ÜyeFormu

Hoşgeldin Ziyaretçi.






Parolamı unuttum
Üye değil misiniz? Üye Olun
Aktivasyon mailiniz gelmedimi? tekrar isteyin?

Site İçi Arama

Ana Sayfa
İşkenceyi Ciddiye Almak Yazdır E-posta
Seçmeli Protokol ve Türkiye’de Ulusal Ziyaret Mekanizmaları*

Kerem ALTIPARMAK**

“İşkence ve diğer zalimane, insanlıkdışı ya da aşağılayıcı muamele ya da cezanın […] insan haklarının ciddi ihlallerini oluşturduğunu yeniden vurgulayarak” (Seçmeli Protokol, Başlangıç 1. paragraf)
1. Giriş
Türkiye, Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşmesi'ne Ek Seçmeli Protokolü Eylül 2005’de imzaladı , ancak bugüne kadar onaylamadı. Kimilerince bu Protokol Türkiye’nin işkence sorununa kesin bir cevap olmasa da, işkence ve kötü muameleyle mücadele konusunda önemli bir katkı sağlayacak. Oysa tüm uluslararası andlaşmalar gibi Ek Protokol de bu etkiyi gösterebilmek için imza ve onaydan çok daha önemli iki unsuru gerektiriyor: Niyet ve irade. Hükümetten gelen ilk resmi açıklama, Protokolün imzalanmasının ardından 18 ay geçmesine rağmen hiçbir ciddi çalışma yapılmadığını, ortada işkence ve kötü muamele ile mücadele yönünde bir niyet ve iradenin olmadığını açıklıkla ortaya koyuyor. Hükümetin tek niyeti, AB Komisyonu İlerleme Raporuna olumlu sayılabilecek bir satır ekletmek. Daha da kötüsü, hükümet hiçbir çalışma yapmaksızın Seçmeli Protokolü onaylamak için mevcut kurulların yeterli olduğu sonucuna ulaşmakta ki kanımızca bu Seçmeli Protokolü Türkiye için doğmadan öldürmek anlamına gelmektedir.
Yukarıdaki paragrafta bahsi geçen resmi açıklama, Adalet Bakanlığı’nın Çanakkale Milletvekili İsmail Özay’ın Başbakanlığa yönelttiği, ek protokolün ne zaman ve ne şekilde onaylanacağı sorusuna 19/01/2007 günü verdiği 1,5 sayfalık cevap. Bu cevapta, işkenceyle mücadele ve izleme pratiklerine ilişkin genel bir bilgi verilmekte, Türkiye’nin nasıl bir model izleyeceği ise sadece bir cümleyle açıklanmakta: “Bu protokol çerçevesinde cezaevi izleme kurulları ve insan hakları komitelerinin uluslararası örgütlenme modeli içinde yeniden yapılanmaları, etkinliklerinin ve işlevlerinin artırılması sağlanabilecektir.”
Bu tek cümleden anlaşıldığı kadarıyla Adalet Bakanlığı İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları ve Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları’nın Seçmeli Protokol’de öngörülen görevleri layıkıyla yerine getirebileceğini düşünmektedir. Seçmeli Protokol’ün onayına ilişkin atılacak ilk adımın mevcut kurulların gözden geçirilmesi olması gerektiğine şüphe yoktur. Şaşırtıcı olan bu inceleme sonunda mevcut kurulların bu görevi yerine getirebileceği sonucuna ulaşılmış olmasıdır. Bu çalışma, Adalet Bakanlığı tarafından önerilen ulusal mekanizmaların Protokolde düzenlenen ulusal kuruluş ölçütlerini yerine getirmesinin mümkün olmadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır.

* 24 Şubat 2007 tarihli Uluslararası Deneyimler Işığında Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmenin Seçmeli Protokolü Panelinde yapılan sunum.
** Yrd. Doç. Dr., A.Ü. SBF İnsan Hakları Merkezi.
Protokol Türkiye tarafından 16 Eylül 2005 tarihinde imzalanmış ve fakat henüz onaylanmamıştır. Protokolün gayriresmi Türkçe çevirileri bulunmaktadır. Türkiye İnsan Hakları Vakfı çevirisi için bkz: http://www.tihv.org.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=496&Itemid=74. Bu çalışmada Mehmet Semih Gemalmaz tarafından yapılan çeviri kullanılmıştır: Mehmet Semih Gemalmaz (2004), İnsan Hakları Belgeleri, Cilt VI, Birleşmiş Milletler Üçüncü Bölüm, (İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi), s. 167 vd.
Adalet Bakanlığı’nın 19.01.2007 gün, 44 sayılı ve 7/18855 Esas sayılı soru önergesine cevap.
Cevaptaki insan hakları komitesi ifadesi olsa olsa bu kurulları kastediyor olabilir. Çünkü, Türkiye’de komite adı alan tek ulusal kuruluş İnsan Hakları Eğitim Ulusal Komitesi’nin ziyaret yetkisi bulunmamaktadır. Bkz. İnsan Hakları Eğitimi Ulusal Komitesi Yönetmeliği, R.G: 11.11.2006, S. 26343.


Yazının devamını indirmek için tıklayınız.