamıyla sonuçlandırılsa da, 1793-94’deki Fransız Devriminin Terör Egemenliğidir.

Amerikan Devrimi fiilen Amerikalıların gerilla taktiği kullanması ile sürdürüldü ve kesinlikle barışçıl değildi.

Rus Devrimi, Kızıl Terör 1918’den 1920’ye kadar sürmeseydi varlığını sürdüremezdi- Bkz. şimdi Slavoj ZiZek’in harika önsözü ile tekrar basılan (Robespierre için de aynısını yapmıştı) Troçki’nin „Their Morals and Ours/Onların Ahlakları ve Bizimki“.(1)

İrlanda, Michael Collins Dublin’deki bütün İngiliz gizli servisini tek tek imha etmeseydi bağımsızlığını kazanamazdı. Bkz. Neil Jordan’ın Liam Neeson ve Julia Roberts’ın oynamasına rağmen harika olan filmi.(2)

3. İstisnai Hükümler nelerdir?

Carl Schmitt – faşist hukukçu – ve Georgio Agamben, onun yakın müridi, “Egemen, istisnai duruma karar veren kişidir” diye yazmışlardır- Ausnahmezustand; bu bir kenara bırakıldığında anayasanın anlamı ortaya çıkar ve bu siyaset, bir düşman olmadıkça var olamaz.

Schmitt ve Agamben, kriz ve olağanüstü durumları siyasal yaşamın bazı durağan normaliteye karşı çıkan istisnai anları olarak değil ama modern ulusların yaşamının hakim biçimi olarak teorize ediyorlar.

Ayrıca, onlara göre insan hakları ve temel özgürlükler söylemi, olumsuz bir şekilde düşmanı her türlü kötülüğün sorumlusu olarak göstermek ve düşmanı kendisine hiç bir kuralın uygulanmayacağı bir kanunsuz durumuna getirmek için kullanılmaktadır. Tabii ki, asıl kastettikleri Nazi Almanyası ve onun Franco İspanyası’nı da içeren müttefikleridir.

4. İstisnai durumları, istisnai önlemleri haklı çıkartan düşman kimdir ya da nedir?


Mussolini’nin İtalya’sı, Hitler’in Almanya’sı, Franco’nun İspanya’sı ve Salazar’ın Portekiz’i için temel düşman açıkça birdi- Komünizm, yani Sovyet Bolşevizmi.

Bu temelde Hitler Almanya’da sınai sermayeye desteği koruma altına aldı ve ilk aldığı önlemler sendikaları ve sivil toplumu ezmeye yönelikti.

Her durumda da proje farklılıkların bastırılmasını gerektiyordu- Yahudiler, Romanlar- ve Basklılar.

1970lerde ve 1980lerde her İrlandalı kadın ve erkeği olduğu gibi, Müslanların her birini şu an şüpheli konumuna sokan ulusal mevzuat dışında bir “Müslüman topluluk” bulunmamasına rağmen, şu an düşman Osama Bin Laden (ölü ya da diri) ile birlikte El Kaide’dir.

5. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana nitel olarak yeni bir dünyaya sahip miyiz?

Hayır- Hitler’i yenmenin Franco ve Salazar’ın sonunun gelmesi sonucunu doğurmamaması ve kapitalizmin her zaman olduğundan daha fazla güçlü olduğunu göstemesi -ABD sayesinde- ile sınırlı olarak.

Evet, bir seri kanlı ulusal özgürlük savaşı sayesinde sömürge imparatorluklarının yok edilmesi ile sınırlı olarak. Ulusal Özgürlük Hareketleri ezilmiş halkların “meşru temsilcileri” olarak uluslararası kabul gördüler. Şimdi olsa bunların her biri “terörist” olarak nitelenirdi.

SSCB derinlemesine aykırı bir rol oynadı, fakat
Emperyal güçlerin kararlı karşı duruşuna karşı, halkların yasal kendi kaderini tayin hakkını korudu.
Bütün kıtalarda ciddi parasal destekte bulundu
SSCB içinde sınırlı ulusal otonomiyi teşvik etti

Fakat, SSCB, Almanya’yı yenmesine karşılık kendisi kaçınılmaz bir şekilde zarar gördü, aynı derecede kendi uluslarını -Kırım Tatarları, Çeçenler, Buryatlar- baskılarken de.

6. 1968 ne demekti?

1968’de devrim dalgası vardı- Vietnam Savaşı, Prag Baharı, Fransa Mayıs- Haziran, ABD’deki yaz olayları (Chicago, Kent State), Kuzey İrlanda’daki yurttaş hakları hareketi

Küresel sermaye çok korkmuştu.

Muhtelif hareketlerin (Vietnam dışında) yenilgisini, özellikle ABD’de fakat birçok ülkede, olağanüstü baskı, yeraltına çekilme ve silahlı mücadele izledi.

Weatherman, Siyah Panterler, Kızıl Ordu Fraksiyonu, IRA, ETA- Bunların silahlı mücadeleleri 1968’in ani kötü sonucundan sonra başlamıştır.

Ve insan haklarına ve temel özgürlüklere saldırı izledi- örneğin 1974’de Birleşik Krallıkta Terörizmin Önlenmesi Anlaşması. En çok bilinen 11 Eylül sonrası tarihli Terör Anlaşması 2000.

7. 11 Eylül 2001’de dünya değişti mi?

Hayır- yalnızca insan haklarının ve temel özgürlüklerin baskılanmasına yeni bir bahaneydi.

Gerçekte, küresel sermaye günümüzde düzenli krizlerinden birini yaşamaktadır- her defasında bu dünyanın sonuna benzer

Naomi Klein “Şok Doktrini”nde devletin, krizleri ve felaketi, yeni baskıyı açıklamak için nasıl kullandığını ikna edici bir şekilde anlatıyor. Fakat kapitalizmin, gerektiğinde yıkarak amansızca itibar peşine düşmüş bir sistem olarak çalışmasını ihmal ediyor ya da görmezden geliyor.

Bu kriz kapitalizmin zorunlu bir sonucudur.

Bundan başka, küresel ısınmaya ve çevresel bozulmaya da doğrudan ve zorunlu bir şekilde kapitalizm sebep olmuştur.

Ve işte bu nedenle Basklılar bir tehlike- onlar yalnızca kendi kaderlerini tayin hakkı değil, sosyalizm istiyorlar.
_____________________
1) ç.n.: Burada kastedilen ZiZek’in Robespierre üzerine yapmış olduğu çalışmalar. Daha ayrıntılı bilgi için ZiZek’in “Robespierre or the "Divine Violence" of Terror” isimli makalesine ve “Robespierre : Virtue and Terror” adlı kitabına bakılabilir.

2) Michael Collins (1996) Yön: Neil Jordan.